Bilime Göre Olumsuzluk Önyargısı

Nisan 24, 2020
Biz insanlar, olumsuzluk önyargısı tarafından yönetiliriz. Bunun nedeni, övgüden ziyade yergi dolayısıyla daha fazla etkilenmek gibi bir eğilimimizin olmasıdır. Doğrusu, kötü haberler bizleri iyi haberlerden daha fazla etkiler ve hatta hafızamızdaki negatif anıları pozitif olanlardan daha fazla vurgularız. Bu bize neden olur?

Olumsuzluk önyargısı insanların iyi olan şeyler üzerine düşünmek yerine iyi olmayan şeyler hakkında düşünme eğilimine verilen addır. Bundan dolayı hoş ve pozitif anılarımız saçma, nahoş olaylar tarafından gölgelenir. Bugün üzerinde konuşacağımız konu, negatif olan her şeye verdiğimiz değer.

Olumsuzluk önyargısı travmatik olaylar ve negatif deneyimlerin neden bizimle birlikte daha uzun süreler boyunca kaldığını ve neden bizi pozitif anılardan fazla etkilediğini açıklar. Bu az çok nahoş olan deneyimler, düşüncelerimizde daha yoğun hale gelmeye meyilliymiş gibi görünmektedir. Hadi bu konuya daha derinlemesine bakalım.

Olumsuzluk Önyargısı: Evrimsel Temeller

Koltukta oturmuş düşünen bir kadın.

Birçok durumda kötü haberler iyi haberlerden daha fazla etkiye neden olur. Ve, basit eleştiriler bile bizleri iltifatlardan fazla etkiler.

Buda’nın Beyni (Buddha’s Brain) kitabında nörobilimci Rick Hanson bu olumsuzluk önyargısının evrimsel doğasının temelleri hakkında birçok diğer araştırmacı tarafından da desteklenen bir açıklama sunar.

Hanson’a göre olumsuzluk önyargısı atalarımızın yüksek risk durumlarında zeki kararlar vermeyi öğrenmesine neden olmuş bir evrimsel sonuç. Bu tip kararlar atalarımızın bir sonraki jenerasyonun varlığını garantileyecek kadar uzun bir süre hayatta kalmalarına yardımcı olan kararlardı. Konu bir ölüm kalım meselesiydi.

Bundan dolayı, tehlikeli olması olası olaylar ile uyum gösterecek şekilde yaşayan bireylerin hayatta kalma ihtimali daha yüksekti. Zaman içerisinde beynin yapısı, pozitif bilgilerden ziyade negatif bilgilere daha fazla dikkat edecek şekilde, son derece yavaş bir halde adapte oldu.

Farklı araştırmalar olumsuzluk önyargısı geliştirdiğimiz zamanın erken çocukluk dönemi olduğu konusunda hemfikirmiş gibi görünüyor. Yaşamın birinci yılı civarında, bebeklerin dikkati pozitif yüz ifadelerinden çekilip negatif uyaranlar üzerine daha fazla odaklanmaya başlıyor.

“Biri bana “hayır,” dediğinde bu o şeyi yapamayacağım anlamına gelmez, basitçe o şeyi onlarla yapamayacağım anlamına gelir.”

– Karen E. Quinones Miller

Biyolojik Temeller

Psikolog John Cacioppo’nun olumsuzluk önyargısının sinirsel işlenmesi hakkında yaptığı çalışmalarda beynin duyusal, bilişsel ve negatif motor uyaranlara tepkisi pozitif olaylara kıyasla çok daha büyük bir aktivasyona neden olur. Bu özellikle de serebral korteks için geçerlidir.

Yukarıdaki şeylerin bir sonucu olarak olumsuzluk önyargısı bizleri etrafımızdaki negatif şeyler üzerinde odaklanmaya zorlar. Bu durum karar verirken dahi bu şekildedir.

Ayrıca bir görevi bitirirken sahip olduğumuz motivasyonu da büyük ölçüde etkiliyor gibi görünmektedir. Pozitif bir teşvik sağlayacak bir görevden çok negatif bir deneyimden kaçınmanın bizleri daha fazla motive etmesi ilginçtir.

Evrimsel yaklaşım bunun hedeflemiş olduğumuz bir yaklaşım olduğunu ve negatif durumlar dolayısıyla ortaya çıkan hasardan kaçınmak ile ilgili olduğunu savunur. Bunun basitçe beynimizin bizi güvende ve korunaklı tutmaya çalışmak için kullandığı bir yol olduğunu söyler.

Olumsuzluk Önyargısı Hayatlarımızı Nasıl Etkiler?

Olumsuzluk önyargısı insanların hayatta kalmasına yardım etmiş gibi görünse de gerçek şudur ki günlük hayatımızda son derece istenmeyen etkilere neden olur. Bu etkilerin en azından farkında olmamız gerekir.

Karar verişimizi ve almaya gönüllü olduğumuz riskleri etkilemesinin yanında, bu önyargı diğer insanları algılayışımız üzerinde de büyük bir etkiye sahiptir. Çünkü bizleri samimi ilişkilerimizde diğer insanlardan en kötüsünü beklemeye ve onlar hakkında en kötüsünü düşünmeye itebilir.

Eğer Negatifseler Yalan Haberlere İnanırız

Kafasındaki dişliler çalışmakta olan bir adam.

Olumsuzluk önyargısı, bizi pozitif olanlardansa negatif haberlere daha fazla itibar vermeye eğilimli hale getirdiği için farklı sonuçlara da sebep olabilir. Bu tip haberler bizi daha fazla çekmek ile kalmaz, ancak bu haberlere daha fazla geçerlilik atfederiz. Bu haberler yalan olma ihtimaline sahip olsa bile bu durum geçerlidir.

Bu durum değerlerimizi ve ideolojilerimizi de etkiler. Ve, muğlak uyaranlar ve tehdit edici olarak değerlendirdiğimiz değişikliklerin karşısında geleneklere ve güvenliğe tutunma eğilimimizle de yakından ilgili gibi görünmektedir.

Gördüğünüz üzere, çoğu durumda olumsuzluk önyargısına düşme eğiliminiz hakkında düşünmeniz iyi olabilir. Bunun varlığını hesaba katın, özellikle de daha iyi kararlar vermek istiyorsanız.

 

Vaish, A., Grossmann, T., & Woodward, A. (2008). Not all emotions are created equal: the negativity bias in social-emotional development. Psychological bulletin, 134(3), 383–403. doi:10.1037/0033-2909.134.3.383

Gollan, J. K., Hoxha, D., Hunnicutt-Ferguson, K., Norris, C. J., Rosebrock, L., Sankin, L., & Cacioppo, J. (2016). The negativity bias predicts response rate to Behavioral Activation for depression. Journal of behavior therapy and experimental psychiatry, 52, 171–178. doi:10.1016/j.jbtep.2015.09.011

Cherry, Kendra (2019) What Is the Negativity Bias? Verywell Mind. Recuperado de https://www.verywellmind.com/negative-bias-4589618