Bütüncül Psikoterapi Şizofreni Hastalarına Nasıl Uygulanır?

Ocak 10, 2020
Bu yazıda, bütüncül psikoterapinin etkili bir tedavi şekli olarak şizofreni hastalarına nasıl uygulandığından bahsedeceğiz. Şizofreni hastaları, doktorların önerdiği ilaçlara ek olarak bu terapilerden de yararlanabilir.

Günümüzde şizofreni hastalarına uygulanan birden çok tedavi yöntemi var. Bu tedavi yöntemleri son yıllarda iyice çeşitlendi. Fakat bütüncül psikoterapi denilen bir yöntemin son zamanlarda oldukça etkili olduğu söyleniyor. Peki bütüncül psikoterapi nedir?

Bu bahsettiğimiz farklı tedavi yöntemleri, psikiyatrinin modern anlamda kurucusu kabul edilen Emil Kraepelin’in uzun yıllar kabul gören teorilerinin gölgesinde kaldı. Kraepelin’e göre, örneğin bunama narsistik bir sinir hastalığıydı ve analitik bir tedavi mümkün değildi.

Tedavi yöntemlerinde değişim

Yıllardır uygulanan tedavi yöntemlerinde de değişiklikler meydana gelmeye başladı. Başta bilim insanları sadece şizofreninin tedavisine veya hastalığın neden olduğu bozulmanın onarılmasına odaklanıyorlardı. Ancak günümüzde şizofreninin belirtilerini tedavi eden terapi yöntemleri de bulunuyor. Bu yöntemlerden biri, Roder ve Brenner’ın ortaya attığı, şizofreni hastaları için uygulanan bütüncül psikoterapidir.

Şizofreni tedavisinde kullanılan stratejilerdeki başlıca ilerlemeler, incinebilirlik-stres modeline göre geliştirilmiştir ve düzeltilmiştir. Bu tedavi stratejileri, çevresel stres faktörlerinin biyolojik incinebilirlikle (veya etkilenebilirlik) nasıl etkileşime geçtiğini gösterir.

Şöyle bir varsayımla başlamamız mümkün: şizofreni hastaları farklı seviyelerde davranış eksiklikleri gösterirler. Bu eksiklikler kasıtlı-algısal, bilişsel, mikro-sosyolojik veya makro-sosyolojik olabilir. Davranış eksiklikleri diğer insanları da olumsuz yönde etkileyebilir. Bu yüzden farklı seviyelerdeki bu davranış eksiklikleri arasında hiyerarşik bir ilişki bulunur. Bu hipotezden yola çıkarak, Brenner ve çalışma arkadaşları kavrama modelini (penetration model) geliştirdi.

Bu model, şizofreni hastalığının belirtilerini açıklarken bir temel görevi görüyor. Benzer şekilde, bu modele göre bütüncül psikoterapi yöntemi (IPT) geliştiriyor. Bu noktadan itibaren, direkt olarak bilişsel seviyede kendini gösteren gelişmeler ortaya çıkıyor ve bu gelişmeler davranışı iyileştiriyor.

terapi grubunda konuşan insanlar

Şizofreni Hastalarına Uygulanan Bütüncül Psikoterapinin Özellikleri

Bu tedavi yöntemi grup halinde uygulanabiliyor. Genelde bir uzman ve 5-7 hastadan oluşan gruplar, belirli olarak şizofreni hastaları için oluşturuluyor. Bu terapinin amacı, şizofreni hastalarının bilişsel ve sosyal becerilerini geliştirmektir. Her bir seans 30-60 dakika arasında değişir ve bu seanslar 3 ay boyunca haftada 3 defa tekrarlanır.

Bu tedavi şekli için ideal olan hastaların özellikleri şunlar olmalıdır:

  • 18-40 yaş arası hastalar
  • Düzenli olarak uyuşturucu kullanmayan kişiler
  • Ailesiyle yaşayan kişiler
  • Hastanede yatılı olarak çok uzun süre geçirmeyen kişiler
  • Hafif veya orta şiddetli ön lop (frontal lob) sendromu olan kişiler

Uzmanlar bu tedavi yöntemini, farklı sosyokültürel kesimlerden gelen 700’den fazla hasta üzerinde uyguladı. Sonuç olarak, psikolojik açıdan bu terapi yönteminin şizofreninin belirtilerini tedavi etmede etkili olduğuna karar verildi.

Şizofreni hastalarına uygulanan bütüncül psikoterapinin 5 alt kolu

Şizofreni hastalarına uygulanan bütüncül psikoterapi, 5 alt programdan meydana gelir. Bu alt kolların amacı, şizofreninin sosyal ve davranışsal anlamda en bilinen eksikliklerini onarmaktır. Bilişsel temelli sorunlar giderilerek bu hedefe ulaşılır. Bütüncül psikoterapinin alt kolları hiyerarşik olarak sıralanmıştır:

  • Öncelikle bu tedavinin başlangıç seviyelerinde temel bilişsel becerilere odaklanılır.
  • Sonrasında ise orta seviyeye geçilir ve bilişsel becerilerin sözlü ve sosyal dönütlere dönüşmesi sağlanır.
  • Son seviyede ise, kişinin başka kişilerle olan en karmaşık problemlerini çözmesi hedeflenir.

