Günümüzde Montessori Metodunun Etkileri

· Ekim 26, 2018

Maria Montessori, okul öncesi eğitim alanında devrim yaratmış bir öğretme metodunun yaratıcısıdır. Önermelerinin kapsamı o kadar genişti ki, adı alanının sınırlarını aştı. Önerdiği metod, oyunlar üzerinde özellikle durmuştur ki bu da çocukların birden fazla beceri ve yetenek geliştirmesi için mükemmel bir ortam oluşturur.

Pek çok anaokulu, bu metodun harika bir örneğini uygular. Oyun oynamaya, eğlenmeye ve esnekliğe odaklanan, zorunlu olmayan bir eğitimden bahsediyoruz. Çocukların spontane davranmasına da inisiyatif almasına izin verir. Sonuç olarak, Maria Montessori’nin metodu, genç arkadaşlarımızın bağımsızlığını destekler. Aynı zamanda, birlikte var olmak, işbirliği yapmak ve saygı duymak gibi çok temel değerler edindirir.

Günümüzde Montessori metodu, küçük çocuklarda becerilerin doğal gelişimini; keşfetmek, arkadaşlarla işbirliği, merak, oyun ve iletişime dayandırarak teşvik eder.

Montessori metodun temel prensipleri

Montessori metodu günümüzde yöneten temel prensipleri analiz edebiliriz. Uygulanması, eğitimcilerin tercihlerine göre farklı versiyonlarla sonuçlansa da, altında yatan özü açıklayacağız.

Başlangıç için, Montessori metodu, keşfetme temelli bir öğrenmeyi teşvik eder. Hepimiz doğuştan merağa sahibizdir. Montessori öğretmenleri, bir şey bu doğal merağı uyandırdığı zaman çocukların daha iyi öğrendiğine inanır, çünkü böylece daha fazla öğrenmek ve kendi keşiflerini yapmak isterler. Bu metot, çocukların soru sormak ve cevaplar bulmak için sahip olduğu bu doğal eğilimden yararlanır.

çocuk öğrenme

Aynı zamanda, bu metodu takip edenler, ortamın çocuğun ihtiyaçlarını, çocuğun karakteristiğine (yaş, kültür, otizm gibi tanılar vb) göre karşılıyor olması gerektiğine inanır. Ayrıca her çocuğun iletişime geçip oynayabileceği doğal bir materyale, bu metodu adapte etmemiz şarttır. Burada tahta, kir ve diğer doğal materyallerden söz ediyoruz.

Eğitmenin kullandığı tüm oyunlar, ortak çalışmaya dayalı bir bileşene sahip olmalıdır. Öğretmen; bu oyunları gözetlemeli, yönlendirmeli ve koordine etmelidir. Öte yandan öğretmen, konu öğrenmeye gelince mümkün mertebe az müdahale etmelidir. Öğrenme aşamasında öğrencilere adeta bir rehber olmayı denemelidir.

Montessori metodu, geleneksel eğitimi tersine çevirmeyi amaçlar. Hedefi, dersleri dinamik ve eğlenceli deneyimlere dönüştürmektir. Bu nedenle, dersler 3 saat boyunca kesintisiz olarak sürer.

Bu metodun prensipleri konusundaki açıklamalarımızı bitirmeden önce, Montessori metodunun sınıfları, eğitim seviyelerinden ziyade yaş gruplarına göre (en fazla üç yaş farka sahip olacak şekilde) bölmeyi amaçladığını dile getirmeliyiz. Örnek olarak bir sınıfta 6 ila 9 yaş arasında çocuklar birlikte bulunur. Bu yolla, farklı yaştan çocuklarla iletişime geçebilirler. Bu, oldukça faydalı bir uyarandır.

Günümüzde Montessori metodu

Neyse ki, Montessori metodu zaman içinde ayakta kalmayı başardı. Hala farklı okullarda kullanılıyor. Oyunları ve çocukların bağımsızlığını ve özerkliğini savunduğu gibi, merakını uyandırmak için çeşitli elementlerle etkiletişime geçmesini de savunur. Kısacası, çocukların doğal eğilimlerini, oyunlar ve eğlence ile ortaya çıkarır ve bunu, ana eğitim aracı haline getirir.

Öte yandan, gözlerimizi geleneksel ilk eğitimin içine çevirirsek, manzara değişir. Çocuklar öğretmenlerine dikkatlerini vererek saatler harcar, konuşmadıkları için ödüllendirilir (ya da cezalandırılmaz), konuşamaz ve uzun bir süre boyunca dikkatini vermek zorunda bırakılır. Bir ders, diğerinin ardından gelir. Bu, öğrenmek için var olan tüm içgüdüyü alır götürür.

meraklı çocuk

Montessori metodunu seçmiş çok sayıda okul bulunmaktadır. Tüm bunlara rağmen hala ortada bir şüphe vardır. Montessori metodu sadece 0 ila 6 yaş arasındaki çocuklar için mi uygundur? Her ne kadar çoğu okul bu metodu sadece bu yaş aralığındaki çocuklar için sunsa da gerçek şu ki, Maria Montessori bunu 12 yaşa kadar kullanılabilir olarak tasarlamıştır.

Öte yandan, Montessori metodu aynı zamanda lise çağında da uygulanabilir. Maria Montessori, her ne kadar bu metodu bu seviye için tasarlamak ve tamamen geliştirmek için yeterli zamanı bulamamış olsa da, daha büyük yaşta çocuklarla atılacak bazı adımlar için düzenlenmiş bir kılavuz bırakmıştır.

Mevcut eğitim sistemi, notlara çok fazla odaklanır. Bu nedenle, iyi bir final notuna ulaşmak için bazı görevler tamamlamak, öğrencilerin sırtına çok fazla yük bindirir. Montessori metodu tam tersini hedefler. Sınav ya da ödev yoktur çünkü asıl amaç, öğrenmektir, en iyi notu almak değil.

Veriler, ilkokuldan sonra öğrencilere verilen eğitimin onları sıktığını gösteriyor. Onları motive etmek bir yana dursun, okulun işlevsiz bir şey olduğunu düşünmelerine neden oluyor. Bu durum, öğretme biçimimizi sorgulamamız için bir teşvik olmalıdır. Şu an, rekabetçilik beslenir. Notlar, öğrenciyi başarısız ya da zeki olarak etiketler. Öte yandan öncelikli amaç, öğrencilerin, etraflarındaki dünyayı anlamak için motive hissetmesi olmalıdır.

çiçek ve çocuk