Cinsel Tepki Döngüsü

Mayıs 26, 2019
Her insanın cinsel tepkisinin farklı bir biçimde olduğunu bilmemiz önemli bir detaydır. Bazı insanlar çok hızlı nefes alıp verirken, bazılarının ise nefes alış verişi hiç hissedilmemektedir.

Çoğu insanın hayatındaki en önemli parçalardan biri cinselliktir. Buna rağmen birçoğumuz, cinsel boyutta vücudumuzun ne tür fonksiyonlara sahip olduğunu bilmeyiz. Bu nedenle, cinsel olarak tepki verme sürecini ve bu sürecin en önemli özelliklerini bilmek çok önemlidir.

İnsanların cinsel tepki verme konusuna ilişkin Masters ve Johnson tarafından yapılan çalışmalar öncü bir niteliğe sahiptir. Yaşadıkları dönemde yoğun tartışmalara neden olsalar da, günümüzde bu çalışmalara oldukça değer verilmekte ve birçok anlamda referans olarak kabul edilmektedir. Masters ve Johnson’ın en kayda değer ve kabul görmüş çalışmalarından biri cinsel tepki döngüsü olarak bilinmektedir. Bu çalışma sayesinde vücudumuzun bir cinsel ilişki süresince içinden geçtiği farklı aşamalara ilişkin bilgi sahibi olma şansını yakalamış durumdayız.

Bu bağlamda, her insanın cinsel tepkisinin farklı bir biçimde olduğunu bilmemiz önemli bir detaydır. Bazı insanlar çok hızlı nefes alıp verirken, bazılarının ise nefes alış verişi hiç hissedilmemektedir. Yine benzer şekilde kimi insanlar çok fazla hareket ederken diğerlerinin ise çok küçük hareketler yaptıkları bile nadir olarak görülebilir. Bunun yanında, tüm bu farklılıklara rağmen cinsel olarak uyarılma durumuna organizmanın göstermiş olduğu fizyolojik karşılık ise birbirine benzer şekildedir.

Cinsel Tepkinin Dört Aşaması

Cinsel döngü teorisine göre, cinsel ilişki esnasında insanlar dört adet aşamadan geçmektedirler: (a) heyecanlanma, (b) plato, (c) orgazm ve (d) çözülme. Bu aşamalar, her zaman için aynı sıra içinde gerçekleşir. Yani süreç, heyecanlanma aşaması ile başlar, çözülme periyotu ile sona erer. Şimdi bu konuyu biraz daha derinlemesine inceleyelim.

Birbirlerine sarılmış çift

Cinsel Uyarılma Aşaması

Bu aşama, fizyolojik değişimlerin başladığı süreç olarak kabul edilmektedir. Cinsel uyarı öncesi organizmanın cevabının bir tür sinyali niteliğindedir. Döngünün başlangıcına yol açan uyarı, hem fiziksel hem de psikolojik olabilir. Bu aşamanın en temel özelliği, vücudun cinsel ilişkiye hazır hale gelmesini sağlamaktır.

Bu evre süresince, kadında meydana gelen fizyolojik değişimler çok fazla sayıdadır. Vajinal lübrikasyon (kayganlaşma) parasimpatik sistemin kontrolü sayesinde çok hızlı bir biçimde yoğunlaşır. Buna ek olarak vajinanın üst kısmında genişleme meydana gelir. Böylelikle penisin girişi daha kolay hale gelir. Ayrıca, vazokonjesyon (damarların aşırı kanla dolması) nedeniyle klitoris ve göğüslerin boyutunda da büyüme meydana gelir.

Diğer taraftan erkeklerde de farklı fizyolojik değişimler gözlenir. Simpatik sistemde meydana gelen hareketlenme ve vazokonjesyon nedeniyle peniste ereksiyon durumu gözlenir. Ayrıca testislerde basınç artar ve belirli bir yükselme olur. Bunlara ek olarak, rektumda da düzenli bir büzülme gerçekleşir.

Yukarıda sayılanlara ilave olarak, her iki tarafta da ortak olarak görülen bir dizi değişimler de bulunmaktadır. Örnek olarak, cinsel kızarma, daha fazla kalp atışı ve kan basıncında meydana gelen artış bu değişiklikler arasında bulunmaktadır.

