Zaman Uçar Gider… Neyse ki Kanatlarınız Var

· Şubat 22, 2018

Her şeye yetecek vaktiniz olmadığını düşünebilirsiniz. Asıl sorun şu ki, zamanın size yetecek kadar vakti yok. Günlerin ve ayların nasıl geçip gittiğinden ya da yılların göz açıp kapayıncaya kadar nasıl uçup gittiğinden bunalmış hissedebilirsiniz… Ancak, şunu unutmayın: Zamanın bir kuş gibi uçtuğu doğru olabilir, ancak kanatları olan da sizsiniz. İzlediğiniz manzaranın keyfini çıkarabilmeniz için, uçuş rotanız, her zaman sizin kontrolünüz altında olmalıdır.

Aziz Agustin, şu hayatta zaman kavramı kadar tanımlaması zor olan çok az mesele olduğunu söylemiştir. “Eğer kimse bana zamanın ne olduğunu sormazsa, ne olduğunu biliyorum, ama ola ki birisi soracak olursa, o zaman açıklayamıyorum“. Her kültürün ve toplumun konu üzerinde farklı fikirleri olduğunu düşünürsek, zaman kavramı daha da kafa karıştırıcı bir hal alıyor.

“Carpe dium, quam minimum credula postero.”

“Anı yaşayın ve yarını düşünmeyin.”

Birçok batı toplumu için “vakit nakittir”. Kulağa çok saçma gelse de, sanayi devriminin başlangıcından bu yana, sürekli olarak duyduğumuz o ‘tik tak’ sesi, para ile eş anlamlıdır. Günlük hayatımız, çoğunlukla çalışma takvimimiz tarafından şekillenen bir dizi işten ve rutinden oluşur.

Şimdi, burada durup, düşünmemiz gereken ilginç bir gerçek var. Business Insider dergisinde yayınlanan bir makaleye göre, Birleşik Krallık, Avustralya, Almanya, Hollanda veya Avusturya gibi ülkeler, zaman hakkında doğrusal bir anlayışa sahipler. Ayrıca, çalışarak harcanan zamanın, iyi bir zaman olduğuna inanıyorlar.

Bununla birlikte, İspanya ve İtalya gibi güney Avrupa ülkelerinde işler biraz değişir. Richard Lewis gibi yazarlar, bize, bu bölgelerde yaşayan insanların “çok aktif” olduğunu söyler. Aynı anda ne kadar çok iş yapabilirlerse, o kadar mutlu olduklarının altını çizer Lewis. Ancak, en iyi şekilde değerlendirilen zamanın, iş yerinde değil, eş dost meclisinde olacağına inanılır. Bu durumda, harcanan zaman, sağlam ve kaliteli ilişkiler kurmak ile eş değerlidir.
kadınlar gemide muhabbet ediyor

Çocukluk zamanı, yetişkinlik zamanı

Bir çocuğun, yetişkinlerden farklı bir zaman algısı vardır. Hayatlarına yeni başlayan çocuklar için, duyusal bilgiler o kadar yoğun, büyüleyici ve şaşırtıcıdır ki, her şey daha canlı gözükür. Günler, tıpkı bir salyangozun yavaşlığında hareket eden dev bir fil gibi, olağanüstü bir dünyada geçip gidiyor. Bu dünya şekillerin, dokuların ve renklerin bir araya getirilip; keşfedilecek sonsuz şeyin, yeni bilgilerin ve anıların özümsenmesi sürecidir.

Ancak yetişkinler, aynı melodinin, sürekli olarak kendini tekrar ettiği bir müzik kutusunun içinde yaşarlar. Sıkı rutin heyecanı bozar ve bize olağanüstü görünen her şey ile olan bağlantımız, öngörülebilir ve alışıldık bir döngüde bizi yakalar.

Bu nedenle, dünya çok tanıdık bir yer haline gelmiş ve her geçen gün, bir öncekinin tekrarı niteliği kazanmıştır. Yetişkinlerin zaman algısı, o çocuğun hayallerindeki filden, çok uzun zaman önce ayrılmamıza neden olmuştur.  Onunla yürüdüğümüz zaman, bizi yavaşlatmaya, burada ve şu ana odaklanmaya çağırırdı.

kız çocuğu ile fil çölde yürüyor

Zamanın bir çocuk ve bir yetişkin için bu iki versiyonu, William James’in “psikolojik zaman” olarak tanımladığı durumu temsil eder. Bu teori, yaşlandıkça zamanın hızlanması gerektiğini anlatıyor. Bir dereceye kadar, bütün bu görüşler, hayatlarımızı nasıl yaşadığımıza ve yaşamın gizli kalmış yanlarını merakla keşfetmeye ve takdir etmek için gerekli olan kapasiteye bağlıdır.

“Çok az zaman diye bir şey yoktur, boşa harcadığımız çok fazla zaman vardır.”

– Seneca

Kanatlarınızı açın, zamanın ellerinizden kaçıp uçmasına izin vermeyin

Zaman biz yetişkinler için daha hızlı uçar, hepimiz bunu biliyoruz. Bununla birlikte, kanatları olanın, biz olduğumuzun da altını çizmemiz gerekiyor. Bu nedenle içinde bulunduğumuz anı yakalamanın ve manzaranın tadını çıkarmanın bir yolunu bulmalıyız. Anı yakalamalı ve sıcak esintilerin bizi en güzel gün doğumlarına götürmesine izin vermeliyiz.

“Boşa gelen bir saniyenin bir geri dönüşü olmaz. Ancak, bunu bilsek bile, ne kadar zamanı boşa harcıyoruz!”

– Mahatma Gandhi

Aynı şekilde, yükümlülüklerimizin, yapacağımız işlerin, ulaşılması gereken hedeflerin ve varlığımıza uyum sağlamak için devam edecek rutinlerimizin de olduğu açıktır. Bununla birlikte, daha iyi bir yaşam kalitesine sahip olmak için küçük bir şeyi de anlamalıyız. Zaman insanoğlunun harcayabileceği en değerli şeydir. Bu nedenle, zamanımızı nasıl harcayacağımızı ve ne ile geçireceğimizi akıllıca seçmeliyiz.

Eğer yaptığımız şeylerden hoşlanmazsak veya gerçekten tatmin edici bir işte çalışmazsak, o zaman hayatlarımızı boşa harcıyoruz demektir. Yıllar uçar gider, tıpkı suda kaybolan kum taneleri gibi onları arar dururuz sonra. Bunun olmasına izin veremeyiz. Tamam, bazı şeylerin olmasına izin vermemiz gereken zamanlar da vardır, ancak bazı şeylerin gerçekleşmesi için bizim yapmamız gerekenler de vardır. İstediğimiz ve ihtiyacımız olduğu için, onların gerçekleşmesini sağlayacağız .

Bunu başarmak için, tek seçeneğimiz kanatlarımızı açıp kaderimizi, hayattaki yerimizi, arkadaşlarımızı ve amacımızı araştırmaktır … Bunu mümkün kılmak için, yapmamız gereken her şeyi yapmalıyız. Elimizdeki zamandan tam olarak yararlanmalıyız.

iki kolunda kanat dövmesi olan insan