Claude Lévi Strauss - Olağanüstü Bir Antropolog

23 Temmuz, 2020
Claude Lévi-Strauss'un nispeten sakin bir hayatı vardı. Çalışmalarını "İnsanlık nedir?" sorusunu cevaplama girişimleri olarak nitelendiren bilim insanı, antropoloji dünyasında önemli bir devrimi temsil ediyordu.
 

Claude Lévi Strauss, modern antropolojinin babası ve 20. yüzyılın en seçkin düşünürlerinden biri. Bu disiplinin tarihini değiştirecek şekilde, Strauss, yapısal antropolojinin kurucusudur. Bu gerçekleştirdiği, onu akademisyenler dünyasında da ünlü bir bilim insanı haline getirdi.

Biraz tuhaf birşeymiş gibi görünse de, Claude Lévi-Strauss’un rüyası aslında gezegenler arası boyuttaydı. Birkaç kez bu büyük fantezisinin insanların bu alanı kolonize etmesi ve aya veya belki Mars’a taşınması üzerine olduğunu da çeşitli yerlerde dile getirdi.

Bu bilim adamı, geleceğin insanlarının yeni medeniyetler inşa edişini ve hatta Dünya’da kalanları unutuşunu hayal etti. Kendisi, Dünya’da kalanların vahşi bir ortamda yaşar duruma düşeceğine ve kendisinin de onları inceleyebileceğine inanıyordu.

“Dünya insansız başladı ve ömrünü tamamlaması da onsuz olacak.”

– Claude Lévi-Strauss

Collège de France’da Strauss’dan görevi devralan Françoise Héritier, bu ünlü bilim insanının çalışmalarını, insanlık hakkında temel bir şey öğretiyor olduğunu söyleyerek özetledi. Kültürler bazen birbirinden çok farklı olabiliyor, değil mi?

Bununla birlikte, Lévi-Strauss, insanların bilişsel araçlarının da aynı olduğunu kanıtladı. Bunun bir sonucu olarak, farklılıklar ve evrensellik insanlarda temel bir olgu olarak ortaya konuldu.

Claude Lévi-Strauss ve insanlık nedir sorusu
 

Claude Lévi Strauss ve başlangıçları

Claude Lévi-Strauss’un 28 Kasım 1908 tarihinde Belçika’nın Brüksel kentinde doğması bir nevi bir rastlantı sonucuydu. Bunun nedeni, ailesinin o sırada seyahat eden Fransız Yahudileri olmasıydı.

Babası portreler yapan bir ressamdı ve annesi ise ev hanımıydı. Çevresi, sanat, özellikle de resim, müzik ve şiir aşkıyla çevriliydi.

I. Dünya Savaşı başladığında, dedelerinden biriyle Versalles’a taşındı. Büyükbabası tanınmış bir hahamdı. Claude Lévi-Strauss’un sinagogla ilk temasları soğuk ve titizlenen bir havada olmuştu. Sonuç olarak, genç yaştan itibaren dine karşı oldukça kayıtsız kaldı diyebiliriz.

Bunun yerine, doğa hakkında daha tutkulu bir havaya sahip oldu ve nadir ve merak uyandıran kültürel eserler toplamaya daha çok ilgi gösterdi. Okul yıllarında gerçekten göze çarpmasa da entelektüel anlamda oldukça ileri seviyedeydi.

Gençken, ailesinin yaşadığı Paris’e döndü ve burada da sosyalist bir organizasyona katıldı.

Filozofluktan etnograflığa

Claude Lévi-Strauss, ilk başta, hukuk okumaya karar verdi. Ancak 1927’de fikrini değiştirdi ve ana dalını Sorbonne Üniversitesinde felsefe okuyacak şekilde değiştirdi.

Orada Jean-Paul Sartre ve Simone de Beauvoir ile tanıştı. Daha sonra felsefenin onu aynı anlamda hem kendisine çektiğini ve hem de biraz kızdırdığını da itiraf etti, çünkü o alanda çok fazla makyaj ve spekülasyon olduğunu hissediyordu.

Çalışmalarını bitirdiğinde, ortaokul öğretmeni olarak çalışmaya başladı. Ancak, bu meslekte kendini rahat hissetmiyordu; sonrasında da, çalışma hayatının geri kalanı boyunca ders vermedi.

 

Paris’teki École Normale Supérieure (prestijli bir lisansüstü okulu) müdürü Célestin Bouglé’den bir telefon geldiğinde ise, Strauss için her şey değişti.

O an geldiğinde, hayatında radikal bir dönüşüm yaşanıyordu. Bouglé, Strauss’dan, sosyoloji profesörü olarak bir üniversitede görev almak üzere São Paulo’ya gitmesini istedi.

1935’te oraya geldi. 1939’da Mato Grosso ve Amazon’da etnografik keşifler yapmaya başladı. Bu deneyim en önemli çalışması olan yapısal antropoloji için başlangıç noktası oldu.

Amazon nehri

Yüzyıl yaşayan adam – Claude Lévi Strauss

Brezilya’daki deneyimlerinden sonra Claude Lévi-Strauss yeni fikirler, yeni yöntemler ve harika yansımalar önermeye başladı. Daha sonra II. Dünya Savaşı sırasında, Nazi zulmünden kaçmak için ABD’de biraz zaman geçirdi. Orada değerli entelektüel temaslar kurdu ve teorilerini üretmeye devam etti.

Kariyerinin doruk noktalarından biri, 20. yüzyılın en önemli kitaplarından biri olarak kabul edilen Tristes Tropiques‘in yayınlanmasıydı. Bu kitap akademik anlamda ünlü biri olarak tanınacağı yeni hayatına geçişinin de işaretiydi. Ayrıca Race and HistoryMyth and Meaning: Cracking the Code of Culture (Irklar ve Tarih, Mitler ve Anlam: Kültür Kodunu Kırma) ve Mythology (Mitoloji) isimli yazı dizilerini kaleme aldı.

 

Ayrıca, insanlar, onun, kendisine yöneltilen övgüleri bile kabul etmeyen uzak bir adam olduğunu söylediler. Hatta, hakkında anlatılan bir efsaneye göre de, arka planda lirik müzik olmadan, yazılarını yazamadığı anlatılıyordu.

2009 yılında 100 yaşında ölen ünlü bilim insanı, hayatı boyunca birçok ödül aldı. Çalışmaları, tarih çalışmalarını antropoloji çalışmalarından ayırdı. Onun sayesinde antropoloji alanındaki yeni araştırmalar bugünkü haline geldi.

Lévi-Strauss, C., & Florián, V. (1971). Conversación con Claude Lévi-Strauss. Ideas y Valores, 20(38-39), 57-68.