İnsanlardaki İçgüdü ile İlgili Bilmeniz Gerekenler

Aralık 21, 2019
Bu ilginç konuyu ele aldığımız yazımızda, içgüdülerle ilgili bilmeniz gereken her şeyi öğrenin.

Herkes insanlardaki içgüdü dediğimiz bu fenomen hakkında sıkça konuşur ama çoğu gerçekten ne anlama geldiğini bilmez. Bu kavram aslen biyolojiden gelir. Biz insanların özümüzde sadece evrim geçirmiş bir memeli olduğunu hatırlatır. 

Ancak insanları hayvanlardan farklı yapan bazı tuhaflıkları var. Örneğin, insanlardaki hayatta kalma içgüdüsünden hep bahsedilir ve çoğu kişi de bu içgüdüye sahip olduğumuza inanır. Gel gör ki dünyanın her yerinde her gün intihar eden birileri olduğunu siz de biliyorsunuz. Eminiz cinsel güdülerimiz olduğunu da hep duymuşsunuzdur ama cinsel iktidarsızlık gibi birçok cinsel problemin varlığından da haberiniz vardır.

“İçgüdüler muhteşemdir. Açıklanamaz ama yok sayılamaz da.”

– Agatha Christie

Gördüğünüz gibi, insanlardaki içgüdü ile ilgili tartışmalar sadece biyolojik tartışmalardan ibaret olamaz. Kültürel ve sembolik koşullardan da fazlasıyla etkilenen bir kavram. Hatta öyle ki, bundan hiç bahsetmeyen düşünce ekolleri bile var. Bunlar içgüdü yerine “dürtülerden bahseder.

denize bakan adam

İnsanlardaki içgüdü ile ilgili biyolojik teori

Biyolojik açıdan bakınca, türler arasında kalıtımsal olan ve yaygın görülen davranışların bir haritasını çıkardığımız zaman insan içgüdüleriyle olan ilişkisini görebiliriz. Bu içgüdülerin amacı insanların bulundukları çevreye adapte olmasına yardımcı olmaktır. Bunlar zaten beynin kendisinde önceden programlanmıştır, kendinizi korumanız ve hayatta kalmanız için vardır. Anlık ya da otomatik tepkilerinizle de dışa vurursunuz.

Biyolojik teoriye göre insanlarda bazı temel içgüdüler vardır:

  • Hayatta kalma içgüdüsü.Bu, hayatınızı ve sağlığınızı korumak adına gösterdiğiniz en temel davranıştır. Tehlikeden kaçınmak, beslenmek ve barınak bulmak gibi davranışlardan bahsediyoruz.
  • Üreme içgüdüsü.Bu da türünü korumak adına vardır: yani üreme içgüdüsüyle cinsellik yaşamak.
  • Dini içgüdü. Bu konu hakkında varılabilen ortak bir karar olmasa da pozitivist psikologların çoğu, insanların hayatın özünde yatan bir anlam bulma ihtiyacı olduğunu söyler. Bu içgüdünün, epilepsi nöbeti sırasında beyinde aktif olan bölgeyle bağlantılı olduğu iddia ediliyor.

Ancak bu yaklaşım, örneğin, obez olmadığı halde obez gibi hissedip yemek yemeyi bırakan birinin neden bunu yaptığını açıklayamıyor. Bu onların içgüdülerine tamamen ters düşen bir davranış.

Dürtü teorisi

Sigmund Freud insanlarda içgüdü gibi bir şeyin olamayacağını savunuyordu.Dürtü olarak adlandırdığı, insan türüne has bazı özellikler olduğunu iddia etmişti. Bu dürtüler de heyecan ve fiziksel gerilimlerden oluşan psikolojik tepkilerdi.

Dürtüler boşaltılmak ya da dindirilmek ister. Bu dürtülerden kurtulmak için bir araç, bir obje ararız. Örneğin, acıkmak dürtü ise yiyecekler kişiyi bu dürtüden kurtaracak bir araçtır. Asıl sorumuza gelecek olursak: Öyleyse neden bazı insanlar yemek yemeyi reddediyor? Freud, her insandaki dürtülerinin illa ki kendi yararına hizmet etmekle sınırlı olması gerekmediğini söylüyor. 

Freud’a göre iki temel dürtü var: Eros ve Thanatos. Eros dürtüsü kendini koruma ve cinsellikle ilgili tüm dürtüleri kapsar. Thanatos ise ölüm, şiddet, kaos ve yıkıcı dürtüler kadar ruhsuz bir hale dönme isteğini içeren dürtüleri de kapsar. Bu dürtüler aslında acil ihtiyaçlarımızı karşılamaktan ziyade bunların zihnimizdeki temsillerine yönelik tatmin arar.

insanlardaki içgüdü: aydınlanmış kadın

Diğer teoriler

İnsandaki içgüdüler konusunda ortaya atılan başka teoriler de var. Bunlar biyolojik teori ile dürtü teorisi arasında bir orta yol bulmayı amaçlar. Yani iki teorinin çeşitli yönlerini bir araya getirerek dürtüleri farklı bir şekilde kategorize eder.

Bu yaklaşımlara göre içgüdüleri şu şekilde ayırabiliriz:

  • Yaşamsal içgüdüler. Bunlar cinsel içgüdü ile ‘savaş ya da kaç’ tepkisini içerir. Genel anlamda hayatta kalma içgüdüsüyle eşdeğer diyebiliriz.
  • Zevk içgüdüleri.Bunun amacı insanı en yüksek mutluluğa ulaştırmaktır. Hayatta kalma içgüdüsünün daha rafine edilmiş halidir. Örneğin, hayatta kalmak için sadece su içmekle yetinmezsiniz. Farklı aromaları olan içeçekler de içmek istersiniz.
  • Sosyal içgüdüler.Bunlar arkadaşlık, güç, prestij ve mülkiyetle ilgilidir.
  • Kültürel içgüdüler. Bu dürtüler ise bilmek, keşfetmek ve kendini sanatsal olarak ifade etmek gibi ihtiyaçlarımızı tanımlar.

İnsanların günlük konuşmalar arasında başka içgüdülerden bahsettiğini de görüyoruz; mesela annelik içgüdüsü. Kadınların çocukları hep çok sevmesini bununla açıklayanlar var. Son olarak, iğrenç bulduğunuz şeylerden tiksinme ya da bunları reddetme dürtüsünü de ekleyebiliriz. İnsanlardaki içgüdü kavramı ile ilgili ortaya konan bu teorilerden hangisi doğru? Şu an itibariyle buna verilebilecek kesin bir cevap bulunmamaktadır.

  • Marcuse, H., & Vásquez, G. H. (1980). La rebelión de los instintos vitales. Ideas y Valores, 29(57-58), 69-74.