Ailemden Nefret Ediyorum Ama Yabancıları Seviyorum

26 Mart, 2018

Aileler, toplumun üyeleri olmayı öğrendiğimiz küçük evrenler gibidir. Mükemmel bir aile yoktur çünkü mükemmel insanlar ve mükemmel toplumlar yoktur.

Her aile belli ölçüde travma, nevroz ve boşlukları aktarır. Fakat bazen bu öyle büyük ölçüde yaşanır ki insanlar derin yaralarla kalabilir.

İster küçük isterse gözle görülür olsun, nefret daima ailelerin içinde vardır. Kulağa çelişkili gelse de bu durum, sevgiyi dışarıda bırakmaz.

İnsan şefkati böyle bir şeydir: kararsız ve çelişkili. Aileler de bu gerçekten muaf değildir ve bu nedenle güceniklik ve ufak sorunlar oldukça normaldir.

“Sizin de çocuklarınız olduğunda, anne babanıza neler borçlu olduğunuzu anlarsınız.”

– Japon atasözü

Fakat kimi zaman söz konusu olan şey, önemsiz bir nefret değildir. Bazen aile ilişkileri ciddi anlamda zarar görmüştür. Dünyada çok az insan, ailesini bütünüyle reddeder. Onlardan nefret ederler. Ait oldukları aileden utanırlar.

İlginç olan şu ki bu kişiler, yabancılara yani ailelerinin parçası olmayan kişilere karşı büyük bir takdir ve hayranlık duygusu gösterir.

Bir insan, ailesinden nefret etme noktasına nasıl gelir? 

Kişinin ailesine nefret duyması, özü itibariyle çelişkili bir durumdur. Bir şekilde kişinin kendinden nefret etmesi anlamına gelir. Genetik ve sosyal bakımdan bizler ailemizin ayrılmaz, bölünmez birer parçasıyız.

Buna karşın pek çok insan, ailesi tarafından reddedildiğini ve sevilmediğini hisseder. Bazen bu duygudan bir türlü kurtulmamış bir ergen gibi hissederler.

güneş ve ağaçlar altında kırmızılı insan çizimi

Bir kişinin kendi ailesinden nefret etmesi genelde bir şekilde hayal kırıklığına uğratıldıkları veya kötü muamele gördükleri için başlar. Hayal kırıklığı, gerçekleşmeyen yüksek beklentiler nedeniyle ya da aile, kişinin gelişiminin bir bölümünü göz ardı ettiğinde veya tutarsız bir şekilde yetiştirildiklerinde yani aile bir şey söyleyip başka bir şey yaptığında olur.

Bunun yanında bir de istismar vardır. Buna fiziksel veya duygusal terk etme ile berber sözlü, fiziksek ya da cinsel istismar dâhildir. İhmal de istismarın bir şeklidir. Bir kişinin değerini sistematik olarak reddetmeyi içeren her şeye istismar diyebilir.

Bir diğer durum da aile üyelerinin kendilerinden utanması ya da başkalarından aşağı hissetmesidir. Dolayısıyla, çocuklarını da düşük öz güvenle yetiştirirler.

Bu tür aileler genelde çok ketumdur ve dış temasa karşı dirençlidir. Ne yazık ki bu durum nefret tohumları ekilmesine neden olur ve kişinin yabancıları kendi ailesinden iyi görmesine neden olabilir.

Yabancıları göklere çıkarmak 

Ergenlik döneminde hepimiz ailemizle sorunlar yaşarız. Bu dönemde kim olduğumuzu anlamaya çalışırız ve bu durum çok doğaldır. Çocuklar olarak aile sınırlarını öyle ya da böyle pasif bir şekilde kabul ederiz.

Büyüdüğümüzde ise bunları sorgulamaya başlar ve hata ve kusurların farkına varırız. Yetişkin olmamızı sağlayan adımlardan biri işte tam da budur: o gerginliği aşmak.

ağlayan çocuğun silinmiş suratı

İşte o zaman, ergenlik döneminde yabancılar bizim için büyük önem kazanmaya başlar. Doğal olarak, akranlarımızın fikirleri anne babalarımızın düşündüklerinden daha önemli olur. Yavaş yavaş bu çelişkiler arasında yolumuzu bulur ve bir dengeye ulaşırız. Evimizden ayrıldığımızda bu meseleyi halletmiş oluruz.

Yavaş yavaş ailemizin bize kattıklarını ve bizden aldıklarını anlamaya başlarız. Çoğu zaman asında bizi incitmek istemedikleri sonucuna ulaşırız.

Bazen çatışma sürer. Belki de yetişkin olan çocuk evden ayrılamamaktadır ya da ayrılır ama her şey toz pembe değildir dışarıda. Gerçek dünyada da insanlar verdikleri sözleri tutmayıp beklentileri karşılamada başarısız olmuştur.

Bir insanın kusurları nedeniyle ailesini suçlamaya yönelmesini anlamak zor değildir. Başka insanlar için yani yabancılar için hayatın çok daha kolay olduğunu düşünme hatasına da düşeriz. Onlar daha iyi kişilerdir çünkü daha iyi aileleri olmuştur.

Ailemizden nefret edip yabancılara tapmak, çözülmemiş bir ergenlik çatışmasının dışa vurumudur. Başka ailelerin de kendi fay hatları, sırları ve tuhaflıkları vardır. Belki ailemizden ve ait olduğumuz yerden nefret etmek, sorumluluk almaktan kaçınmamıza yardımcı olur. Belki kendi ayaklarımız üzerinde durmamak için bize bir bahane verir.

Mesele şu ki sorunlarımızı aşamazsak, bütün ve mutlu yetişkinler olmakta sıkıntı yaşamak durumunda kalırız.

  • Losada, A. V. (2015). Familia y psicología. Editorial Dunken.
  • Millan, M. A., & Serrano, S. (2002). Psicología y familia (Vol. 6). Cáritas Española.
  • Polaino-Lorente, A., & Cano, P. M. (1998). Evaluación psicológica y psicopatológica de la familia. ediciones RIALP.