Anti-Kırılgan Olmak: Belirsizliği Yönlendirmek

15 Ekim, 2020
Anti-kırılgan olan insanlar, krizler ve zorlukların ortasında dahi güven ile hareket ederler. Geçmişteki güçlüklerden öğrenmiş oldukları için belirsizlikten korkmazlar ve kaos zamanlarında gelişirler. Stres ile nasıl başa çıkacaklarını bilirler ve diğer insanların sadece problemler gördükleri yerlerde fırsatlar görürler.

Kaos, belirsizlik, dengesizlik, öngörülemeyen olaylar, aşırı bağlanma, yalnızlık, anksiyete – Bu terimlerin herhangi birini, insan toplumunun kriz durumlarındaki halini tanımlamak için kullanabiliriz. Neyse ki, bir hayatta kalma stratejisini kullanışlı bulabilirsiniz: anti-kırılgan hale gelmeyi öğrenmek. Bu, Lübnanlı deneme yazarı Nassim Nicholas Taleb tarafından 2012 yılında popüler hale getirilmiş ilginç bir konsepttir.

Sürekli değişen ve zorlu bir ortamda hayatta kalmayı ve gelişmeyi öğrenmek en hafif tabiriyle zordur. Ancak pek çok insan tam olarak bunu yapmayı başarsa da diğer insanlar bu fikri bir adım daha öteye taşırlar ve bu büyük kargaşa zamanlarını en iyi şekilde değerlendirmeyi öğrenirler.

“Anti-kırılgan” terimini tanımlamak söz konusu olduğunda genellikle insanlar hidra metaforunu kullanırlar – bu, öldürülmesi neredeyse imkansız olan efsanevi bir yalandır. Bir kafası kesildiğinde ortaya çıkan açık yaradan iki tane daha kafa çıkar.

Bu görüntü, acıya, strese ve zorluklara rağmen baskı altında iyi tepki veren insanları tanımlamak için iyi bir analoji olarak işe yarar.

Söylemeye gerek yok, ancak bunu söylemek yapmaktan daha kolaydır. Her birimiz öncelikle zayıflık ve kırılganlığı deneyimlemeliyiz ki başarısızlığın ne olduğunu, düşmenin ne anlama geldiğini ve dibe vurmanın nasıl bir his olduğunu anlayabilelim.

Sadece zorluğun gerçek anlamını keşfettiğimizde, hiç olmadığı kadar güçlü bir şekilde geri dönebilmek için zihinsel yaralarımızı iyileştirdiğimizde, Taleb’in “anti-kırılgan” olarak tanımladığı şey olmayı öğreniriz.

Gözleri kapalı olan bir kadın.

Anti-Kırılgan Hale Gelmek

2007 yılına Nassim Taleb Siyah Kuğu: Olasılıksız Görünenin Etkisi adlı kitabını yayınlamıştır, bu kitap yaşamlarımız boyunca ortaya çıkan beklenmedik ve öngörülemeyen olaylar ile başa çıkmaya odaklanmaktadır. Bir şekilde, New York Üniversitesinden olan bu araştırmacı ve matematikçi bizleri çok fazla şeyi hafife almaya alıştığımızı ve gerçekliğimizin herhangi bir alanını herhangi bir anda değiştirebilecek kaos faktörüne çok az yer bıraktığımızı anlamaya zorlamıştır.

Siyah kuğu teorisi bir sürpriz olarak gelen ve genellikle de büyük sonuçları olan bir olayı tanımlar. Bu bir ekonomik kriz ya da sağlık krizi olabileceği gibi kişisel bir kayıp ya da beklenmedik bir başarısızlık da olabilir.

Yaşamlarımızın her yönünü her an kontrol edemeyeceğimizi kabul etmek Taleb’in bize şu an efsanevi hale gelmiş kitabında öğrettiği ilk derstir. Beş yıl sonra ise teorisine başka bir fikir ile bir ekleme yapmıştır – kırılgan, dirençli, ve anti-kırılgan üçlüsü.

Eğer modern yaşam denen sorunlu sular ve siyah kuğulardan oluşan gölde yüzmek istiyorsak, anti-kırılgan olmayı öğrenmemiz gerekir. Neden? Bunun cevabı basit: beklenmedik şeylerin stresi ile başa çıkmak ve her kaotik durumdan ve yüz yüze geldiğimiz her talepkar, beklenmedik ve karmaşık deneyimde hayatta kalmamıza yardımcı olabilecek sakin, özenli ve yetenekli bir yaklaşım geliştirmemiz gerekir.

