Eski Aşkları Unutmak Neden Zordur?

Aralık 4, 2019
Geçmişte yaşanan aşklar asla unutulmaz. İster gözyaşlarına neden olsun, ister kısa bir yaz aşkı olsun bu durum değişmez. Aşk, insan beyninde silinmeyen iz bırakan bir mürekkep gibidir.

Eski bir aşkı unutmaya çalışmak, granit bir yüzeyi kırmak için uğraşmaya benzer. Yani adeta imkansız bir çabadır. Çünkü bu lekesiz hatıralar, hikayeler ve tecrübeler, yoğun tutku ve hafızlardan silinmeyen bir büyü izi ile yazılmaktadır. Bu nedenle, istesek de istemesek de geçmişte yaşanan bu tür tecrübeleri silmek ve eski bir aşkı unutmak imkansızdır. Çünkü tüm bu yaşananlar aslında şu anda bizi biz yapan değerlerdir.

Lübnanlı yazar Khalil Gibran kitaplarından birinde, kalbin gerçek anlamda açılabilmesi için bir noktada kırılması gerektiğini yazmıştır. Belki de aşkın öğrenilen bir şey olduğu ve kırık kalplerin de açılan yaralarda çok daha fazla tecrübe ve bilgelik taşıdığı doğrudur. Şartlar ne olursa olsun, yaşanan hayal kırıklıklarının ya da mutlulukların da ötesinde çok açık bir gerçek vardır: Beyin bir zamanlar sevdiklerini asla unutmaz.

Bir zamanlar her şeyden fazla sevdiğimiz o insanı aklımızdan çıkarıp hafızamızdan silmek için ne tür reçeteler, tavsiyeler ya da yöntemler verirlerse versinler hiçbir şey değişmeyecektir. Bu konuda ne yaparsak yapalım hiçbir işe yaramaz. Çünkü aslında yaşanan tecrübeler hiçbir zaman unutulmaz. Sadece bu tecrübeleri yokmuş gibi kabul eder, olduğu (ya da olması gerektiği gibi) gibi bu tecrübelerin öğrendiklerimize ve birikimlerimize katkıda bulunmasını kabul ederiz.

“Kopmuş bir ip yeniden örülemez; tamir edilip yeniden işler hale gelebilir, ancak o ip kopmuştur bir kere. Belki de yeniden karşılaşabiliriz; ancak beni yeniden bıraktığın yerde bulamazsın.”

– Bertolt Brecht

Ayrı bir çift

Beyin İçin Bir Aşkı Unutmak İmkansızdır

Bir ilişkiyi geride bırakmak ve mümkün olduğunca hızlı bir biçimde hayatınızdan çıkarmak kimi zaman gerekli bir durumdur. Böyle bir karar her iki taraf için de en iyisi olabilir. Çünkü çiftlerin saygınlıklarını yitirmemesi ve birbirlerine daha fazla zarar vermemeleri çok önemlidir. Bazı şeyleri zamanında bitirmek insanın kişisel bütünlüğünü ve sağlığını koruması için tek stratejidir. Bunun sonucunda gelinen sonla birlikte, karşılıklı olarak karar verilmiş olsun ya da olmasın, geride kalan acı ve üzüntü genellikle çok yoğun bir biçimde yaşanır.

Yapılan çalışmalara göre, duygusal bir çöküntüyü atlatmak için ortalama olarak 6 ila 18 ay arasında bir süre geçmesi gerekmektedir. Bir aşkı tamamen unutmak ise imkansızdır. Çünkü kimse hafızasını istediği gibi düzenleyip unutmak istediklerini silemez. Ancak yine de duygusal etkileri ve acıları temel ve basit yaklaşımlarla düzenleyebilir ve bu sayede yeni durumu kabul ederek duygularımızı kontrol altına alabiliriz.

Hepimizin bildiği gibi aşk kimi zaman kaotik, kimi zaman da oldukça karmaşık ve yoğun yaşanan bir duygudur. Bunun yanında hiçbir ilişkinin bir diğeriyle aynı olmadığının da altını çizmek gerekir. Yani kimileri ayrılık acısını yaşarken hayatının en zorlu dönemlerinden geçer, kimileri ise yaşananları daha kolay bir biçimde geride bırakıp hayatında yeni bir sayfa açmayı başaracak güç ve iradeyi gösterebilirler. Fakat her ne olursa olsun bir aşkı unutmak, beynimizin sahip olduğu çeşitli özellikler nedeniyle imkansızdır. Şimdi konu ile ilgili biraz daha detaya inelim.

