Yüz Yüze – Sözlü İletişimde Mesafe

Haziran 9, 2020
Jeste dayalı iletişim bir tür sessiz iletişimdir ve sözlü iletişimi destekler. Bu yazımızda, Marcelo R. Ceberio bu konuyu ve yüz yüze iletişimde karşılaşılabilecek farklı türdeki mesafe oluşumlarına olan etkisini tartışıyor.

Teknoloji yüz yüze diyaloğu sınırlasa da, iyi bir iletişim yolu kurmak önemlidir. Bunun nedeni, jestlerin dilinin harika bir sessiz iletişim aracı olmasıdır. Aslında jestler, satır arasında daha fazla şey söyler. Ayrıca, kelimeler aracılığı ile söylediklerinizi tamamlar.

Sözsüz iletişim bir mesajın iletilmesinde belirleyicidir. Peki, etkili iletişim kurmak için en uygun mesafe nedir?

Yüz yüze: Bir jestler evreni

Jestler evreni  ve mimikler sözsüz iletişimin bir parçasıdır. Bu, bir jestin bu tür dilin temel birimi olduğu anlamına gelir. Ayrıca, bunu tanımlamak için kullanılan en yaygın terim beden dilidir. Çünkü insanlar beden dillerini yakındaki herhangi bir insanla iletişim kurmak için kullanıyor.

Jestler psişik içeriklerin bir ifadesidir. Yani, jestler rahatlamak isteyen kas hareketleridir. İster gönüllü ve amaca yönelik olsun, ister bilinçsizce oluşan bir dinamiğin sonucu olsun, istediklerini alırlar.

Jest ve mimikler, sözlerinizi destekler.

Bir jest, genel olarak, doğru ölçme olasılığından kaçan bir karmaşıklığa sahiptir. Bilinçli olarak neredeyse algılanamayacak mikro hareketlerin sinerjisini takip etmeye çalışmak, tıpkı bir evreni kapsamlı ve eksiksiz bir şekilde algılamanın son derece zor olması gibidir.

Yüz yüze jestler

İnsan etkileşimlerindeki jestler, deşifre edilmesi gereken bir şeyi ifade eden ve gösteren sembolik hareketlerdir. Yani, jestler yorumlanması gereken birer hedeftir. Her muhatap, iletişim partnerlerinin jestlerini inançlarına göre kodlayabilir. Ayrıca, değerlerine, kişisel anlamlarına, birbirlerinin bilgisine ve etkileşimlerinin gerçekleştiği bağlama göre de.

Ancak, yüzlerinin, gövdelerinin ve ellerin jestleri; alan kullanımı; ve vücudunuzun hareketleri ile yaratılan ifadeler Paraverbal dilini mesaj iletmek için kendiliğinden bir unsur haline getirir. Bu, sözlü dil nedeniyle arka plana düşen, geriye itilen bir kaynaktır.

Aslında, birçok kuşak dinleyici sadece dinlemez, aynı zamanda muhataplarını dinlerken gözlemlerler. Onları konuşurken görmeye de bir ihtiyaç var. Yine de, nadiren bunun farkındadırlar. Yani, insanlar yüz yüze iletişim kurmaları gerektiğini bilmiyorlar. Çünkü verilen mesajları tüm boyutlarıyla algılamaları gerekiyor. Genellikle insanlar iletişim kurduklarında “Seni görüyorum” yerine “Seni duyuyorum” derler.

İletişimciler arasındaki mesafeler

Jestler, yüz ifadeleri ve konuşma tonu ile birlikte vurgu, ritm ve ses seviyesi arasındaki hareketlerin – az ya da çok belirgin beden hareketleri- hepsi iletişimciler arasında sınırlı bir alanda gelişir. Böyle bir alan, iki veya daha fazla kişi arasında iletişim kurmak için en uygun mesafedir.

Hall (1966) mekanın yönetimini  ve ayrıca böyle bir yakınlık veya ilişkisel mesafe ile ilişkili hareketi dört farklı mesafeye ayırır:

Mesafe türleri

  • Samimi mesafe. Bu, duygusal yakınlığın mesafesini ima eder. Romantik olarak ilişkili insanların mesafesidir. Buna ek olarak, oğlunun saçlarını okşayan bir babanın parçasıdır. Çocuk-anne ilişkisinde de görülür. Bu muhatapların birleşmesine izin veren bir mesafedir. Bir dereceye kadar, özel alanın sınırlarında bir kırılma vardır. Bu alan onları başka bir kişinin vücudunu kucaklamaya veya okşama gibi duygusal olarak ifadelere davet eder.
  • Kişisel alan. Bu da bir yakınlık mesafesidir, ancak muhatapların kişisel sınırlarını koruduğu bir mesafedir. Sınırlar kaybolmaz ve açıkça tanımlanır. Bu nedenle, arkadaşlar, aile ve iş arkadaşları arasında örtük olarak kabul edilen kişiler arası ilişkilerin mesafesidir. Aynı zamanda ortak bir amacı veya ilgisi olan iki kişinin mesafesidir.
  • Sosyal mesafe. Bu tür bir mesafede fiziksel bir temas yoktur. Bakış, hakim olan tek bağlantı türü olur. Kişisel olmayan bir ilişki değildir, ancak koruyucu bir alan ve aynı zamanda muhataptan gelen nihai istilalardan veya müdahalelerden koruyan bir mesafe vardır. Ayrıca, müzakere ve satış anlaşmaları durumlarında en uygun mesafedir. Genel olarak, muhataplar ve iletişimciler arasındaki mesafeyi empoze eden sıralar, vitrinler, masalar ve çeşitli nesneler vardır. Bu nedenle, geleneksel psikiyatrik konsültasyonlarda, klasik terapötik mesafe bir masa veya beyaz bir önlükle korunur.
  • Kamusal mesafe. Bu resmi etkileşimlerin mesafesidir. Samimiyet ve kişisel bağlantı yoktur. Ayrıca, hiçbir şekilde doğrudan bir ilişki yoktur. Örneğin, bir öğretim görevlisi veya profesör arasındaki mesafe.