Her bir alt kol, terapi ilerledikçe hastadan daha fazla şey talep edecek şekilde tasarlanmıştır. En basit ve temel noktadan başlayarak ilerleme kaydedilir ve zamanla daha zor ve karmaşık sorunlara geçilir.

Aynı zamanda, terapinin çerçevesi giderek genişler. Başlangıçta bu tür terapilerde daha sınırlı bir yaklaşım benimsenirken, zaman geçtikçe uygulanan yöntemler daha spontane olabilir. Her bir alt program başlangıçta çok fazla duygusallık gerektirmeyen terapilerle başlar. Tedavi devam ettikçe, terapist gitgide daha fazla duygusallık gerektiren yöntemler uygular.

Bütüncül psikoterapi: alt kollar/programlar

Bütüncül psikoterapi kapsamında uygulanan alt programlar şunlardır:

  • Bilişsel farklılaşma: Bu program öncelikli olarak dikkat becerilerine ve konsept oluşturmaya odaklanır. Bu alt programı uygulamak için, terapist bazı yardımcı kartlar kullanabilir ve egzersizler yaptırabilir. Sözlü kavramlar, bu terapi şeklinin ana çerçevesini oluşturur.
  • Sosyal algı: Buradaki amaç, sosyal uyaranları analiz edebilmektir. Bunu başarmak için terapist ilk olarak sosyal uyaranları tarif eder ve bu uyaranları yorumlar. Sonrasında ise farklı sosyal durumların anlamları tartışılır.
  • Sözlü iletişim: Terapist, hastanın konuşmayla ilgili becerileri üzerinde çalışır. Bazı kelimelerin tekrarlanması, mukayese etme, paralellik kurma, soru sorma ve belli konular üzerinde sohbet etme gibi egzersizler yapılır.
  • Sosyal beceriler: Bu alt program, hastanın sosyal yeterliliği üzerine odaklanır. Söz konusu şizofreni hastaları olunca sözlü iletişim son derece önemlidir. Terapi esnasında rol yaparak farklı durumları canlandırabilirler.
  • Başka insanlarla olan ilişkilerde problem çözebilme: Şizofreni hastaları bu alt programda problem çözme tekniklerini başka insanlarla olan sorunlarında uygulamaya çalışırlar. Kullanılan teknikler problemi analiz etme ve tanımlamayı içerir. Bilişsel anlamda yeniden yapılandırma ve karar verilen çözümün gerçek hayata uygulanması gibi hedefleri barındırır.

Bilişsel farklılaşmanın ilk aşaması, kişinin temel bilişsel becerilerini geliştirmeyi amaçlar. Dikkati arttırmak ve hastanın kendi fikirlerini paylaşması hedeflenir. Bu noktaya gelinse bile, hastaların davranışsal performansları yine de ortalamanın altında olacaktır.

insan ayakları ve bütüncül psikoterapi

Bütüncül psikoterapi ve etkileri

Şu ana kadar elimizde olan bulgulara göre, kavrama modeli hipotezinin bütüncül psikoterapideki etkinliği tam olarak ispatlanmış değildir. Bu modelin bilişsel değişkenler üzerindeki etkisi, her zaman tutarlı davranışsal gelişmeler sağlayamıyor.

Bilgiyi düzgün bir şekilde işleyebilmek oldukça önemli, ancak ”normal” dediğimiz davranışları yaratabilmek için sadece bilgiyi işleyebilmek maalesef yeterli değil.

Öz imge, kendine saygı gibi değişebilen faktörler kavrama modelinin işlemesini engelleyebilir. Ancak bazı bilim insanlarına göre bu faktörler tam tersi etkiler de gösterebiliyor.

Eğer kişi sosyal anlamda becerilerini geliştirmeye başlarsa, temel bilişsel işlevlerinde kayda değer bir gelişme yaşaması mümkündür. Kişi zamanla başa çıkma becerilerini aktive edebilir, bilişsel becerilerini ve benlik kavramını geliştirebilir.

Günümüzde bütüncül psikoterapi kapsamında birçok farklı terapi programı bulunuyor. Örneğin duygu yönetimi gibi yeni terapi programları birçok insanın işine yarayabilir. Duygu yönetimindeki amaç, işlevi olmayan duygusal hislerin bilişsel ve sosyal işlevsellik üzerindeki etkilerini azaltmaktır.

Uzmanlar aynı zamanda günlük yaşama adapte olmak ve iş becerilerini geliştirmeyi kapsayan farklı programlar da yarattılar. Bu programları, terapi esnasında öğrenilen becerilerin genelleştirilmesinin kolaylaştırılması için uyguluyorlar. Şizofreni ile ilgili gelişmeler, şizofreni hastalarıyla başa çıkma şeklimizi düzeltmemize de yardımcı olabilir. Farklı psikolojik eğitim programları, şizofreni ile baş etmeye odaklanarak bunu sağlayabilir.

  • Perez, M. Guía de tratamientos psicológicos eficaces I. Adultos. (2018). Edición Pirámide