Duygularımızın Üstünü Nasıl Örteriz?

Eylül 29, 2017

Negatif duygular dediğimiz duyguları, o duygusal durumu ortadan kaldırmak için genellikle bazı davranışlar ya da eylemler takip eder. Bu, biz insanların oldukça fazla kullandığı bir stratejidir ve kısa vadede çok iyi çalışır çünkü bizi rahatlatır ve rahatsız edici fizyolojik duygusal belirtilerden kurtarır.

Sorun uzun vadede ne olduğudur. Çözüm, acilen o sorundan kurtulma ihtiyacı ile aceleyle konan bir yama olduğu zaman… bu davranışlar, sorunun zaman içerisinde olduğu gibi kalmasına yol açar ve bunun olmasını en az beklediğimiz anda, diktiğimiz çürük bariyer çöker.

Bu davranışlara örnekler; anksiyete atağı sonrasında aşırı miktarda yemek yemek, bir kıskançlık krizi anında eşinizin nerede olduğundan emin olmak için onu çaresizce aramak, uyuşturucu almak ya da büyük miktarda para ile kumar oynamak olabilir.

Duygulara tolerans

Psikolojide hastalara sık sık, problemlerinden, olumsuz düşünceleri de dahil olmak üzere, davranışlarının sorumlu olduğunu açıklarız ve onların bunu mükemmel bir şekilde anladığından emin oluruz. Bu davranışlar duruncaya kadar duygusal hasar devam edecektir.

İnsanlar, bu teoriyi bir kural gibi reddediyor; çünkü duyguyu tolere etmek çok zor: bırakmak, hissetmek. Belirtiler o kadar hoş değil ki bazen hissetmemek için mümkün olan her şeyi yaparız. Bundan sonra kendimizi daha hassas bir durumda bulacağımızın farkında olsak bile.

İnsanlar kısa dönemli hedonistiktir. Yani, sonuçlarını düşünmeden ağrıdan kaçınmaya ve her ne pahasına olursa olsun haz ve zevk aramaya çalışırız.

yemek

Örneğin, düşünceleri aşırı derecede abartılı olduğu için kaygılanan bazı insanlar vardır. Bu durum, hiperkalorik bir aşırılık yaratmalarına neden olabilir.

Açıkçası aşırı yeme, durumsal sorunu çözmeyecektir. Hatta kişi bu dinamiği yerine getirmeye alışırsa yeni bir sorun oluşturacaktır.

Bu nedenle, yoğun endişeyi tolere etmek, alternatif olarak hızlı ve kötü düşünülmüş bir çözümden daha karmaşıktır. Hatta, davranış kalıbı o kadar yerleşebilir ki, en ufak bir stres ipucunu bile görse, kişi ağzına bir şeyler koymak için buzdolabını ya da dolapları deşmeye başlar.

Derin nefes alma, sorunun iyi analiz edilmesi, çözümler ve alternatifler bulma, daha akılcı düşünme ve seçilen çözümü yapma gibi kaygı ile baş etmek için alternatif bir davranış yürütmek daha ideal olurdu. Evet, kaygılı olduğumuzu tolere etmekten bahsediyoruz.

Kaygı, fizyolojik olarak bir eğri gibi davranan bir duygudur: Bahsettiğimiz şekilde onu engellemediğimiz takdirde, sürekli olarak aşağı inen bir çizginin üstüne yükselir.

Duyguların üstünü örten bazı formlar

Herkes bir noktada, anında rahatlamak ve daha az acı çekmek için duygularının üstünü örter. Eğer bu alışkanlık haline gelmezse, sorun değil.

Duygularımızın üstünü örtmek için bazı yollar şunlar olabilir:

Yemek

Açlığın ortadan kaldırılmasının yanında yiyeceklerin, sundukları zevk sayesinde insanları güçlendiren bir gücü vardır. Öte yandan, özellikle de tatlı ve besleyici gıdalardan oluşan aşırı miktarda bir yemek, kaygılarımızın azaltıldığına ve hatta ondan tamamen kurtulduğumuza inanmamıza neden olabilir. Bu nedenle, duygusal durumlarımızı yiyecekle hafifletme eğilimimizi, mantıksal olarak ciddi bir yeme bozukluğu geliştirmemize neden olan bir şey haline getirebiliriz.

Uyuşturucular

Uyuşturucular da, yiyecekler gibi dopamin salgılayarak beynimize kısa bir süre iyi hissettiren zevk ve ödül merkezlerinde aktiftir.

Tütün, alkol, afyon ve diğer uyuşturucular çok güçlü bir duygusal şok gibi çalışırlar. Hayal kırıklığı toleransı düşük olan insanların bir uyuşturucu sorununun olması çok muhtemeldir.

sigara

Patolojik kumar

Önceki örneklerde olduğu gibi, patolojik kumar, kazandığımızdan daha fazla para kaybetsek bile bir ödüldür. Kazanma beklentisi bizi uyanık ve motive tutar, bizi endişelerimizden uzaklaştırır ve bir an için kaçmamıza yardımcı olur. Daha sonra, eğer kaybedersek, sorun daha da büyük olabilir.

Pasiflik

Bu depresyonda çok tipik bir davranıştır. Artık acı çekmek ve çaba harcamaktan kendini kurtarmak için insanlar “yaşamayı bırakır”, evin içinde pasifleşir, acil olmayan planlarını iptal eder ve en kötü ihtimalle hastalık izni istemesi gerekir.

Kendine güvensizlik

Davranış konusunda çok agresif olmak ya da çok itaatkâr olmak ve her şeye kendini teslim etmek, başkalarıyla çatışmamızı önleyen iki davranıştır. Agresif olmak, çünkü başkalarına bizim istediğimiz gibi hareket etmeleri için baskı yaptığımız için kısa vadede genellikle istediğimizi elde ederiz; pasif olmak, çünkü hakkımızı savunmamıza neden olabilecekken bile suçu kabul ederiz.

küçümseme ve kavga

Güven

Eşimizin telefonuna göz atmak, gazı kapattığımızdan binlerce kez emin olmak ya da tonlarca tıbbi test yapmak da aynı zamanda kaygılarımızı azaltan davranışlardır. Çok olası olmasa da, tehlike oluşturan bir şeyin olabileceğini düşünüyoruz, çünkü ekstra ihtiyatlı davranıp tedbirler alıyoruz.

Bir panik atak ihtimaline karşı yanımızda bir şişe su taşımak, yakınlarda her zaman bir tansiyon ölçme aletine sahip olmak ya da ders vermeye çıkmadan önce size şans getiren bir şey takmak gibi diğer güvenlik davranışları da vardır.