Dibe Vurduysanız, Öylece Oturup Durmayın, Yukarı Tırmanın!

20 Ağustos, 2018
 

Dibe vurduysanız, bunun sizi korkutmasına izin vermeyin. Dibe vurmak, gücünüzün sınırına ulaşmak, bu son başarısızlık ya da hayal kırıklığı sizi her zamankinden daha fazla etkilediyse, bunun sizi felç etmesine izin vermeyin, utanmayın ve bu kişisel psikolojik çukuru bir yuva hâline getirmeyin. Kendinizi zorlayın ve cesur olun. Haysiyetinizi geri kazanma ve düşmeyi reddetme seçimini yapın.

Hepimiz hayatımızın bir noktasında “dibe vurmak” sözünü duymuşuzdur. Kulağa tuhaf gelse de, tıp uzmanlarının çoğu bu sözden hiç hoşlanmıyor. Her gün psikologlar ve psikiyatristler, sınırlarına ulaşan hastalarla konuşurlar. Bu insanlar, dibe vurduktan sonra sadece bir seçenek kaldığına ikna olmuşlardır. Tek seçeneğin değişim yapmak ve daha iyi olmak olduğunu düşünüyorlar.

“Acı ve mahvolma anlamına gelse bile ancak dibe vurarak, gerçekten kim olduğunuzu anlar ve sağlam bir zeminde yürümeye başlarsınız.”

– [Çeviri] José Luis Sampedro

Fakat üzücü gerçek şu ki, bu üçlü kural her zaman böyle yürümemektedir. Neden mi? Çünkü bazı insanlar kendilerini ebediyen dibe vurmuş hâlde bulur. Bunun altında ise daha da karanlık, karmaşık bir düzlem olduğunu fark eden insanlar da vardır. Bu nedenle, çok yaygın olarak bilinen bu tutum, be yazık ki ironik bir şekilde geri tepebilir. Aslında çoğu zaman, insanları yardım aramaktan alıkoyar. Destek aramazlar çünkü sorun henüz ciddi görünmez. Ama destek almak, iyileşmenize ve değişim gerçekleştirmenize yardımcı olacak kaynakları bulmanın en kolay yoludur.

 
mağara çıkışına bakan kişi

Hepimiz bir noktada dibe vurduk ve yukarı çıkmak kolay değil

Hepimiz bir noktada kaya diplerine çarptık ve canımız çok yandı. İnsanların büyük bölümü büyük bir kısmı korku, çaresizlik ya da başarısızlık nedeniyle o noktaya düşmüştür. Tıpkı bir kaya içine hapsolmuş bir çiçek gibi sıkışmış hissederler kendilerini. Dengelerini kaybederler ve çoğu zaman bu her türlü duygudurum bozukluğuna yol açabilir.

Sadece en derin çaresizliğin ışığı görmenize ve daha iyi hale gelmenize yardımcı olabileceği fikri doğru değildir. Aynı şekilde, özgün bir yaşama ulaşmak için acı çekmek zorunda olduğunuz da doğru değildir. Acı ancak gerekli irade ve kaynağa sahipseniz size yeni şeyler öğretip ışık tutabilir. Bu fikrin kulağa hoş geldiği doğru olsa da, beynimizde kırılma noktamıza ulaştığımızda bizi “esneklik” moduna sokan bir otopilot yoktur.

Filozof ve psikolog William James, Dini Deneyim Çeşitleri (1902) adlı bir kitap yazmıştır. Burada melankoli mağarasından söz eder. Nasıl ya da neden olduğunu bilmeden dibe vurup onları çıkışa götürecek bir ışık bulmayı başarabilen insanlar vardır. Öte yandan, bu melankolik yerden bir türlü çıkamayanlar da vardır.Burası onlar için utanç dolu bir yerdir (Nasıl buraya düştüm?) ve sürekli bir umutsuzluk hissiyle sarılmışlardır (Bunu değiştirmek için yapabileceğim hiç bir şey yok, her şey bitti).

 
dibe vurmak

Dibe vurduysanız, oraya yerleşmeyin, yukarı çıkın!

Dibe vurmak, cesaretsizliğin zemin katındasınız demektir. Bu çok açık, ama daha aşağıya gitmek istememelisiniz. Çaresizliğe düşüp daha da aşağıya, bodrum katına inmeyin. Dibe vurmak, derin yalnızlıkla dolu bir yerde olmak demektir. Hiçbir şeyin yaşanmadığı bir mağara gibidir burası. Aklınız bağlanır ve düşünceleriniz garip, tuhaf ve takıntılı hâle gelir. Ama her zaman bir dönüş biletinizin olduğunu hatırlayın. Tek yapmanız gereken, yeni fırsatlar olduğunu görmek için bir adım atmak.

Fakat tırmanma eylemi son derece zordur çünkü korkunuzu aşmak demektir. Bununla başa çıkmanın bir yolu, David Burns gibi bilişsel terapistler tarafından savunulan aşağı yönlü ok tekniğini kullanmaktır. Bu teoriye göre, bir çok insan kendilerini engelledikleri için bu derin kuyuya düşmektedir. Acı çekerler ve kendilerini kaybolmuş hissederler. Çoğu zaman, bu “çıkmaz” ı aşmak için bir değişiklik yapmaları gerektiğini bilirler. Sorun, ya cesaret eksikliği ya da nasıl yapıldığını bilmemeleridir.

Bu teknikte ana fikir, bu hareketsiz,ve umutsuz yerde bulunduğunuz süre içinde edindiğiniz tüm akıl dışı inanışları ortadan kaldırmaktır. Terapist, hastanın olumsuz düşüncelerinden birini seçer ve onlara zor bir soru sorar. “Bu düşüncenin doğru olsaydı ve gerçekten yaşansaydı, ne yapardınız?”. Uzmanların amacı,aşağı giden oklar şeklinde sorular sorarak bu düşüncelerin neden yanlış olduğunu anlamanızı sağlamaktır. Mantıksız fikirlerinizi görebilmenizi, onlardan kurtulmanızı ve yeni düşünce biçimleri bulmanızı isterler. Başka bir deyişle: bir değişiklik yapmanın yollarını bulmanızı isterler.

 
umut

Pratikte aşağı yönlü ok tekniği

Size bir örnek vereceğiz. İşini kaybeden ve bir yıl boyunca işsiz kalan birini düşünün. Tüm korkularıyla birer birer yüzleşmesi için bu kişiye sorabileceğiniz bazı önemli sorular vardır. Yine bir işiniz olsaydı ne olurdu? Eşiniz de işini kaybetseydi ne olurdu? Eğer birdenbire tüm kaynaklarınız tükenseydi, ne yapardınız?

Bu, uygulaması gerçekten zor bir egzersiz gibi görünebilir. Her zaman en kötü durum senaryolarını düşünmenizi gerektirir. Ama aynı zamanda, henüz ortaya çıkmamış (ve muhtemelen de ortaya çıkmayacak) umutsuz durumlarla başa çıkmak için muhtemel stratejilere tepki verme, bunlarla yüzleşme ve bunları tartışmayı da içerir.

Esasen bu teknik size şunu göstermeye çalışır: Dibe vursanız dahi daima daha kötü ve karmaşık durumlar vardır. Yani hâlâ tepki göstermek için vaktiniz var. Aslında bütün bu korkularla bir kez yüzleştiniz mi sadece tek bir seçeneğin olduğunu göreceksiniz: yukarı çıkmak. Bu sizin için her şeyi değiştirecek olan karardır.