Birlikte Yaşamak ve Sosyal Uyum

09 Kasım, 2020
Birlikte yaşamayı bilmek her birimizin kalbinden ve zihninden gelmesi gereken önemli bir gerekliliktir. Ancak bu şekilde daha empati içerikli sosyal senaryoları şekillendirmemiz, uzlaşı sağlamak için daha hazır olmamız, sorunları çözmemiz ve bir grup olarak ileriye adım atmamız mümkün olacaktır.

Birlikte yaşamak, yaşantımızın her yönünün üzerine oturması gereken ana dayanak noktalarından biridir. Birer sosyal figür olarak bu huzurlu, etkin ve uyumlu birlikteliğin sağlanmasından daha öncelikli bir gereksinim bulunmamaktadır. Bu sayede, sadece bir grup olarak hayata tutunmamız değil aynı zamanda sağlıklı olmamız ve kendimizi geliştirmemiz de mümkün olacaktır.

Psikiyatr Enrique Rojas’a göre birlikte yaşamak temel anlamda paylaşmayı, diğerlerinin bulunduğu ortamlarda bir katılımcı olmayı ve bunun karşılığında başkalarının hayatımıza dahil olmasını bilmektir. Hepimizin bildiği gibi bunu başarmak neredeyse hiçbir zaman kolay değildir. Böyle bir birlikteliği aile içinde bile gerçekleştirmenin ne denli zor olduğu düşünüldüğünde küresel ölçekte ve farklı ülkeler arasında bu tür birliktelikleri gerçekleştirmenin zorluğu daha iyi anlaşılacaktır.

Birlikte yaşamayı başarmak barış için düzenlenen uluslararası zirvelerde imzalanan antlaşmalardan çok daha fazlasını gerektirir. Bunun için istekli olmak her anlamda daha değerli ve önemlidir. Çünkü büyük değişimler dağları hareket ettirerek değil, onları meydana getiren taşları hareket ettirerek yapılabilir.

Gerçek değişimler sessizdir. Küçük adımlarla fakat her gün gerçekleşir. Bu tür değişimlerin içinde elbette her birimiz yer alabiliriz.

çiçek tutan bir kız

Birlikte Yaşamak ve Bu Kavramı Sağlayan Faktörler

Lawrence Kohlberg ahlak gelişimi konusunda geliştirdiği teorisinde, çocukların en kararlı çağlarının 10 yaş olduğunu belirtmektedir. Bu döneme otonom dönem adı da verilmektedir. Bu yaşlarda toplumun dikte ettiği kuralların ötesinde insanların doğal ihtiyaçlarının bulunduğunu fark ederiz. Ancak o zaman bireysel eylemler, başkalarını düşünme, merhamet gibi kavramların ne denli değerli olduklarının farkına varırız.

Birlikte yaşamak sadece insanların birbirlerine saygı duymaları ve barış içinde yaşantılarını sürdürmeleri temeline dayanmaz. Aslında bu kavram, bunların çok daha ötesinde farklı boyutlar içermektedir. Bu bağlamda, günlük yaşantımızın neredeyse her aşamasında biraz aktivizm ve gerçek anlamda kişinin kendini adadığı farklı performansları göstermesi gerekmektedir. Yani çatışmaları ve farklılıkları azaltarak kendi içinde birlikte yaşama alışkanlıklarını edinmek zorunda olanlar sadece büyük uluslar değildir.

Birlikte yaşamayı bilmenin değeri varlığımızın her aşamasında kendine bir yer bulur. Bu özellik, bir çift olarak ve bir aile oluşturarak çocuklar yetiştirmek için gereklidir. Birlikte yaşayabilmek birbirine komşu her çiftlikte, iş yerinde ya da içinde insanın bulunduğu herhangi bir sınırı aştığımızda açık bir biçimde olması gereken bir durum ve ihtiyaçtır.

Birlikte yaşamak, bir diğerini bilmek ve anlamak sorumluluğunu gerektirdiği gibi, buna karşın kendimizi diğer insanların gözünden görüp değerlendirme yeteneğini de kapsar. Bu sosyal dinamik içerisinde çok büyük miktarlarda empati, duygusal yoğunluk ve hoşgörü bulunur.

