Sosyal Ağlarda Rol Yapma Arzusu

Şubat 27, 2020
Sosyal ağlarda rol yapma arzusu doğamızda olan sosyal onay ihtiyacından kaynaklanıyor gibi görünmektedir. Kabul edilmeye ve fikirlerimizin başkaları tarafından pekiştirilmesine ihtiyacımız vardır.

Günümüzde sosyal ağlarda büyük bir rol yapma arzusu vardır. Ancak gerçekten sosyal medya profillerimizde göründüğümüz kadar mutlu muyuz? Bu soru belki de kurgusal olan, günlük yaşamlarımızda sürekli göstermemiz gereken ve sosyal medya hesaplarımıza da taşan “mutluluk” konseptinden dolayı ortaya çıkmaktadır.

Eğer herhangi bir sosyal ağda gezinirseniz tanıdıklarınızın dünyayı gezdiğini gösteren birçok paylaşım görürsünüz. Ya da belki de birkaç haftadır konuşmadığınız aniden aşık olmuş bir arkadaşınızın bir fotoğrafına denk gelirsiniz.

Pennsylvania Üniversitesinde yürütülen sosyal ağlar hakkında bir çalışmaya göre haftada ortalama 37 saatimizi online geçirdiğimizi unutmayın. Bu zamanımızın %22’si civarında.

Bu çalışmaya göre, bundan dolayı kişisel hayatımız internette kullandığımız sosyal platformlar ile büyük bir bağlantıya sahip. Bundan dolayı bize yakın olan insanlara mesaj göndermek için bu uygulamaları kullanıyor oluşumuz şaşırtıcı değil.

Kısaca, hepimiz sosyal ağlar aracılığı ile online ortamda birbirimize bağlıyız ve bu platformlar günlük hayatlarımızın birer parçası. Aşağı yukarı aynı şekilde selfie çekmek de günlük rutinimizin bir parçası. Bundan dolayı, kendimize sormalıyız: sosyal ağlar üzerinde gerçekliğimizin tam olarak hangi kısmını gösteriyoruz?

Sosyal Ağlarda Rol Yapma ve Sosyal Onay İhtiyacı

Sosyal medya uygulamalarını gözden geçiren bir kadın.
Mutlu olduğumuzu iddia etmek ve gerçekten de öyle olmasak bile dünyayı buna inandırmaya çalışmak gibi garip bir arzumuz var.

Birçok araştırmaya göre içimizde başkalarını memnun etmek için içten bir rol yapma arzusu taşıyoruz. Bu, konuyla ilgili yapılmış bazı çalışmalara göre sosyal ağlarda gösterdiğimiz onay ihtiyacına bakıldığında açıkça görünüyor.

Bundan dolayı, sosyal ağlarda görünmek konusundaki isteğimiz doğamızda bulunan bir sosyal onay ihtiyacından kaynaklanıyormuş gibi görünüyor. Bu, başkalarının bizi kabul etmesini ve bize olumlu pekiştiriciler vermesini istiyoruz demek. Örneğin, bir “selfie” yüklediğimizde hissettiğimiz mutluluk. Beğenileri ve pozitif yorumları sayarak pekiştirme alıyoruz. Eh, kim övülmeyi sevmez ki?

Tamam, peki bu açıdan rol yapmak ne demek? “Rol yapmak (posturing)” Oxford Öğrenci Sözlükleri tarafından oluşturulmuş bir ifadedir. Doğal ya da içten olmayan ancak özellikle de sosyal ağlarda dikkat çekmek ya da spesifik bir etki oluşturmak amacıyla ortaya koyulan davranış ve tutumlar anlamına gelir.

Uluslararası Hipnoz Derneğinin üyelerinden biri olan psikolog José Elías bu konsepti “iyi bir imaj yansıtmaya çalışan belirli alışkanlık, davranış ve tutumların benimsenmesi” olarak tanımlamaktadır. “Mutlu olmasak ve buna ikna bile olmamış olsak da mutlu olduğumuzu kanıtlamak için ortaya koyduğumuz pozitif bir kabul gören bir imaj.”

Diğer bir deyişle, bu psikologa göre, rol yapmak gerçekliğin bir parçası olmayabilecek bir imaj göstererek ortaya koyduğumuz sosyal onay ihtiyacıdır.

“Bulaşıcı Mutluluk” Efekti

California Üniversitesinde yapılan bir çalışmaya göre insanların ruh halleri sosyal ağlarda gördükleri paylaşımlara göre değişiyor ve bu şeylere göre şartlanıyor. Bundan dolayı yayınlanan içerikler genellikle bir “bulaşıcı mutluluk” imajı veriyor. Bu çalışmaya göre başkalarının neşesi ve refahını algılamak bizleri de bu duruma ulaşmayı istemeye teşvik ediyor. Bundan dolayı bizler de benzer içerikler paylaşma dürtüsünü hissediyor ve “bulaşıcı mutluluk” etkisini kendi kendimize yaratıyoruz.

Bu bağlamda sosyal ağlardaki “mutluluk” sunumları orman yangınları gibi yayılıyor. Bu durum sosyal ağlarda bir varlığa sahip olma ve sonsuz bir “mutlu” mesajlar ve fotoğraflar dalgasının tadını çıkarma arzumuzu da teşvik ediyor.

Rol Yapma Arzusu – Yayınladığımız Şeyler Gerçek Mi?

Selfie çeken bir adam ve bir kadın.
Sürekli bir sosyal onay ihtiyacı içerisinde yaşıyoruz, bundan dolayı da sosyal ağlarda çok iyi bilinen rol yapma durumu ortaya çıkıyor.

Psikolog Yolanda Pérez “Her şeyden biraz var. En sık görülenler gerçekleri gösteren insanlar, gerçek olmayanlar ve hatta yarı-gerçekleri sunanlar,” diyor. Kendisi şunu da ekliyor: “O anda ne kadar güzel ve mutlu olduğumuzu gösteriyoruz. Ancak, biz gerçekliğin sadece bir kısmını gösteriyoruz. Günümüzün içinde 24 saat var ve sürekli mutlu ve gülümser olmak imkansız.”

Sosyal ağlarda yansıttığımız gerçeklik büyük ihtimalle tamamen eksiksiz değil. Bunun nedeni her an mutlu olmanın imkansız olması. Hayat pozitif ve negatif duygularla dolu ve negatif duyguları görmezden gelmek sadece bizi incitir.

Sonuç olarak, sosyal ağlarda gördüğümüz şeylerin gerçeği yansıtmadığı aşikar. Sosyal ağlardaki görüntü, yukarıda da açıkladığımız üzere görecelidir. Günün 24 saatinde de çok mutlu olan insanlar olduğunu düşünme hatasını yapmamalıyız. Hepimizin üzüntü ve hayal kırıklığını deneyimlediğini aklınızda tutun.

Bundan dolayı, kötü günler geçirmek hayatın bir parçasıdır ve bu günler iyi zamanlara daha da fazla değer vermemiz konusunda bize yardımcı olur. Hatırlayın ki, kimsenin hayatı mümkün değildir, bundan dolayı olmadığınız biri gibi davranma arzunuzu bırakın.

  • Domínguez Espinosa, Alejandra del Carmen et al. La deseabilidad social revalorada: más que una distorsión, una necesidad de aprobación social. Acta de investigación psicol [online]. 2012, vol.2, n.3, pp.808-824. ISSN 2007-4719.
  • Caldevilla Domínguez, D. (2010). Las Redes Sociales. sociedad digital actual. Las Redes Sociales . Sociedad Digital Actual33(1), 45–68. https://doi.org/-