Bu mesafe hakkında

Yukarıdaki son üç mesafe türünde, muhataplar arasındaki boşluk 60  ila 80 cm arasında değişir. Bu, standart  aşağı- yukarı bir kapının veya belirli koridorların genişliği kadardır.

Böylece mimari, yaşam tarzlarını ve insan etkileşimini belli bir şekilde etkiler.  Bir evin tasarımında bir ailenin özel gereksinimlerine göre oluşmuş çok şey vardır. Aynı şey bina inşaatındaki kişisel olmayan tasarımlar için de geçerlidir. Genel olarak, iç kapılar dış kapılardan daha dardır.

Modern iç kapılar ve koridorlar yaklaşık 60 cm genişliğindedir, girişler 80 cm’dir. Aynı şekilde, 20. yüzyılın ilk yarısının yapıları mevcut Fransız dış kapılarından daha geniş iç kapılara sahiptir.

Kişisel olmayan ilişkiler döneminde yaşanmasına rağmen, kişisel, sosyal ve kamusal mesafelerde bir azalma oldu. Ancak, geçen yüzyılın ilk on yılında, komşular, arkadaşlar ve aile arasında daha yakın etkileşimler ve daha fazla bilgi olmasına rağmen, resmi bir mesafe kotası uygulandı. Örneğin, fiziksel temas kabul edilemezdi ve insanlar resmi tavırlar beklerdi. Tıpkı kapılarda olduğu gibi, o zamanki ilişkisel mesafe de bugünkünden çok daha genişti.

İlişkisel mesafe

Bu mesafe sosyo-kültürel bağlama bağlıdır. Her kültür, iletişimciler arasındaki boşluk türünü empoze eder. Bazı ilişkiler, diğer kültürlerin yakın mesafelerine eşdeğer daha yakın bir sosyal mesafeye sahiptir. Bu genellikle ilişkisel düzeyde karşıt algılaraı olan insanlar arasında yanlış anlamalara yol açar.  Özellikle, sözlü bir şeyi vurgulamanın tek yolu fiziksel temasın olduğu durumlar olduğunda.

İnsanların iletişim kurarken seçtikleri mesafe, bize ilişkileri hakkında bilgi verir.

Yüz yüze: İlişkisel mesafe ve sosyokültürel bağlamdaki örneği

Paul Watzlawick’in 1976’daki bu örneği bu farklılıkları göstermektedir. Araştırma Rio de Janeiro havaalanında bir fenomeni araştıran bir dizi araştırmacı hakkındadır. Havaalanında alçak korkuluklu bir teras vardır ve son yıllarda çok kişi oradan düşmüştür. Bu kazalar başta Avrupalılar olmak üzere sadece yabancılar arasında meydana gelmiştir.

Bu teras, resepsiyonlar ve vedalar için bir toplantı merkeziydi. Böylece,  Brezilyalılar ve Avrupalılar’la konuştuklarında araştırmacıların keşfettikleri şey, Avrupalıların Brezilyalılar’dan uzaklaşmaya çalışmalarıydı. Çünkü kendi etkileşimleri için uygun bir mesafeye ulaşmaya çalışıyorlardı. İronik olarak, Brezilya’nın kişisel alanı dardır, belki de Avrupalıların yakın mesafesine eşittir.

Böylece Avrupalılar mesafelerini uzatmak için geriye doğru yürümeye başladığında, Brezilyalılar kendi sosyal mesafelerini bulmak için onlara yaklaşarak karşılık verdiler. Sonuç olarak, Avrupalılar’ın çoğu havaalanının zemin katındaki korkuluktan düştü.

Birinin kültürünün dayattığı etkileşim mesafelerinin ötesinde, kişisel mesafe de vardır. Her insan başkalarıyla iletişim kurarken kendi bazını koyar. Örneğin, 80 cmlik standart mesafe, bir kişinin muhatabının yüzüne bakabilmesini sağlar. Ayrıca, vücutlarının geri kalanını ve jestlerini kendi çevresel görüşleriyle gözlemleyebilirler.

Sonuç

Son olarak, jestlere hakim olmak zordur. Yani, insanlar sözel dille ifade etmek istedikleri konusunda bilinçli ustalığa sahiptir, ancak jestlere gelince bu imkansızdır.

Bu nedenle, meta iletişiminizin ve tercih ettiğiniz mesafenin farkında olmalısınız. Özellikle başkalarının jestlerine yüklediğiniz anlamdan şüphe duyduğunuzda. Bu, daha iyi bir iletişimci olmanıza yardımcı olacaktır.