Uyuşturucu En Çok Zararı, Çıkış Yolu Göremediğinizde Verir

· Haziran 19, 2018

İnsanlar, belirli maddeleri kullanma ve bunlara karşı bağımlılık geliştirmeyi çeşitli yollarla açıklamaya çalıştılar. Bu açıklamaların hepsi biraz haklı olabilir. Bu bakış açılarından biri, belirli bir uyuşturucuya bağımlılık ve bağımlılık için risk faktörleri olarak çevresel faktörlerden bahsediyor.

Kullanıcı kişinin koşulları ve özelliklerini göz önünde bulundurmadan sadece bir maddenin bağımlılık yaratan kısmını ele almak bir hatadır. Sorunu gerçekten anlamak için maddenin ötesine geçmelisiniz. O maddenin bağımlılık gücünü hatırlamak zorundasınız. Maddeyi alan her kişinin farklı olduğunu da unutamazsınız.

Bu sorulara yol açar. Örneğin, çok sık ve çok fazla miktarlarda alkol içen insanlar var, ama bağımlı hale gelmiyorlar. Neden ?

Sadece uyuşturucu almış fareler ile kaçış kanalı olan fareler

Bir laboratuvar ortamında bakarak bağımlılık olgusunu daha iyi analiz edebilirsiniz. Bir deneyde içinde iki şişe su bulunan bir kafeste bir fare var. Şişelerden biri, saf suyla dolu. Ötekinde ise eorin veya kokainle karıştırılmış su var.

Bu deney her tekrar edildiğinde fare uyuşturucuyla karışık suya bağımlı hâle geliyor ve durmadan o sudan içiyordu ta ki ölene dek. Uyuşturucuların beyin üzerindeki etkisi nedeniyle bu mantıklı bir sonuç. Fakat 70’lerde Vancouver’da bir psikoloji profesörü olan Bruce Alexander, bu deneyi gözden geçirerek yeniden tasarladı.

Bu psikolog, fareler için bir park oluşturdu (Rat Park). Sıçanların renkli toplar, keşif için tüneller, çok sayıda arkadaş ve bir sürü yiyeceğe sahip olduğu eğlence dolu bir kafesti bu. Temel olarak, bir sıçanın isteyebileceği her şey vardı. Rat Park’taki tüm sıçanlar, her iki şişedeki suyu denediler çünkü içlerinde ne olduğunu bilmiyorlardı.

İyi bir hayata sahip olan fareler uyuşturucunun “mahkumları” haline gelmedi. Genellikle bu şişeden içmekten kaçındılar. İzole fareler tarafından tüketilen maddenin dörtte birinden daha azını tüketmişlerdir. Biri tanesi bile ölmedi. Bu arada, yalnız ve mutsuz olan fareler bağımlı hale gelerek öldü.

İlk deneyde, sıçanın yansıma ve temel uyaranları takip etmekten başka bir şey yapmadığı düşünülmüştü. Ya boş boş dolanacak ya da uyuşturucuyla karıştırılmış sudan içecekti ki bu en azından yeni bir motor aktiviteydi. Bunun uyuşturuculu duyun sıçan için çekici olmasıyla bir ilgisi yoktu.

uyuşturucu seçen sıçan

İkinci deney, sıçanlara bir ALTERNATİF sunar. Alternatif, çok çekici, ilginç ve kendi başına güçlendiricidir. Hayatındabir alternatif ya da hoş bir rutine sahip olan fareler, zevklerini uyaran suyu içmeye devam etme gereğini hissetmiyordu. Ya da en azından dengesizliği fark etmediler.

Deneyin üçüncü bir revizyonu yapıldığında her şey daha da şaşırtıcıydı. Bu çalışmada, sadece uyuşturucuyu alabilecekleri kafeslerde 57 gün geçirmiş olan fareleri kullandılar. Araştırmacılar, sıçanların yoksunluk belirtilerinden kurtulduktan ve mutlu bir ortamda yaşamaya başladıktan sonra iyileştiklerini gözlemledi.

İyi bir hayat – kötü bir alışkanlık edinmemenin en iyi yolu

Eğer mutluysanız, boşlukları doldurmanız gerekmeyecek. Ama mutsuzsanız, eksik kimyasalları bir madde ile telafi etmeye çalışabilirsiniz. Nucleo accumbensis yani beynin dopamin alım merkezi. Aynı zamanda bir davranışa bağlı zevk duygularıyla ilgilidir. Beynimizin bu kısmı, çevresel ve kimyasal vezirleriyle toplantı yapan bir krala benzer.

Ona sürekli mal ve hizmet götüren sadık kulları vardır. Bunlar dopaminin kimyasal hizmetkârlarıdır: su, yiyecek, takviye edici sosyal etkileşim, uyumak için güzel bir yatak. Eğer bu zevkler eksikse, sınırlı ve bireysel bir şekilde ortaya çıktıklarında, bu daha fazla zevk anlamına gelir.

Vietnam Savaşı sırasında binlerce asker eroin bağımlılarına dönüşmüştür. Ama evlerinde dönüp yoksunluk belirtilerini atlattıktan sonra eski normal hayatlarına geri döndüler.

vietnam savaşı

Uyuşturucular davranışlarınız üzerinde büyük bir kontrole sahip olabilir. Sevgi, sağlıklı rutinler veya iyi bir işten mahrum olduğunuzda bu durum gerçekleşir. Bir kere kapıya ayak bastıklarında bir bağımlılığa dönüşebilir bu eksiklikler. Tekrar edile edile yerleşir ve ve hayatınızı yok etmeye başlarlar.

Bu, bağımlı insanları karakter sahibi olmayan kişiler olarak gösteren ahlakçı ya da kimyasal bakımdan indirgemeci fikirler olmadan mantıklı bir açıklamadır. Bağımlıları, tıpkı ilk kafesteki fareler gibi görebilmemize yardımcı olur: yalnız, etraflarında yalnızca tek bir çıkışı ya da zevk alma şekli olan kişiler. Öte yandan, uyuşturucu kullanan ancak tatmin edici bir ortama geri dönen biri, bağımlılığa geri dönmekten sakınabilir. Bunun nedeni, beyninin ödül sistemlerine giden birçok başka uyarana ulaşabilmeleridir.

İşin sırrı, özgür hissettiren bir “kafes” yapmaktır. Zevk duyguları üretmek için değiştirebileceğiniz alternatiflerle dolu bir “kafes”. Bu sayede hiçbir şeye bağımlılık yaratmayacaksınız. Yani uyuşturucuların zararlı ve kötü olduğu açık bir gerçektir. Ancak insanların başka bir alternatif göremediği çaresiz bir senaryoda kullanıldıklarında daha da kötüdürler. Çünkü hepimiz, birkaç saniye için de olsa kendimizi iyi hissederiz.