Duygusal Hafıza ve Fiziksel İşaretler

En basit tabiriyle insanlar, günün birinde mantıksal nedenler bulmayı başarmış duygusal yaratıklardır. Her şeyden öte sahip olduğumuz duyguların birbirimizle olan ilişkilerde temel birer kavram olduğunu belirtmek gerekir. Bu duygular sayesinde diğer insanlarla bağlar kurar, kendimizle ilgilenir, riskleri tanımlayıp anlar ve sağlıklı bir biçimde yaşamamız için gerekli önlemleri alırız.

  • Tüm bunlar aslında aşkın beyin için ne denli önemli olduğunu açıklamaktadır. Sahip olduğumuz bu doku, bir çifti meydana getiren sosyal ortamda kendimizi güvende ve değerli hissetmemizi sağlar. Sevmek ve sevilmek insanı sakinleştirir, huzur verir, stresten ve korkulardan uzaklaştırır. Bu nedenle, aldatma, hayal kırıklığı, beklenmeyen ya da anlaşmalı bir biçimde gerçekleşen ayrılık gibi durumların hepsi her zaman için belirli bir acı yaşamamıza neden olur.
  •  Diğer taraftan insan, duygusal hafıza diye adlandırılan bir özelliğe de sahiptir. Biriyle duygusal bir bağ kurup bu bağı devam ettirdiğimizde, bu süreçte çok sayıda fiziksel gösterge de ortaya çıkar. Bu işaretler aslında, beynin yoğun duygusallıkla ilişkilendirdiği tecrübelerdir: öpücükler, okşamalar, sarılmalar, sohbetler ve birlikte paylaşılan özel anlar… Tüm bunlar iyi olmak, mutluluk, heyecan, keyif vb. özelliklerin göstergesi olarak görülmelidir.
  • Hem duygusal hem de fiziksel bu hisler ve davranışlar, son derece dirençli nörolojik bir çevrim tarafından yaratılmaktadır. Bu duygu ve davranışlar her zaman var olacaktır. Bu nedenle, kimi zaman belirli bir anı hatırlamak için bir kokuyu almak ya da özel bir yeri ziyaret etmek yeterli olmaktadır. Bu tür anları yeniden yaşarken sadece hatıraları canlandırmaz, aynı zamanda o anda yaşadığımız duyguları da yeniden hissederiz.
Güneşin batışında yürüyen bir çift

Hem Kendimizin Hem de Geçmişimizin Bir Parçası Olan Aşklar

Eğer bir aşkı tamamen unutmak imkansızsa, bu durum ilk akla gelen ve genelde işaret edilen basit nedenlerin de ötesinde bir takım sebeplere dayanmaktadır. Eğer yaşanmış olan bir ilişkiyi hafızamızdan silme imkanımız olsaydı, aslında böyle bir durumda kendimizi de silmiş olurduk. Birer insan olarak yalnızca etten ve kemikten meydana gelmediğimizi, aynı zamanda yaşadıklarımız ve tecrübelerimizin de bizi bir yapan değerler olduğunu unutmamak gerekir.

Bu nedenle, geçmişte yaşanan aşklarla ilgili o hatıralar aynı zamanda o dönemdeki bize ait hatıralardır. Belki daha genç ve daha heyecanlı, yaptığı her şeyi çok büyük bir tutku ile yapan ve hayatı böyle yaşayan bir biz… Beynimiz, geçmişteki kendi versiyonumuzu silmek ya da unutmak gibi bir seçeneği asla tercih etmeyecektir.

Böyle bir tercih aynı zamanda kendi kişisel gelişimimiz için de bir geriye gidiş anlamına gelecektir. Çünkü yaşanan, hissedilen ve hatta acı çekilen her şey şu anki kişiliğimizi ve kimliğimizi oluşturan detaylardır. Bu yüzden, yaşama dair hikayemizi bir virgülle ya da satır başı yaparak bölmeye çalışmak son derece uygunsuz ve hatta utanç verici bir durum olacaktır. İyi ya da kötü olsun, tüm o yaşananlar bizi biz yapan tecrübelerdir. Bunun en güzel tarafı da önümüzde çok daha iyi hikayeler yazma fırsatları ile dolu bir hayat durduğu gerçeğidir. Çünkü aşk, her zaman için değerli ve keyif veren bir duygudur.

  • Galena K. Rhoades, et al, Breaking Up is Hard to do: The Impact of Unmarried Relationship Dissolution on Mental Health and Life Satisfaction (2011) Jun; 25(3): 366–374, Journal of Family Psychology.
  • Lewandowski, G. (2009). Promoting positive emotions following relationship dissolution through writing. The Journal of Positive Psychology, 4(1), 21-31.