Gahuku-Gama: Eşitlik ve Dayanışma

12 Ekim, 2020
1962 yılında Fransız antropolog Claude Lévi-Strauss Yeni Gine'deki Gahuku-Gama topluluğunun uygulamaları hakkında yazmıştır. Onlar için oyunlar sadece keyif ya da eğlence için değildir, aynı zamanda toplumun değerlerinin bir mikrokozmosudur.

Yeni Gineli Gahuku-Gama ya da Gahuku-Kama insanları, özellikle de çatışma ve rekabet ile ilgili görüşleri söz konusu olduğunda Batı dünyasının geri kalanına kıyasla çok farklı bir gelenek ve ahlak setine sahiptir. Bu topluluk barış ve uyumu sürdürmek için elinden gelen her şeyi yapmaktadır.

Bu topluluğun benzersiz uygulamaları modern antropolojinin babası Claude Lévi-Strauss tarafından The Savage Mind kitabında tanımlanmıştır. Gahuku-Gama toplumu 1930 yılına kadar Batı dünyasından izole bir şekilde var olmuştur. O noktada ise çoğunlukla Avrupa’dan gelen misyonerler ile temasa geçmiştirler.

Lévi-Strauss misyonerleirn Gahuku-Gama topluluğuna önce futbol oynamayı öğrettiğini açıklamıştır. Topluluk sonrasında bu sporu kendi değerlerine ve geleneklerine uyacak şekilde adapte etmiştir.

Şaşırtıcı bir şekilde, futbolu rakip takımlar arasında bir yarışma haline getirmemeye karar vermişlerdir. Onun yerine sık sık günler boyunca oynamışlardır, maçlar iki takımın eşit olması için ne kadar gerekiyorsa o kadar oynanmıştır.

Bir futbol topu.

Gahuku-Gama

Gahuku-Gama için bazı insanların kazanması ve diğerlerinin kaçınılmaz olarak kaybetmesi fikri kabul edilemezdir. İki durum da onur kırıcıdır, ve grubun bir bütün olarak dengesini tehlikeye atar. Bunun bir sonucu olarak da futbol pratiğini yepyeni bir seviyeye taşımaya karar vermişlerdir ve bunu basit bir oyundan bir ritüele dönüştürmüşlerdir.

Bu Yeni Gine topluluğu için dayanışma temel bir değerdir. Bunun bir sonucu olarak da bir takımın diğerine karşı zafer kazanması amacını taşıyan bir oyunu kabul edememişlerdir. Gahuku-Gama çabaya büyük bir değer verirler ve onlara göre oyuncular ne kadar uğraşırsa uğraşsın bir takımın kaybetmesi son derece haksız görünmüştür.

Tam da bu sebepten, futbol maçları genellikle birkaç gün sürer. Hedef takımların eninde sonunda berabere kalması olsa da bu bir takımın diğerine taviz vermesine izin verildiği anlamına gelmez – bu dürüst olmayan bir durum olarak kabul edilir. Hedef, iki takımın da herkesin eşit bir düzeyde olduğu noktaya gelene kadar gelişmesi ve değişmesidir. Berabere kalarak her iki takım da aynı anda hem kazananlar hem de kaybedenler olur.

Rekabet Etmek ve Berabere Kalmak

Gahuku-Gama’nın bir istisna olduğunu düşünebilirsiniz. İnsan davranışı ile ilgili pek çok teori savaş, rekabet ve çatışmanın insan doğasının doğal bir parçası olduğunu iddia eder. Teoride, pek tabii, durum bu olabilir. Ancak, çoğu kültür rekabet ve çatışmadan ziyade bir dayanışma hissini destekler.

Antik Yunanlardan önceki bazı eski kültürlerin benzer değerlere sahip olduğuna dair de kanıtlar bulunmaktadır. Hatta, Alaska’daki İnuit halkları gibi bazı gruplar uzun tarihlerinde hiçbir savaşa girmemişlerdir.

Bu insanların pek çoğu kaynakların kıt olduğu yerlerde yaşasa da var olan az şeyler için rekabet etmektense, çözümün ortak fayda için bir arada kalmak olduğuna karar vermişlerdir. Bir bakıma, bu da herkesin aynı anda hem kazanıp hem de kaybettiği bir beraberlik şeklidir.

Dünyanın diğer tarafında, Patagonya’da da benzer gelenek ve değerlere sahip başka topluluklar vardır. Örneğin, “beyaz adamın” müdahalesi dolayısıyla geriye kalan nüfusları çok az olan Yaghán ya da Yamana halklarının da insanlarının herhangi bir savaş yaptığına ya da diğer topluluklarla herhangi bir fiziksel yüzleşme yaşadıklarına dair hiçbir kayıt yoktur.

El ele duran çöp adamlar.

Gahuku-Gama Topluluğundan Ne Öğrenebiliriz?

Eğer bu topluluklarda görülen gelenek ve pratiklere biraz daha açık olsaydık çok daha az endişe, stres ve anksiyete yaşardık. Problemlerimizin pek çoğu başarı ve başarısızlık ile ilgili sağlıksız takıntımızdan, bizleri geceleri uyanık tutan aşağılık ve üstünlük duygularından, çatışmalar ile başa çıkamamamızdan ve bunlarla gelen kendimizi dayatma arzumuzdan geliyor.

Gahuku-Gama kabilesinde görülen değerler gibi değerler bireysel büyümenin yeterli olmadığını gösteren kolektif bir büyüme iradesini yansıtmaktadır. İş, sadece başkalarının bizimle birlikte büyümesine yardım etmeyi becerebildiğimizde tamamlanır.

Kendimize olduğu kadar başkalarına da değer vermemizi sağlayan bir evrensel adalet prensibine, bir adalet ve eşitlik hissine ulaştığımızda hepimiz daha huzurlu hissederiz. Bu eski kültürlerin de, bireysel ve toplu barışı sağlamak için yeni oyunlar ile eski geleneklerin bir karışımını kullanmak ile yaptıkları da tam olarak budur.

Araújo, J. (1996). XXI, siglo de la ecología: para una cultura de la hospitalidad. Espasa.