Duygusal Uzaklık: Sadece Fiziksel Değildir

26 Aralık, 2017

Bazen uzaklık mesafe olarak ölçülmez. Bazen bedenler arasında değil, ruhlar arasındadır. Fiziksel olarak size yakın olabilirim, fakat kendimi uzak hissediyorumdur. Sana dokunabilirim ama hala yanımda değilmişsin gibi hissediyor olabilirim. Uzaklık bir ilişkinin düşmanıdır; her bir kişi geçmek için gittikçe zorlaşan köprüler kurarsa, geçmek için deneme isteği kaybolmaya başlar. Birbirimiz için inşa ettiğimiz köprüleri korumaktan veya parçalamaktan eşit derecede sorumluyuzdur.

Her gün birbirinizi görmeniz gerekmiyor. Yakın olmak için diğer kişiyle sürekli kontakta olmanız gerekmez; büyülü birlik duygusunu yaratmak için bağlantıya ve anlayışa ihtiyacınız vardır. Bu insanları özlememizin nedeni ve sonucudur. Peki ya özlediğiniz şey gerçekten o kişi midir?

“Seni özlüyorum, fakat “özlemek” kelimesi gerçekten nasıl hissettiğimi anlatmıyor; çünkü dürüst olmak gerekirse, seni özleme hissi sadece göğsüme oturmuyor. Yokluğun vücudumdan geçiyor ve evin her köşesi senin gibi kokuyor. Seni özlemiyorum, seni daha fazla istiyorum.”

– Alejandro Separza

Bir anıyı özlediğinizde, gittiğiniz yolculuğun bir parçası için özlem duyuyor gibi olursunuz. Zihninizin içinde bir parçadır. Ancak bir insanı özlediğinizde, aynı yerde kalmak istiyorsunuz, o kişiyle birlikte yaptığınız yolculuğunuzu asla bitmesini istemiyorsunuz. Bu nedenle beraber olmak için savaşırsınız.

Uzak mesafeli ilişki

Uzak mesafe ilişkileri, romantik, arkadaş veya aile ilişkisine bakılmaksızın iletişimi zorlaştırmaktadır. Bu nedenle mesafeyi kısaltmak ve ruhlarınızı birbirine daha yakın bir hale getirmek için fazladan bir çaba göstermelisiniz. Birbirinizi görmeden uzun süre geçtikten sonra hissettiğiniz arzu ve tutku, lehinize çalışır; çünkü bu, bir araya geldiğiniz her saniyeden tam olarak faydalanmaya iter, bağları güçlendirmeye yardımcı olur.

sarılan erkek ve kadın

Hong Kong Üniversitesi’nden araştırmacı Crystal Jiang ve Cornell Üniversitesi’nden profesör Jeffrey Hancock’un çalışmada gösterdiği gibi, birbirinden uzakta olmak ve sadece fiziksel temas olmadan konuşmak, ilişkilerde iletişim ve samimiyet için bir sorundur. Uzak mesafeli ilişkilerin sürdürülmesi her iki tarafın da çalışmasını gerektirir (ancak bu, bunu ayrı ayrı yapmak zorunda olduğunuz anlamına gelmez). Zaman geçmesine rağmen, birbirinizi tekrar gördüğünüzde sanki hiç ayrılmamışsınız gibi hissetmek için bir efor sarf etmelisiniz. Tabiki fiziksel olarak değil ama en azından zihinsel olarak.

Önünüze gelen olasılıkları değerlendirin

Artık birlikte yaşamayan partnerler, ayrı kalmak zorunda kalan aileler ve artık aynı şehirde yaşamayan arkadaşlar gibi konular daha da normal olmaya başladı. Uzaklığın pes etmenize sebep olmasına izin vermek ve kontağı koparmak bir seçenek olmak zorunda değil.

Görüntülü sohbetle, anında mesajlaşmayla veya telefon görüşmesiyle, mesafeyi kapatabileceğiniz her şanstan yararlanarak iletişimin iyileştirilmesi önemlidir. Büyük adımlarla ilerleyen teknoloji, uzak olduğunuzda birbirinize yakın hissetmek için inanılmaz derecede faydalı olabilir.

Karşı tarafa güvenmek, sıkıntıya karşı sakin kalmanızı ve bir köprü kurmanızı sağlayacak, böylece sahip olduğunuz şeyi nasıl değerlendireceğinizi ve nasıl bekleyeceğinizi öğreneceksiniz. Bazen, diğer kişiyi kucaklamak, idealleştirmek ve birlikte olmak arzusunu kaybederiz; ancak uzakta olmak özlemenin bize güzelliğini gösterir, o kişinin günlük hayatımızda olmaması farkındalığımızı artırabilir ve değerini tekrar anlamamızı sağlayabilir.

“Ona değer vermeyi unutma, çünkü yarın onu görmek yerine hayalini kurmak zorunda kalabilirsin.”

Gabriel García Marquez

el ele iki kisi

Birlikte olduğunuz zamandan yararlanın ve mesafe çok arttığında ruhlarınızı daha yakından tanımak için uğraşın. Uzaklığa bir son kullanma tarihi koymayı deneyin, çünkü umut verecek somut şeylerin bulunması daima daha iyidir.