Aile İçi Sevgi: Anlayış, Kabullenme ve Koruma

29 Eylül, 2020
Kusursuz aile aslında vardır: Sevdiklerini koruyan, onlarla ilgilenen, onları anlayan ve onları oldukları gibi kabul eden bir aile. Bu duygusal besinlerle büyümek sahip olduğumuz kimliği güçlendirir ve aynı zamanda kendimizi güvende hissetmemizi sağlar. Ayrıca bunlar, özgür bir biçimde istediğimiz hayatı yaratma gücüne sahip olmamız konusunda da yardımcı olurlar.

Aile içi sevgi, hayattaki her şeyi besleyen bir gıda gibidir. Sevgi, değerler ve güvenliğin başrol oynadığı en güzel senaryo içinde büyümek ve eğitim görmek şüphesiz her insanın psikolojik sağlığı açısından eşsiz bir itici güç niteliği taşır. Genellikle şu anda kim olduğumuz, anne ve babalarımız ile yaşadığımız ilk tecrübeler ve bağlarla yakından ilgili bir konudur.

Arjantinli psikiyatr ve yapısal aile terapisinin yaratıcısı Salvador Minuchin, tüm kültürlerde ailenin içinde yetişen üyelerine kendi kimliğini kazıdığını ifade etmiştir. Bunu yaparken birbirine zıt iki durum ortaya çıkmaktadır. Aile, üyelerine bir aidiyet duygusu verir ve bunun sonucunda da aileden ayrılma isteği ortaya çıkar. Her ne kadar çelişkili bir bulgu gibi gözükse de bu durumun dikkate değer ve önemli bir açıklaması ve öğretisi bulunmaktadır.

Hepimiz köklerimizin bulunduğu o küçük sosyal çekirdek olan ailenin bir parçasıyız. Bunun sonucunda da, ne kadar seversek sevelim, hayatın bir noktasında her çocuğun amacı anne ve babasından ayrılmaktır. Kendi hayatını inşa etmesi ve diğer insanlarla kendi gerçeklerini yaşaması, istenen, beklenen ve sonuçta insan gelişimi adı verilen kavramı betimleyen bir durumdur.

Bununla birlikte sevginin her şartta iyi ilişkilerin temelinde yatan ve insanları birbirine kenetleyen bağ olduğunun altını çizmek gerekir. Ancak yine de sadece sevgi yeterli değildir. Aynı zamanda ailenin sağlıklı olması ve işlerliğinin sürmesi için güzel bir şekilde sevmek gerekir. Şimdi konuyu biraz daha detaylı olarak inceleyelim.

oturup konuşan bir aile

Aile İçi Sevgi ve Bu Sevgiyi Meydana Getiren Ögeler

Her yıl 15 Mayıs Dünya Aile Günü olarak kutlanmaktadır. Birleşmiş Milletler tarafından da açıklandığı gibi önümüzdeki yıllarda pek çok alanda farklı zorluklarla mücadele etmek durumunda kalacağız. Bunların da ötesinde sosyal farkların açıldığı ve olası ekonomik krizlerin bulunduğu bir gelecekle karşı karşıya kalabiliriz. Bu nedenle aileyi koruma stratejilerini geliştirmek, uzlaşma konusuna odaklanmak ve günden güne karmaşıklaşan ve değişen bir dünyada her ihtiyaca karşılık vermek durumundayız.

Ailenin toplum içinde değer verme, eğitim ve çocuklarla ilgilenme konularındaki eşsiz rolü tartışılmaz bir gerçektir. Aile her şeyden önce insan gelişiminin temel taşı niteliğindedir. Aynı zamanda sosyal değişimi ve gelişimi de destekler. Bu yüzden de aile denince sadece yardımcı olmak ve ekonomik kaynak sağlamak için temel bir yapı anlaşılmamalıdır. Hiçbir şekilde gözardı edemeyeceğimiz bu dayanak noktası psikolojik olarak da en önemli destek araçlarından biridir.

Farklı Aile Türleri ve Aynı Haklar

Aile içi sevgi, nasıl şekillenirse şekillensin her zaman bulunması gereken bir kavramdır. Yalnız yaşayan ve ebeveynlik macerasını bu şekilde tatmak isteyen anneler ve babalar vardır. Bazı geniş ve farklı nesillerin bir arada bulunduğu aileler ise aynı çatı altında yaşamayı tercih ederler. Çocuklar, anneler, babalar, büyükanneler, büyükbabalar hep birlikte zorluklarla mücadele eder ve ufaklıkları birlikte yetiştirme zevkini tadarlar.

