Erteleme Davranışı – Neden Vazgeçemiyorsunuz?

Aralık 19, 2020
Erteleme davranışının arkasındaki her zaman için tembellik veya sorumluluk eksikliği değil. Aslında, bu tür günlerle ve zamanlarla ilgili ortaya çıkmış olan durumların ardında, zorunluluklarınızı veya diğer bir adıyla hayata dair bazı yükümlülüklerinizi bir türlü üzerinizden atamadığınız bir dizi çok spesifik psikolojik boyut bulunuyor.

Çalışmaya başlamalıyım. Yarın o raporu teslim etmem gerekiyor ve bilgisayarımı bile açmadım“. “Haftalardır üzerinde düşündüğüm bir sorunu çözmek için iki günüm kaldı, ancak yine de bunu bir adım öteye taşıyamıyorum“. Sizce neden bu şekilde bir erteleme davranışı içerisindeyseniz bırakamıyorsunuz? Tembel olmaya mahkum musunuz? Zihniniz neden gerçek anlamda önceliklere odaklanamıyor?

Neredeyse her insanın bir erteleme döngüsüne düştüğü ve bunun sonucunda, bu sürecin kendilerini suçlu hissetmelerine yol açtığı bir psikolojik ortamı yaşadığını söylemek çok da cesurca bir tespit değil aslında. Sonuçta, sorumlulukları ertelemek bir şekilde tembellik belirtisi, değil mi? Pek çok insanın inandığı şey bu, ancak bu şekilde bir inanışa sahip olmak işleri yalnızca daha da kötüleştiriyor. Aslında, çok az şey, olumsuz ve geri bıraktıracak kadar sert bir iç diyalog kadar erteleme eylemini yoğunlaştıramıyor.

Bir saniye düşünün. Aslında tembel, boşta kalmış ve kaygısız kişiler bu şekilde olmayı pek de umursamazlar. Tek umursadıkları şey, ne yapmaları gerektiğini umursamaktan kaçınmak adına bahaneler bulmak. Aksini yaparsanız, sonuçta, herhangi bir şeyi ertelediğinizde, kendinizi kötü hissedersiniz.

Bu nedenle, bu tarz bir yaklaşımın hayatınızın düzenini belirlemsine izin vermemek adına, bu davranışın arkasında ne olduğunu anlamak çok önemli. İsterseniz bunu biraz daha açalım.

Neden erteleme davranışı bırakılamıyor?

Erteleme davranışını, aslında gençlerle ve öğrencilerle ilişkilendirme eğiliminde oluyoruz. Ancak, her yaştan birey bunu yapıyor. Örneğin, zor bir yemek pişirmek veya garajda bir şey tamir etmek zorunda kalmak. Faturayı ödemek veya detaylı bir projeyi tamamlamak zorunda kalmak gibi işe sıra geldiğinde de bu duyguları deneyimleyebiliyoruz. Yapmamız gereken bir şey olduğunu bilmemize rağmen, kendimizi işe koyamıyoruz.

Bu nedenle, ertelemeyi durduramayacağınızı hissettiğinizde, deneyimlediğiniz şey aslında durağanlık hali ve ilerleme eksikliği. Belli ki bu duygu sizi endişelendiriyor. Dahası, bunu yaşadığınızda iki farklı şey oluyor. Şimdi bu iki şeye daha detaylı bakalım.

  • Her şeyden önce, ertelemenin belirli sonuçları var. Örneğin, işinizi kaybedebilir, bir testte başarısız olabilir veya bir fırsatı kaçırabilirsiniz.
  • İkincisi, kendinizi kötü hissetmeye başlayabilirsiniz. Yetersiz, eksik ve genel olarak korkunç hissedebilirsiniz. Daha da kötüsü, bu duygunu aslında kontrol edemeyeceğiniz bir şey olduğunu hissedersiniz. Sonunda işe koyulmaya karar vermeniz de bu durumda çok da önemli olmayacaktır. Her zaman için sizi bu görevden alıkoyacak bir şeyler olacaktır.

Peki sizce bu davranışın arkasındaki mantık nedir?

Erteleme davranışı nasıl çözülebilir?

Bu bir zaman yönetimi problemi değil, tamamen sizin kendi duygularınız

Kendinize “Neden erteleme davranışı bırakılamıyor?” diye sorduğunuzda, sorunun kötü zaman yönetimi olduğunu düşünmek oldukça yaygın olan bir yaklaşıma kapılmakla eşdeğer olacaktır. Hatta, sırf bu nedenle, birçok insan, zamanlarını daha iyi yönetmeyi öğretebilecek kitaplar satın alır ve hatta planlamaya yardımcı olabilecek bir asistan bulmak yoluna bile gidebilir. Bununla birlikte, çoğunlukla, erteleme alışkanlığı aynı yerinde kalır.

