Yabancı Düşmanlığı: Tanımı, Risk Faktörleri ve Önlenmesi

Haziran 13, 2018

Yabancı düşmanlığı, kulağa güçlü bir kelime gibi geliyor. Popüler medya bu terimi kullandığı zaman, genellikle farklı bir etnik kökene ya da uyruğa mensup bir kişiye karşı bir suç işleyen, göreceli olarak organize edilmiş insan gruplarının ciddi vakalarına atıfta bulunur. Fakat bu tanım, yabancı düşmanlığını tam olarak karşılamaz.

Dünyada her gün meydana gelen acılardan nadiren bahsediyoruz. Pek çok insanın aklından geçen küçük düşünceler ve fikirler hakkında nadiren konuşuyoruz. Örneğin, birinin doğduğu ülkeye bakarak, yetersiz bir çalışan olacağını düşünmek yabancı düşmanlığı mı olur? Şimdi bunun üzerine biraz düşünelim.

“Gerçek milliyetimiz insanlıktır.”

– H. G. Wells

Yabancı düşmanlığı nedir?

Her ne kadar, kurbana ve genel olarak topluma çok fazla zarar verebilecek aşırı bir başka şekli olsa da, yabancı düşmanlığı, sadece milliyetinden dolayı birisine karşı geliştirilen fiziksel bir saldırganlık hali değildir. Gerçekte, bundan daha da fazlasıdır.

Yabancı düşmanlığının özünde, bireyin, genellikle saldırgandan farklı olan, kendi ülkesi ile ilgili sosyal manada dışlanması yatar. Dışlanma, vatandaşlık veya ten rengi nedeniyle bir başkasına, bir evi kiralamayı reddetmek de dahil olmak üzere doğrudan bir davranış biçimini alabilir.

Fakat aynı zamanda, belirli bir uyruğun cimri olduğuna inanılan klişeler ve genellemelere yol açan tutumları ve inançları ya da başka bir milliyetin insanlarının sıkıcı olmalarına dair tuhaf düşünceleri de içerir. Gerçek şu ki, şiddete başvurmamış olsanız bile, korku ve reddetme düşünceleriniz ve hisleriniz aracılığıyla yabancı düşmanlığını karşı tarafa yansıtabilirsiniz.

“Kimse teninin rengi, geçmişi ya da dini nedeniyle başka bir insandan nefret etmek için doğmadı.”

– Nelson Mandela

manken kadın poz veriyor

Hangi risk faktörleri yabancı düşmanlığına yol açar?

Eğer böylesine gelişmiş bir toplum olduğumuzu iddia ediyorsak, peki o zaman yabancı düşmanlığı neden bu kadar yaygın? Sürekli olarak yanı başımızda olan belirsizlik durumu, buna katkıda bulunan bir faktördür. Örneğin, farklı ülkelerden gelen insanların gerçekleştirmiş olduğu terör saldırıları olmuştur. Bu saldırıları birbirine bağlayan ortak bir faktör olduğunda, yabancılara karşı bir düşmanlık gelişir.

Bu olaylar, bizi savaşmak ya da kaçmak için sürekli olarak bir alarm, endişe ve korku durumuna soktu. Sürekli bir endişe halinde olmak, hissettiklerimizden sorumlu tutmak adına birini suçlamak ihtiyacını doğurur. Ve kimi suçluyoruz? Tabi ki bizden farklı insanlar.

Bu yüzden, ister kendimizi ister başkalarını yalnızlaştırmak amacı ile, kendimizi bu insanlardan uzaklaştırma eğiliminde oluruz. Diğer kültürler ile doğrudan bir temasın olmayışı, kavga etme dürtümüzü kırmayı ve dolayısıyla bizden farklı olanların ne kadar tehlikeli olduğu hakkındaki asılsız fikirlerimizi kırmamızı imkansız kılar. Bu nedenle, toplumdaki bireylerin, birbirleri arasına mesafe koyması, yabancı düşmanlığının gelişimi için önemli bir risk faktörüdür.

“Ya kardeş gibi birlikte yaşamayı öğreneceğiz ya da aptallar gibi birlikte yok olup gideceğiz.”

– Martin Luther King, Jr.

başı kapalı kadınlar protesto ediyor

Yabancı düşmanlığını nasıl önleyebiliriz?

Yabancı düşmanlığının önlenmesine yönelik ilk adım, diğer ülkelerden gelen insanlarla konuşmak ve kendimizi başka kültürleri öğrenmeye adamaktır. Bu, onlarla empati kurmamıza ve bizden pek de farklı olmadıklarını ve (elbette) çoğunun hayatlarımızı yok etmek isteyen potansiyel teröristlerin olmadıklarını anlamamıza yardımcı olacaktır. Ayrıca bizi hikayelerine ve topluluk olarak karşılaştıkları zorluklara karşı daha duyarlı hale getirecek.

Birilerinin ülkelerinden ayrılmasının ve tüm hayatlarını tehlikeye atmanın neye benzediğini düşünmek için hiç düşünmeyiz. Eğer kendi ülkelerinde sağlıklı ve huzurlu bir hayatları olsaydı, bu kadar zor bir yolculuğa çıkmış olmaz, heyecanlı olmaktan daha ziyade, tehlikeli olan bir maceraya atılmak yerine, aileleri ile beraber, evlerinde olurlardı. Ne yaparlarsa yapsınlar, genellikle bulundukları yer belli bir ölüm anlamına geldiği için, hem kendileri hem de sevdikleri tehlike altındadır.

Yabancı düşmanlığını önlemek için, hükumet kurumlarının gerçekten etkili topluma kazandırma programları uygulaması gerekmektedir. Ortalama vatandaşların, diğer ülkelerden gelen insanları gerçekten tanıyabilecekleri ve ortaya çıkabilecek çatışmalara aracılık edebilecek uzmanların yer aldığı programların hayata geçirilmesi önemlidir.

Son olarak, farklı uluslardan gelen insanlar hakkında, korku ve nefret üreten gizli bir politik gündem olmadan, doğru mesajlar yaymak önemlidir.

Görseller William Stitt, Eddy Lackmann ve Vlad Tchompalov.