Günümüzde bazı toplumlarda tek cinsiyetli ebeveynlerin bulunduğu ailelere rastlamak da mümkündür. Bu durum günümüz dünyasının gerçeklikleri arasında bulunmaktadır. Bu tür aileler içinde bulundukları toplumlarda normal bir biçimde görülmektedir. Aile adı verilen sosyal çekirdeğin oluşumu değerlerin, sevginin, ufaklıklarda sağlıklı bir fiziksel, duygusal ve psikolojik gelişimin sağlanmasına katkıda bulunur. Ayrıca her bir sağlıklı ve fonksiyonel aile sistemi için dikkat edilmesi gereken ögelerin de bulunmasını sağlar. Bu ögeleri şöyle sıralayabiliriz:

  • İyi bir iletişim.
  • Normlar ve hakların erken yaşlardan itibaren öğrenilmesi için net sınırların çizilmesine uygun bir ortam.
  • Duyguları ifade etmek ve bunları kontrol altına almanın mümkün olduğu elverişli bir yaşam alanı.
  • Özellikle anne ve babalardan çocuklarına travma geçişlerini engelleyen sevginin aile bireyleri arasında yeterli düzeyde ifadesi.
  • Sorunların çözümü, iddialı olma, iyi sosyal ilişkiler gibi kavramların öğrenilmesi.
baba ve kızı

Aile İçi Sevgi: Birlikte Yeşeren ve Sınır Tanımayan Bir Kavram

Aile içi sevginin sağlıklı temeller üzerine oturması gerekir. Bunun sonucunda da bu sevginin ailenin her bir üyesinin gelişmeye ve büyümeye devam etmesi için kendini güvende hissetmesi, kendi kararları kendisinin vermesi ve bu kararlara saygı duyulacağını bilmesi açısından bir dayanak noktası oluşturması önemlidir.

Bununla birlikte bazı sevgi türlerinin sınırlayan, çocuğun psikolojik ve duygusal gelişimini doğru bir biçimde gerçekleştirmesi için engelleyici bir özelliğe sahip olduklarının da altını çizmek gerekir. Örnek olarak aşırı korumacılık, karşıdaki kişinin kendisi olmasını engelleyecek derecede aşırı derecede sevgi duymak, sürekli baskın olmak ve sınırlamak anlamına gelmektedir.

Her çekirdek ailenin ekonomik, iyi ya da kötü kaynak sunmak vb. gibi özelliklerin ötesinde bir de duygusal yönünün bulunduğu iyice anlaşılmalıdır. Bu bağlamda, aşağıdaki ihtiyaçlara yeterli derecede cevap verilemezse, çocuğun hangi okula gittiğinin,  kaç tane oyuncağı ya da elbisesi olduğunun herhangi bir önemi kalmayacaktır.

  • Anlayış. Bir aile üyesinin bakış açısını ve düşüncelerini anlamak kadar değerli ve önemli bir konu yoktur. O nedenle, sağlıklı ve sağlam duygusal bağların oluşturulması ve sürdürülmesi için her bireyin kendisini diğerinin yerine koyması çok önemlidir.
  • Kabul Etme. İkinci boyut ise yine en temel gereksinimler arasında yer almaktadır. Kendimizin değerli olduğunu bilmek, ne karar verirsek verelim bizim kendimiz olduğumuzun farkında olmak her zaman için ihtiyaç duyacağımız bir özelliktir.
  • Koruma ve İlgi. Hepimizin üzerinde anlaştığı ve net olan bir konu vardır: Sevmek, ilgilenmek ve değer vermek demektir. Hayatta çok az şey kişinin kendisini güvende ve koruma altında hissetmesi ve sevdikleri tarafından ilgilenildiğini bilmesi kadar rahatlatıcı olabilir. Aynı şekilde bunları bize değer veren insanlara sunmak da bir o kadar önemli ve gereklidir.

Sonuç olarak, hiçbir şey aile içi sevgi kadar önemli olamaz. Bu sevgi aynı zamanda vakti geldiğinde ayrılmayı bilmek anlamına da gelmektedir. Köklerimizin nerede olduğunun farkında olmak ancak aynı zamanda istediğimiz hayatı oluşturma konusunda özgür olmak, mutluluğun en önemli anahtarlarından biridir.