Kırılgan, Dirençli ve Anti-Kırılgan

Nassim Taleb insanların zor bir durum ile yüzleştiklerinde üç farklı türde davranış sergileyebileceğini açıklar:

  • Örneğin, kırılgan olabiliriz. Hatta, aslında her birimiz bu durumu bir noktada deneyimlemişizdir. Bu, kalıcı ve dayanılmaz bir acı ile yaşamak anlamına gelir. Yazar bizlere Demokles örneğini verir, kılıcı her an kalıcı olarak başının üzerinde durur ve onu, hayatını sona erdirmek ile tehdit eder. Kötü bir şey olacağını bildiğimizde ancak bunu nasıl durduracağımızı bilemediğimizde deneyimlediğimiz stres bizleri sürekli bir ıstırap hali içerisinde bırakır.
  • Ayrıca güçlü ve sert olmak da mümkündür. Taleb burada Anka kuşu örneğini verir. Bu, küllerinden daha güçlü bir şekilde ancak daha zeki ya da daha bilge olmadan doğan bir yaratıktır.
  • Son olarak, Nassim Taleb anti-kırılgan olmayı öğrenmenin önemine odaklanır. Bunu bir hidra gibi olmak şeklinde tanımlar. Eğer bir hidranın kafasını keserseniz basitçe yerinde iki kafa daha büyür. Bu, kaosun içerisinde ustalık ile hareket etmek ve zor ve stresli durumları büyüme ve güçlenme fırsatlarına dönüştürmek anlamına gelir.
Hidra adlı, çok başlı bir yaratık.

Psikolojik Dayanıklılık İle Anti-Kırılganlık Aynı Şey Midir?

Anti-kırılganlık kavramı ilk olarak ekonomi sektöründe ortaya çıkmışken, dayanıklılık terimi ise fizikte ortaya çıkmıştır.

Bununla birlikte, bu konseptler, özellikle de kişisel gelişim konusuna geldiğimizde, psikoloji alanında bir yer bulmuştur. Bunun bir sonucu olarak da pek çok kişi her iki terimin de aynı şeyi tanımlamak için kullanılıp kullanılamayacağını merak etmeye başlamıştır. Şaşırtıcı bir şekilde, cevap hayırdır.

Psikolojik dayanıklılık olumsuz durumlara uyum sağlama, bunlardan öğrenme ve içlerinden her zamankinden daha güçlü bir şekilde çıkabilme becerimizi tanımlar. Anti-kırılgan olmak ise basitçe zor, belirsiz ya da zorlayıcı zamanlara basitçe adapte olmanın çok daha ötesine geçer. Bu zorluklardan tam olarak yararlanma, belirsiz zamanlarda büyüme ve güce ulaşmak için bir fırsat görme becerisi anlamına gelir.

Anti-Kırılgan Olmak

Elbette, insanlar hidra değildir. Anti-kırılgan olmayı öğrenmek kendinizi soğuk ve duygusuz bir canavara dönüştürmek anlamına gelmez, ve daha agresif olmanız gerektiğine de işaret etmez. Bunların yerine, anti-kırılgan olmak şu anlamlara gelir:

  • Stresi yönetmeyi öğrenmek.
  • Duygularınızı anlamak ve kabul etmek.
  • Anksiyetenizin size üstün gelmesine izin vermek yerine bunu kendi yararınıza kullanmak. Bunu kararlılığınızı güçlendirmek, zorlukların üstesinden gelme yeteneğinizi geliştirmek ve başarıya ulaşmanıza yardımcı olması için kullanmak.
  • Yaratıcı olmak ve aynı problem için birden fazla çözüm bulmak.
  • Belirsizliği kabul etmek ve yaşamın değişebileceğini, ve bugün kanıksadığımız şeylerin yarın etrafta dahi olmayabileceğini anlamak.
  • Değişimden korkmak yerine değişimi kabul etmeyi seçmek.
  • Kendi ihtiyaçlarınızı anlamak ve bunları karşılamak için adımlar atmak.
  • Çevrenizdeki fırsatları fark etmek ve bunları değerlendirmek.

Sonuç olarak, anti-kırılgan olmayı öğrenmek başvurabileceğiniz harika bir hayatta kalma stratejisidir. Yarattıkları farklılıkları görmek için bu ipuçlarından bazılarını günlük hayatınızda uygulamaya koymayı deneyin.

Taleb, Nassim (2012) Antifragil, las cosas que se benefician del desorden. Paidós: Madrid