Aylardır hayatını daha organize bir hale sokması gerektiği halde bunu erteleyen birine bunları yapmasını söylemek, depresif bir kişiye daha mutlu görünmesini söylemek gibi bir şey. Bu yaklaşım, tabii olarak hiç mantıklı değil, çünkü gerçekte temel sorun kişinin duygularında yatıyor; kaygıları, endişeleri, korkuları, başarılı olma ihtiyaçları ve başarısızlık korkusu.

Bu duygularla başa çıkmak oldukça zor. Sonuç olarak, birey üzülür, rahatsız olur ve ertelemeyi karmaşık ve yorucu bir çıkış yolu olarak kullanır. Hepsinden de kötüsü, bu durumların aylarca sürmesi ve bu durumlarda kişinin teşhis edilmemiş bir depresyon veya anksiyete bozukluğu ile karşı karşıya kalması olacaktır.

Neden erteleme davranışı terk edilemiyor? Ertelemenin ardındaki korku duygusu

Neden ertelemeyi bırakamıyorum?” sorusunun arkasında, aslında çok fazla korku bulunuyor. Bu belki ilk bakışta size çelişkili görünebilir, değil mi? Ne anlama geliyor? Neyden korkuyor olabiliriz ki? diye soruyorsunuz muhtemelen.

Almanya’daki Leuphana Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, ertelemenin temelde istenmeyen duygusal durumlara verilen işlevsiz bir yanıt olduğunu gösteriyor. Örneğin, sizi korkutan ve huzursuz eden muhtemelen yapmanız gereken birçok şey var. Bu duygusal durumlarla nasıl başa çıkacağınızı bilmeyerek, onlardan kaçınmaya karar veriyorsunuz. İşte o zaman erteleme devreye giriyor.

Yani ortalama bir durumda ve genel olarak, ertelemenin arkasında korku bulunuyor:

  • Başarısızlık ve başkalarının veya sizin beklentilerinizin karşılanmaması korkusu.
  • Kontrol edemeyeceğinizi düşündüğünüz belirli durumlarla yüzleşme ihtimalinden dolayı duyulan sıkıntı.
  • Çoğu zaman, herhangi bir nedenle yapmak istemediğiniz bir şeyi yapmak zorunda kalmak da bir isteksizlik kaynağı olacaktır.
Çalışkanlık için ihtiyaç duyulan motivasyon nedir?

Bir hedefiniz varsa, hedefin kendisinden önce duygularınıza odaklanın

Bu senaryoları bir gözünüzde canlandırın. Kendiniz için kısa vadeli bir hedef belirlemek, bir görevi yerine getirmek zorunda kalmak veya belirli bir tarihte bir şey teslim etmek. Bunun gibi noktalara gelince, insanlar genellikle küçük bir hata yaparlar. Son tarihe odaklanırlar ve sonlara doğru plan yapmaya başlarlar. Bu tam olarak kötü birşey değil aslında. Ancak planlama ikincil amaç olmalı. Önemli olan duygulara odaklanmak olmalı.

Bir görev sizi endişelendirirse, ilerleyemezsiniz. Önce duygusal durumunuz üzerinde çalışmanız ve ardından hedefinizi düşünmeye devam etmeniz gerekiyor. Bir şeyi yapmaktan heyecan duymuyorsanız, ona zaman ayıracak gücü ve motivasyonu bulamazsınız. Üretken olmak için bu duyguları yönetmeli, düşüncelerinizi yeniden şekillendirmeli, korkularınızı azaltmalı ve kendinizi rahat ve odaklanmış bir zihinsel durum içerisinde tutmalısınız.

Ayrıca, Leeds Üniversitesi doktorları olan Sirois ve Pychyl (2013) bizi aşağıdakileri dikkate almaya davet ediyorlar. Bu uzun vadeli hedefe odaklanmadan önce, kendimize acilen kısa vadeli bir hedef belirlemeliyiz: zihinsel durumumuza dikkat etmek.

Kısacası, eğer zihinsel olarak iyi hissediyorsanız, karar verdiğiniz her şeyi yapabilirsiniz. Duygusal yönetim her zaman en iyi sağlıklı hareket etme stratejisi olacaktır. Bunu her zaman aklınızda bulundurun!

  • Eckert, M., Ebert, D. D., Lehr, D., Sieland, B., & Berking, M. (2016). Overcome procrastination: Enhancing emotion regulation skills reduce procrastination. Learning and Individual Differences52, 10–18. https://doi.org/10.1016/j.lindif.2016.10.001
  • Sirois, F. and Pychyl, T. (2013) Procrastination and the Priority of Short-Term Mood Regulation: Consequences for Future Self. Social and Personality Psychology Compass, 72). 115 – 127. ISSN 1751-9004 https://doi.org/10.1111/spc3.12011