Amigdala İle Anksiyete Arasındaki Bağlantı Nedir?

24 Temmuz, 2020
Sinirbilimciler anksiyete bozukluklarına ortam oluşturan nörolojik yapılanmalara "korku ağı" diyor. Bu bölgeler arasından anksiyeteyle en çok bağlantılı olan, beyinde bir bilye kadar küçük yer kaplayan amigdaladır.
 

Amigdala ile anksiyete bozuklukları birbiriyle direkt olarak bağlantılıdır. Bu uzun süredir bilinen bir gerçek. Ancak, bunun yanı sıra oldukça ilginç ve şaşırtıcı bir başka gerçek daha var. Sinirbilimciler, amigdalası daha büyük olan insanlarda ruhsal değişimlerle ilgili bozuklukların riskinin daha fazla olduğunu keşfetti. 

Bu bir tesadüf olabilir mi? Kişinin böyle nörolojik bir bozuklukla doğması mümkün mü? Araştırmalar bize, bu tuhaflığın her şeyden önce oldukça spesifik bir faktöre dayandığını gösteriyor. Bahsettiğimiz şey zor bir çocukluk geçirmeye sebep olan; kötü muamele, fiziksel olarak terk edilme ya da duygusal ihmal gibi durumların yol açtığı devamlı bir strese maruz kalmak gibi faktörler.

Bir diğer deyişle, daha önceki deneyimlerinizin sizi nasıl etkilediği beyninizin nasıl yapılandığına yön veriyor. Dahası bunu öyle benzersiz bir yolla yapıyor ki, eğer çocuklukta stres altında kalmışsanız bilim insanlarının “korku ağı” dediği şeye sebep olacak şekilde bütün nörobiyolojiniz etkilenmiş demektir.

Amigdala, hipokampüs ya da dorsal singulat korteks gibi bölgeler yetişkinlikte anksiyete bozuklukları yaşama riskini arttıracak ufak değişimlere maruz kalır.

stresli bir kadın
 

Amigdala ile aksiyete arasındaki bağlantı nedir?

Hepimiz hayatımız boyunca anksiyeteyi çeşitli seviyelerde deneyimliyoruz. İş mülakatları, sınavlar ya da topluluk karşısında konuşmanın gerektiği konferanslar gibi durumlar stres yaratır. Sizi, başarılı olup olmayacağınız konusunda geleceğe yönelik korku, belirsizlik ya da anksiyete gibi durumlara sokar.

Bu deneyimler size ne kadar karmaşık görünse de tamamen normaldir. Ancak devamlı bir anksiyete halinde olmak normal değildir. 

Bazen bunu tetikleyen belirgin bir şey olmaz. Açıklayamadığınız bir anksiyete sizi sarar ve hem fiziksel hem de psikolojik olarak tüm gerçekliğinizi altüst eder. Bu patolojik bir anksiyetedir ve sağlığınızı son derece derinden etkileyen bir zehir gibidir.

Fobiler, post travmatik stres bozukluğu ve genel anksiyete bozukluğu gibi psikolojik sorunlar anksiyeteyle ilgilidir. Bu sebeple de nörobilimciler, insan beyninde aslında neler olduğunu ve hangi beyin yapılarının anksiyeteye yol açtığını hep merak etmiştir.

“Korku ağı” ile amigdala

Anksiyete sadece bir beyin yapısının aktivitesiyle oluşmaz. Hatta beyindeki çeşitli bölgelerin bir arada karmaşık şekillerde çalışarak yarattığı bir şeydir. Bu yüzden bilim insanları buna “korku ağı” derler. İsmi bile yeterince korkutucu olan bu şey tam olarak nedir?

Bunu daha iyi anlamak için insan beyninin hem duygusal hem de rasyonel bir yapıda olduğunu açıklamak gerekir. Duyular, duygular ve hislerle bağlantılı süreçleri açıklayan ve yöneten bölgeler vardır. Özellikle serebral korteksin frontal bölgeleri bilişsel ve içgözlemsel işlevleri kontrol eder.

