Vücudunuzla İlişkiniz Nasıl?

Ekim 6, 2019
Vücudunuzla ilişkiniz pozitif olduğunda, vücudunuzun dengesini etkileyen şeyleri kolayca fark edebilirsiniz.

Vücudunuzla ilişkiniz düşündüğünüz kadar bariz değildir. Önemine rağmen, çoğunlukla arka planda kalır.

Çoğunlukla, vücudunuzla olan ilişkiniz ya araçsal ya da işlevseldir. Vücudunuzun diğer insanlar üzerinde etkisi olan bir araç olduğunu varsayabilirsiniz. Bu durumda, vücudunuzla ilgili mutlu olabilmek ya da başkalarını etkileyebilmek üzere vücudunuza ilgi gösterirsiniz. Diğer yandan, bunun tam tersi de mümkün olabilir. Vücudunuzu insanlardan saklayabilirsiniz de. Benzer şekilde, kendinize dair düşünceleriniz pozitif olmadığı için vücudunuzu ihmal bile edebilirsiniz.

“Vücudunuza önem verin. Yaşayabileceğiniz tek yer vücudunuz.”

– Jim Rohn

Vücudunuzla ilişkiniz işlevsel de olabilir. Bu, yalnızca canınız acıdığında ya da hastalandığınızda vücudunuzun farkına vardığınız anlamına gelir. Sağlıklıyken; yaptığınız, hissettiğiniz ve düşündüğünüz her şeyin biyolojik anlamda vücudunuzun içinde gerçekleştiğini unutursunuz.

Bir kadın elinde tuttuğu bir el aynasına bakıyor.

İlgisizlik ve vücutla ilgili takıntılar

Bazı insanların vücutlarına uzak bir ilişkisi vardır. Vücutlarını keşfetmezler ve vücutları ile ilgili çok fazla şey bilmezler. Vücutlarını hor görmeleri veya vücutlarıyla ilgili tedirgin hissetmeleri de mümkündür. Vücutlarıyla bu tip zorlu ilişkilere sahip olanlar için, genelde iki aşırılık durumu vardır. Birincisi, vücutlarına çok fazla ilgi gösteriyor olabilmeleridir. İkincisi ise vücutlarına karşı umursamaz olabilirler.

Vücutlarıyla ilgili takıntılı olan insanlar genelde çok evhamlıdır. Özellikle temizliğe dikkat ederler ve mikroplardan korkarlar. Aynı şekilde; ter, idrar ve dışkı gibi doğal kokulara da tahammül edemezler. Aslında, bu kokuları doğal şeyler olarak değil de uyarı işaretleri olarak görürler.

Spektrumun diğer tarafında ise, olağandışılıkları norma dönüştürenler vardır. Ruhsal problemlerin bir işaretçisi de vücut hijyenine ve genel olarak vücuda karşı aşırı aldırmamazlıktır. Bu insanlar banyo yapmamayı ve kıyafetlerini değiştirmemeyi tercih ederler. Kötü kokmayı seçerler ve genelde bununla ilgili endişelenmezler. Eğer vücudunuzla olan ilişkiniz bu kategorilerden birine uyuyorsa, yardım almanız gerekir.

Duygular ve vücudunuzla ilişkiniz

Duygular, pozitif veya negatif değildir. Ancak, bazı duygular vücudunuzda aksaklıklara yol açabilirler. Aksaklıklardan kastımız, vücudunuzdaki normal dengeyi değiştiren şeylerin aktif hale gelmesidir. Bu duygular öfke, üzüntü ve ıstıraptır. Ve tabii ki, bu duyguların bir kombinasyonu veya türevi olan duygular da bu listeye dahildir: hayal kırıklığı, stres, hoşgörüsüzlük vb. Tüm bu duygular, vücudunuzun tehdit edici olarak algıladığı uyaranlara verilen tepkilerdir.

Duygularınız, vücudunuzla olan ilişkinizi etkiler. Birçok çalışma, bazı durumlarda duygularınızın vücudunuzun organik dengesini sağlamasına yardım ettiğini belirtmiştir. Diğer durumlarda ise duygular hastalıklara neden olabilir. Bilim; anksiyetenin, bulaşıcı hastalıklar ve bağışıklık sistemi hastalıkları başta olmak üzere birtakım farklı hastalıklara sebep olduğunu göstermiştir.

Bir kadın stresli bir şekilde elini saçlarından geçiriyor.

Bilim insanları anksiyetenin cerrahi prosedürleri de negatif şekilde etkilediğini ayrıca kanıtlanmıştır. Dolayısıyla, ‘stres’ olarak bildiğimiz şey vücudun normal iyileşme süreçlerini değiştirme eğilimindedir. Stres yaşarken salgıladığımız hormonlar, kalp ve damar hastalıkları gibi bazı hastalıkları yaşama ihtimalimizi arttırır. Ek olarak, bağışıklık sistemimizi de zayıflatırlar.

Birçok insan duygularının vücutları üzerindeki etkisini fark etmezler. Örneğin, bazı spesifik duyguları yaşarken kalp atışlarının hızlandığını veya nefes alış düzenlerinin değiştiğini fark etmezler. Sıcaklıktaki değişikliklerden, belirli kaslarındaki gerginlikten veya vücutlarındaki bazı süreçlerin hızlanmasından da haberdar olmazlar.

Vücudunuzla ilişkiniz, vücudunuzdaki değişikliklerin ne kadar farkında olduğunuza ve bu değişikliklere karşı ne kadar hassas olduğunuza bağlıdır.

  • Kabat-Zinn, J. (2016). Vivir con plenitud las crisis Ed. Revisada: Cómo utilizar la sabiduría del cuerpo y de la mente para enfrentarnos al estrés, el dolor y la enfermedad. Editorial Kairós.