El Çekmekle Vicdanınızı Rahatlatamazsınız

Eylül 10, 2017 İçinde Psikoloji 183 Paylaşıldı

İncil’e göre Pontius Pilatus, Hz. İsa’nın kaderini belirleyecek cezayı köylülere bırakmıştır. Böylece yaşanacakların sorumluluğunu reddetmiş oldu. El çekmek, onu aldığı kararın sonuçlarından ve duruma müdahil olmaktan uzaklaştırdı.

“El çekmek” ifadesi, zaman içinde bizlere aktarılmış ve günlük hayatımızın bir parçası olmuştur. Normalde negatif bir bağlamda kullanılır: “El çektim, kurtuldum. Artık olanlarda benim sorumluluğum yok. Kendimi önceden aklıyorum.” Bilhassa pek çok seçenekten birini tercih etmemiz için üzerimizde baskı olduğu durumlarda bu deyimi kullanırız.

“Bu adamın kanına ben girmedim!”

– Pontius Pilatus

İşte bu yüzden çok sinir bozucu bir eylem bu: El çekmek, sorumluluğunuzu başkalarının omzuna yüklemek, korkaklık yapmaktır. Fakat er ya da geç bunun bedelini ödersiniz. Üzerinizdeki yük ancak geçici olarak kalkar zira vicdanınız ve davranışınız lekelenmiştir.

Sonuçlardan ziyade sorumluluklardan kaçmak, daha kolaydır

Her kararın ardında o karardan sorumlu tutulması gereken biri vardır. aksi hâlde sorumluluk içeren ve etik kararlar almak çok güçleşirdi. Bu, hepimizin farkında olduğu bir şeydir. Kendimizi karmaşık durumlarda bulduğumuzda, almak istemediğimiz kararların yükünü paylaşmak isteriz.

Aile veya iş çevresinde yaygın olan bu durumlarda insanlar karar vermekten, çözüm bulmaktan ya da sorunlarla yüzleşmekten kaçınırlar. Çünkü böylesi daha kolaydır. Ama bu insanlar, ister eyleme geçsinler isterse sorumluluğu reddetsinler yine de soruna ve sonuçlara dahil olduklarını unutmaktadırlar.

Başka bir deyişle, kendi görevleri olan bir şeyi göz ardı etmek, kimseyi hiç bir şeyden azat etmez. Aksine bu yüzden uykuları kaçabilir kişinin. Vicdan, davranışları değerlendiren ve kendi cezasını veren kıymetli bir yargıçtır.

“Vicdanımın şahitliğini, diğer bütün insanların hakkımda söylediklerine yeğlerim.”

– Cicero

Bilimsel bir deney

Haber kanalı ABC’nin bildirdiği gibi çalışmalar, bir çatışma anı sonrasında ellerinizi yıkamanın sıkıntı hissini azalttığını ve eylemlerimiz için bir haklı çıkma duygusu yaratabileceğini göstermektedir. Suyun temizleme etkisi, suçluluk ve vicdan azabı duygusuna karşı yardımcı oluyor gibi gözüküyor. Michigan Üniversitesi de bunu kanıtlamak için bir çalışma yapmıştır.

Bir grup insana bir CD seti vererek tercihlerine göre on tanesini düzenlemesini istiyorlar. Sonrasında gruptaki kişilere, beşinci veya altınca sıradaki CD’yi alabilecekleri söyleniyor. Ardından katılımcıların yarısı ellerini sabunla yıkıyor, diğer yarısı ise sabun kabını inceliyor. Bunun ardından her iki grubun da CD’leri yeniden düzenlemesi isteniyor.

Ellerini yıkayan katılımcılar CD’leri yine aynı şekilde düzenlemiş, diğer gruptakiler ise seçtikleri CD’yi daha üst sıraya, göz ardı ettikleri CD’yi ise sona bırakmıştır.

Araştırmacılar, ellerini yıkayanların iki CD arasında yaptıkları seçimi haklı çıkarma gereğini duymadığı ama ellerini yıkamamış olanların kararlarını haklı gösterme gereğini gördüğü için CD’lerin sırasını değiştirdiği sonucunu çıkarmıştır.Seçtikleri CD’yi çok daha üst bir sıraya yerleştirmiştir.

Ellerinizi yıkamak, onları temizlemez

Tıpkı deneyde olduğu gibi dini bağlamda da su unsuru sık sık karşımıza çıkar. İnsanı günahlarından arındıran, ruhu temizleyen bir semboldür. Yani Pontius Pilatus’un sözleri, sorumluluğunu kaldırdığı gibi vicdan azabını da hafifletmiştir.

Ne var ki pratikte ellerimiz, yıkamakla temizlenmeyebilir. Hepimiz kurtulmak istediğimiz hatalar yapmışızdır. Ama gerçek şu ki sonrasında aldığımız karar, sürekli savaşmamız gereken ağır bir yük gibi peşimizden gelir.

“Vicdan, ruhun sesidir; tutkular ise bedenin sesi.”

– Shakespeare

Rahatsız bir vicdan, kaçması imkânsız kötü bir arkadaşa benzer. Ahlak ve etik bize doğru şekilde hareket etmediğimizi gösterir ve rahat uyumamıza engel olur. Öyle ki iç huzurumuzu kaybederiz. Vicdan lekelendiğinde bize hatalarımızla büyümeyi, dayanışmayı ve kendi değerlerimizi yenilemeyi öğretir.

Bunlar da ilginizi çekebilir