Şimdi bu kavramı meydana getiren diğer ögelerin neler olduğuna birlikte göz atalım.

Her Türlü Şiddet Dışı Hareket

Her yıl 16 Mayıs tarihi birlikte barış içinde yaşama günü olarak kutlanır. Bu gün, her birimizin bu amaca katkı sağlama konusunda etraflıca düşünmemiz için iyi bir fırsat olarak görülmesi gerekir.

Her şeyden önce sağlanması gereken ilk boyut şiddetten uzak durmak ve buna uygun şekilde davranmaktır. Bu bağlamda, şiddet kavramının sadece daha görünür ve herkesin bildiği fiziksel şiddet anlamına gelmediğinin farkında olmak gerekir.

  • Agresif bir dil kullanmadan birbirimize saygı duyarak konuşmayı bilmek önemli bir ihtiyaçtır.
  • Ayrım yapmadan anlamak, saldırıda bulunmadan, eleştirmeden ya da hedef göstermeden farklılıkları kabul etmek dikkat etmemiz gereken faktörler arasında yer almaktadır.
  • Gandhi’nin de bahsettiği şiddete başvurmama, insanların birlikte yaşamalarını sağlamak için tek yol olarak karşımıza çıkmaktadır.
birleşmiş eller

Merhamet ve Dayanışma

Birlikte yaşam, diğer insanların varlığını kabullenmeden, onların da bizim gibi kendi bakış açıları, kökenleri, değerleri ve ihtiyaçları bulunduğunu kabul etmeden mümkün değildir. Hepimiz aynı anda hem farklı hem de aynıyız. O nedenle de her birimiz değer verilmeyi, saygı görmeyi ve istediğimiz hayatı inşa etmeyi hak ediyoruz.

İşte bu tür bir şey şüphesiz birbirimize göstereceğimiz daha fazla merhamet ve dayanışma gerektiren bir durumdur.

Birlikte Yaşamak ve Aynı Amaca Ulaşmak İçin Birlikte Hareket Etmek

Belirsizlikler ve tehditlerle dolu sürekli olarak değişen bir senaryoda birlikte yaşamak için insanoğlunun tarih boyunca gruplar şeklinde hareket etmesi gerekmiştir. İnsan ırkı olarak bu şekilde hayatta kaldığımız bir gerçektir. Bundan sonra da zor zamanların üstesinden ancak bu şekilde davranarak gelebiliriz.

Bu bağlamda, bu yüce amacı gerçekleştirmek için farklılıkları, bencillikleri ve kişisel çıkarları bir kenara koymamız gerektiği açık bir gerçektir.

Hepimizin Evi Olan Gezegenimize Gereken Değeri Göstermek

Eğer bize kucak açan ve her birimizin burada yaşamasını sağlayan dünyayı hesaba katmazsak, birlikte yaşamak dediğimiz kavram hakkında konuşmanın da hiçbir anlamı olmayacaktır. Bu nedenle hepimiz barış, sosyal eşitlik, ayrımcılık yapmamak, her türlü şiddetten uzak durmak gibi değerlerin ne denli önemli ve anlamlı olduğunun farkındayız.

Bu nedenle yaşadığımız çağda göz ardı etmemiz imkansız bir hale gelmiş olan faktörlerin başında dünyamızı ve onu çevreleyen ekosistemleri korumak, onlara karşı hassas davranmak ve zarar vermemek gelmektedir. Eğer hayat bir dengeden ibaretse ve bu denge canlıların birbirleri ile nasıl yaşamaları gerektiğini bilmelerinden geçiyorsa, o halde bizleri ve gelecek nesilleri ağırlayacak olan bu büyük eve acilen sahip çıkmamız gerekir.

Şimdi bu faktörlerin her biri üzerinde derinlemesine düşünelim. Bu bağlamda, birlikte yaşamanın her şeyden önce en yakın çevremizde, yani evimizde başladığını anlayalım. Unutmayalım ki o sosyal, duygusal ve varoluşsal ortamda her birimiz çok önemli birer varlığız.