 

Anksiyete bozukluğu yaşayan bir kişinin beynini korku ele geçirmiştirBeynin çeşitli yapılarca “gasp edilmesi” ile mantıksal düşünme yetileri kısıtlanır.

Hatta bu süreçlere yön veren bölge amigdaladır. Bu bilgi, 90’lı yıllarda Yale Üniversitesinde Dr. Michael Davies tarafından yürütülen bir araştırma sayesinde keşfedilmiştir.

  • Amigdalanın, etrafını saran her şeyden ultra hızlı bir şekilde bilgi toplama kapasitesi olduğunu biliyoruz. Riskleri ve tehditleri gerçek ya da hayal ürünü olması fark etmeksizin tespit etme yetisine sahiptir.
  • Tehlikeleri algıladıktan hemen sonra korku hissini etkinleştirerek sizi kaçma ya da savunma moduna sokar.
  • Ortaya çıkan bu korku ve tetikte olma hissi de dorsal anterior singulat kortekse (frontal lobda bulunan) erişir. Bu yapı korkunun şiddetini arttırır ve rasyonel düşünmenin önünde engel yaratır. Beyninizin kontrolü artık duygulardadır ya da daha spesifik bir şekilde anksiyetededir. Beyniniz bu duruma derhal tepki vermenizi ister.
ışıklar halinde sinir bağlantıları

Stresli bir çocuklukta amigdalada oluşan değişimler

2013 yılında Stanford Üniversitesi müthiş bir keşif yaptı. Psikiyatr profesörü Dr. Vinod Menon, birkaç insan üzerinde yaptığı emar taramasında bazılarının amigdalasının normalden daha büyük olduğunu keşfetti. Bu insanlardaki ortak noktalar, amigdala ile anksiyete bağlantısıyla ilgili bulgunun birbiriyle bağlantılı başka faktörlerden de ortaya çıktığını destekliyordu.

 

İlk olarak çoğu anksiyete bozukluğundan muzdaripti. İkinci ortak noktaları ise travmatik ya da en azından terk edilme ya da duygusal ihmal gibi sebeplerle stresli bir çocukluk geçirmiş olmalarıydı.

Böylece daha büyük bir amigdalanın, algılama ve duygu yönetiminden sorumlu beynin diğer bölgeleri arasındaki bağlantıları da değişime uğrattığı görüldü.

Bunun sebep olduğu hiperaktivite ile amigdala daha da hassaslaşarak korku, acı ve tehdit altında olma hissi gibi duyguları yönetmekte daha çok zorlanır. Ancak Dr. Menon tek bir gerçek konusunda oldukça ısrarcıydı: zor bir çocukluk geçiren kişiler yetişkinliğinde ruhsal bozukluklar yaşama gibi bir kaderi paylaşmak zorunda değil. Elbette riski ve olasılığı arttırdığını söylemek mümkün.

Bilim dünyası amigdala ile anksiyete arasındaki bu bağlantıyı bildiği için amigdalanın aktivitelerini yönetmeye odaklanmaya başladı. Böylece anksiyete gibi hepimizin bildiği ve bu kadar yaygın olan bir problemi tedavi etmek için yenilikçi ve değerli fikirler üretmek mümkün olacaktır.

 
  • Davis, M. (1992). The Role Of The Amygdala In Fear And Anxiety. Annual Review of Neuroscience15(1), 353–375. https://doi.org/10.1146/annurev.neuro.15.1.353
  • Tye, K. M., Prakash, R., Kim, S. Y., Fenno, L. E., Grosenick, L., Zarabi, H., … Deisseroth, K. (2011). Amygdala circuitry mediating reversible and bidirectional control of anxiety. Nature471(7338), 358–362. https://doi.org/10.1038/nature09820