Başlangıç: Travmalar Beynimize Nasıl İşler?

Şubat 27, 2019
Başlangıç / Inception 2010 tarihli bir Amerikan bilim-kurgu filmi. Filmlerinde kullandığı psikolojik temalarla tanıdığımız İngiliz asıllı film yapımcısı Christopher Nolan bu filmi yazdı, yapımcılığı üstlendi ve yönetti.

Başlangıç filmi bizi rüyalar dünyasına, bilinçaltına ve ona yansıyan travmalara götürüyor. Film sinemalarda çok başarılı oldu ve sonu tüm dünyada tartışma yarattı.

Dom Cobb (Leonardo DiCaprio) insanlar rüya görürken onların düşüncelerini ayıklama konusunda çalışan bir rüya uzmanıdır. Yaptığı şey, tam olarak insanların rüyalarına girmek değil. Bunun yerine, ortak bir rüya oluşturuyor ve bu rüya sırasında önceden kararlaştırılmış bir planı uyguluyor. Orada bir ekiple çalışıyor: bir hayalperest, bir mimar -rüyayı tasarlayan kişi- ve bilinçaltından bilgi almaya çalıştıkları kişi.

Elbette rüyada görünen başka insanlar da var. Ama onlar, zihnine erişmeye çalıştıkları kişinin bilinçaltı yansımalarından başka bir şey değil. Bu yansımalar kendilerini gördükleri değişikliklerden korumaya çalışırlar ve bazen şiddete başvururlar. Bu, özellikle de başkalarının kendi zihnine girmesini engellemek için kendini eğitmiş kişilerle olur. Christopher Nolan bu filmi yazarken belirli bir teoriden esinlenmedi ve izleyip uyguladığı bir araştırma alanı olmadı. Bunun yerine, birden fazla teoriden ilham aldı ve kendi rüya mantığı yarattı.

Fikir yerleştirme

Dom Cobb birinin bilinçaltından bilgi almanın yanı sıra, onlara fikir de yerleştirebiliyor. Bu filmde buna “başlangıç” diyorlar. Bu uygulama çok daha riskli ve sonuçları delilik ya da söz konusu kişide takıntılara yol açabiliyor. Sorun bunu düzgün yapmak için, rüyaya üç farklı düzeyden girmek zorunda olmaları. Bu kişi fikrin kendisinden geldiğine inanmalı ve asla bunun kafasına yerleştirildiğinden şüphelenmemelidir.

Film bize bu rüyaların sahteliğini gösteriyor. Hepsi önceden hazırlanmış. Rüyalar belli amaçlar için varolduğundan, başlangıç onların doğasına değinmiyor. Bu sefer, Dom Cobb ve ortakları bir şirket imparatorluğunun varisinin zihnine bir fikir yerleştirmek ve rakibinin şirketi ele geçirmesine yardım etmek için çalışıyor. Başlangıç filmi, bizi aksiyon dolu rüyalar dünyasına taşıyan bir gerilim filmi.

Başlangıç filminde rüyaların yapısı

Başlangıç bizleri, Cobb ve takımının bir şey almak için kişilerin zihnini uyararak girdikleri birkaç rüyaya götürür. Rüyalardan çıkmak için üç yol vardır: rüya bittiği zaman, yani kişi uyanır. Rüyada ölmek -ama gerçekte değil-bu şekilde uyanırsınız, ve son olarak, tekme, bu aslında uyurken bir an düşüyormuş hissi yaşayıp uyanmanız durumudur. Başlangıç filminde, tekme her zaman senkronize edilir, ve her zaman aynı şarkı çalar: Edith Piaf’ın “Non, je ne regrette rien” şarkısı.

Filmde birden fazla rüya seviyesi vardır, hepsi birbirinin içindedir. İç içe varolurlar. Orijinale gitmek için, üç farklı rüya alanından geçmek, kişinin bilinçaltı ulaşmak ve fikri yerleştirmek zorundasınız. Bu düzeylere ulaşmak için, hedeflenen kişinin güçlü bir sakinleştirici ile uyutulması gerekir. Asıl sorun şu ki, bu şekilde uyurken ölüm bile onları uyandırmaz. Bu durumda, uyanmak yerine limbo olarak bilinen bir rüya alanı giderler.
inception rüya şehri

Limbo’da zaman çok yavaş gider. Aslında, o kadar yavaştır ki, içindeki insana sonsuz, hiç bitmeyecekmiş gibi hissettirir. Rüyalarımızdaki zaman uyanık olduğumuz zamanla aynı değildir. Gerçek hayatta 10 dakika bir rüyada saatler gibi gelebilir. Rüyada her şeyi gerçekmiş gibi yaşarsınız. Bu filmde, acının zihnimizde var olduğunu ve rüyalarda hissettiğimiz şeylerin gerçek gibi geldiğini görürsünüz. Eğer bir rüyada yaralanırsanız, acı rüyada gerçek olur. Eğer bitmeyen limbo’da kalırsanız, gerçekten sonsuza kadar orada olduğunuzu hissedeceksiniz.