Plato Aşaması

Plato aşaması, cinsel ilişki durumunu sürdürme evresidir. Bu aşama, cinsel tepkinin merkezi ve en uzun süren bölümüdür. Bu aşama cinsel aktivitelerle doludur. Kaslarda meydana gelen büzülme ve vazokonjesyon ile cinsel tansiyonda çok önemli derecelerde artış gözlenir. Bu aşamanın en belirgin işlevi, orgazma ulaşana dek cinsel ilişki durumunun korunması olarak ön plana çıkmaktadır.

Bu aşamada kadında görülmekte olan psikolojik değişimler şunlardır: vajina duvarlarında daralma, klitorisin içe doğru çekilmesi, uterusun genişlemesi ve labia minörün koyulaşması. Bu değişimlere orgazmik platform formasyonu adı verilmektedir. Ayrıca, erkeklerde heyecanlanma aşamasında görülen duruma benzer bir biçimde rectumda da istemsiz büzülmeler meydana gelmektedir.

Erkeklerde ise bu aşamada, penis maksimum ereksiyon seviyesine ulaşmakta, testisler boyut olarak büyümekte ve en üst noktaya yükselmektedir. Ayrıca seminal artıkların temizlenmesi için gerekli olan ön seminal sıvı penis ucunda görülür. Rektumda büzülme durumu meydana gelmeye devam eder.

Bunlara ek olarak her iki tarafta da cinsel kızarma görülmeye devam eder, kalp ritmi, kan basıncı ve nefes alıp verme hızındaki artışın devam ettiği gözlenir.

Yatakta öpüşen çift

Orgazm Ya Da Doruğa Ulaşma Aşaması

Orgazm aşaması, nöromüsküler (hem sinir hem de kaslara ilişkin) çok yüksek seviyelere çıkmış olan tansiyonun bir patlama şeklinde dışarıya boşaltılmasıdır. Bu durum, uyarı süreci maksimum yoğunluğa ulaştığında istemsiz ve ani bir biçimde gerçekleşir. Bu durumun yaşanması ile birlikte cinsel birliktelik süreci sona ermiş olur. Psikolojik açıdan bakıldığında ise zevk verici bu tecrübe, kişinin tutum ve davranışlarının desteklenmesi ve güçlenmesi için bir araç niteliğindedir.

Kadınlar açısından bakıldığında, orgazmın 0,8 saniyelik aralıklarla 5 ila 12 kez meydana geldiği görülmektedir. Bu aşamada, anal sfinkter (büzücü kas) başta olmak üzere birçok kas grubunda büzülme görülür.

Erkeklerde ise üretra ve pelvik kaslarında meydana gelen büzülme, penisin seminal sıvıyı dışarıya atmasına yol açar. Bu boşalma işlemi, simpatik sistem aracılığıyla sinir sistemi seviyesinde kontrol edilmektedir.

Önceki aşamalarda gözlemlenen durumlara benzer şekilde, daha önceden başlamış olan çeşitli parametrelerdeki artış eğiliminin hem kadın hem de erkek açısından bu aşamada da devam ettiği görülmektedir. Bunlar, hızlanan kalp ritmi, artan kan basıncı ve nefes alıp verme sıklığının artması olarak gözlemlenir.

Çözülme Aşaması

Bu evrede, cinsel tansiyonun yavaş yavaş kaybolması ve organizmanın aşamalı olarak heyecanlanma aşamasından önceki haline dönmesi gerçekleşir. Önceki duruma geri dönme süresi genellikle 15 ila 30 dakika arasında değişmektedir.

Erkekler bu aşamada refrakter (kırınım) periyotuna girer. Yani bu evrede yeniden ereksiyon sağlamak ve orgazma ulaşmak oldukça zordur. Bu periyotun süresi de kişiden kişiye değişiklik göstermektedir. Yaşlandıkça artan bu süre, dakikalardan saatlere kadar uzanan geniş bir zaman aralığında tecrübe edilebilmektedir.

Kadınlarda ise refrakter periyotu gözlenmez. Bu nedenle kadınlar, daha kısa süreler içerisinde birden fazla ve tekrar eden orgazmlar yaşayabilirler. Kadınlar açısından erkeklerle karşılaştırıldığında görülen diğer bir farklılık da, zaman ve harekete geçme konusunda benzer döngüler içinde olsalar da, kadınlarda gözlemlenen etkilerin çok daha fazla sayıda farklılıklar içermesidir. Kimi kadınlar çok kısa sürede orgazma ulaşırken, bazıları ise bu süreci çok daha yavaş  bir şekilde yaşamaktadır.