Onların rüyada ölmekten kaçınmaları gerekiyordu, çünkü gerçekten ölmeseler de, tam bir hayat yaşadıklarını sandıkları yeni bir rüya seviyesine geçeceklerdi. Başlangıç’taki rüyaların yapısı Rus matruşkaları gibi. Yani, rüyada ne kadar derin seviyelere inerseniz, o kadar uzun zaman geçtiğini hissedeceksiniz. Gerçek zamanda 10 saat uyuyorlar. İlk rüya seviyesinde bir hafta geçirirler. İkincisinde, altı ay; son olarak, üçüncü seviyede, 10 yıl. Bu yapının arkasındaki fikir Lacan ve Saussure’den etkilenmiştir. Her ikisi de rüyaların alt ibareler gibi olduğunu söyleyen dil teorileri yazmışlardır. Diğer bir deyişle, seviyeler birbiri içinde yuvalar.

Totem

Delirmemek ve rüyada olup olmadıklarından her zaman emin olmak için, Cobb ve ekibinin her birinde bir totem var. Bu kişisel, devredilemez bir nesne ve onun bütün ayrıntılarını biliyorlar: ağırlık, doku, renk… Rüya sırasında değişiklikler olabileceği için, onlar rüyada olup olmadıklarını belirlemek için bu totemi kullanıyor. Örneğin, rüyada olurlarsa totemin ağırlığı ya da yere düşme şekli değişebilir vs … Bunun özelliklerini sadece sahip olan kişinin bilmesi önemlidir, böylece kimse rüyasında zihnini kurcalayamaz. Ve tabii ki, uyanık olup olmadıklarını kontrol etmek için her zaman bir yolları olur.

cobbs karakteri

Başlangıç filminde travmanın yansımaları

Travma kelimesi Yunanca’dan gelir ve yara demektir. Bu yüzden, birinin üzerinde iz bırakan duygusal yaralardan travma olarak bahsederiz. Bunun yanı sıra, traum Almanca’da rüya demektir. Freud, travmaların kendilerini bilinçaltımızda nasıl gösterdiklerini araştıran ilk kişidir. Ona göre, bilinçaltımıza travmalarımızın saklandığı ya da bloke olduğu rüyalar aracılığı ile ulaşırız. Bu fikri daha da genişletmek için, bu travmaların rüyalarımızda sembolik birer temsili olduğundan bahseder. Başka bir deyişle, onları maskelerinden yorumlamanız gerekir. Nolan’ın filminde bu tür semboller yok. Bilinçaltı, olası davetsiz misafirlere karşı kendini savunan, ama “gizli” travmalarla dolu bir yer değil. Burada, insanlar fikirlerini koruyor ve yansımalar davetsiz misafirlere saldırıyor. Film hakkında daha fazla şeye değinmek için, bazı sürprizleri bozmak zorunda kalıyorum, o yüzden filmi görmediyseniz, şimdi durmanızda ve makaleyi okumayı bırakmanızda yarar var.
inception sahne

Bu yansımalar kişinin tanıdığı insanlar olma eğilimindedir. Cobb ‘un durumunda, vefat etmiş karısı sürekli rüyalarında ortaya çıkar ve planlarını sabote eder. Bu yansıma sadece karısının görüntüsü değil, aynı zamanda kendisinin de bir yansımasıdır. Cobb’un karısının ölümü hakkında çelişkili duyguları vardır. Bu konuda suçlu, üzgün, sinirli hisseder. Bunu gerçek hayatta saklaması mümkün olabilir, ama bilinçaltında bu mümkün değildir. Yani, karısının bu önceden hazırlanmış rüyalarda bile ortaya çıkması hiç şaşırtıcı değildir.

Bu noktada, Nolan durumların Jungian perspektifine yaklaşır. Bilinçaltından gelen tüm bu yansımalar Cobb’un egosundan, yani kendinden kaynaklanıyor. Sadece karısını görmekle kalmaz, aynı zamanda onun ölümü hakkında duyduğu suçluluğu da görür. Jung teorisi, bir rüyanın yapısını bir labirente benzetir. Böylece Jung’a dair fikirler filmdeki labirentlerde belirir.

Rüyalar bir zamanlar yaşamın mistik bir parçası olarak görüldü. Daha sonra insanlar farklı teoriler üreterek bunlar hakkında birçok rasyonel açıklamalarda bulundu. Başlangıç filminde, Nolan hepsinden biraz alır ve rüyaları kendi vizyonu ifade eder.

“Rüya dünyasını sen yaratırsın. Biz kişiyi rüyaya getiririz ve o da bilinçaltı ile bunu doldurur.”

– Başlangıç/Inception

  • Pedersen, J. (2013). Dream. Psychological Perspectives. https://doi.org/10.1080/00332925.2013.758568

  • Stickgold, R., Hobson, J. A., Fosse, R., & Fosse, M. (2001). Sleep, learning, and dreams: Off-line memory reprocessing. Science. https://doi.org/10.1126/science.1063530