Sonsuz Siper - Yer Altında 30 Yıl

17 Eylül, 2020
Sonsuz Siper filmi, şu anki halimizle sınırlandırılmaya zorlanmış olmasaydık hayatın nasıl olabileceği sorusuna bağlı olarak çok farklı hislerin üretilmesine sebep olabilir. Elbette, bazı insanların şu anda bu tür talihsiz koşullarda kilitli kalmaya nasıl dayanabileceğini hayal etmek çok daha zor.
 

Sonsuz Siper (The Endless Trench), İspanya İç Savaşı zamanında geçen ve köstebek olarak anılan insanlar üzerinden devam eden ve yüksek duygu yoğunluğuna sahip bir hikaye. İspanya’da, 1969’da hükumet tarafından ilan edilen genel aftan hemen sonra, kayda değer sayıdaki insan yeniden ortaya çıktı. Bu insanlar, 1936’da başlayan Franco yönetimi ve sonrasında, çoğu kendi evlerinde olmak üzere, misillemeden kaçınmak için 30 yılı aşkın süredir saklanıyorlardı.

Film, bu kabus gibi gerçeklik hakkındaki en şaşırtıcı hikayelerden bazılarının detaylarını sunuyor. “Köstebek” olarak adlandırılan bir kişinin ve karısının saklanma hikayesini yeniden ortaya koyuyor. Köstebeğin eşi, içine düştüğü o korkunç durumdan dolayı büyük fedakarlıklar yapıyor ve derin acılar çekiyor. Bu film için, korkudan korunma açısından ele alınan ve aşk hakkında harika bir hikaye demek yanlış olmaz.

Film, yarattığı etkinin büyük çoğunluğunu iki karakter ve bir mekan aracılığıyla sağlıyor. Bu etkiyi sağlamak üzere yola çıkanlar, Loreak ve Handia gibi filmlerin de arkasındaki Bask’lı yönetmen ve yapımcılardan oluşan ekip. Bu eser, siyasi baskı korkusu ve insani açıdan ele alınan savunmasızlık, umutsuzluk ve direniş hakkında yoğun ve neredeyse mükemmel bir duygusal yolculuk.

Sonsuz Siper – kaçıştan sonsuz bekleyişe

Kamera sol görüşlü bir politikacı ile keskin bir zekaya sahip olan Higinio’yu (Antonio de la Torre) takip ederken, aksiyonun çoğu filmin ilk 20 dakikasında gerçekleşiyor. Higinio, devam eden dakikalarda, diğer mahkumlarla birlikte tutuklanıyor ve bir Sivil Muhafız kamyonuyla götürülüyor.

 

Tutuklanan diğer kişilerden biri gardiyanlardan birine hayatı için yalvarırken, Higinio kamyondan atlayıp kaçma fırsatını yakalıyor. Devam eden sahnelerde, sivil muhafızlar, Endülüs’ün kırsal bir bölgesinde onu yakalamaya çalışıyorlar.

Neyse ki, daha sonra onları yukarıdan ateş ederek vuracak olan polisten saklanan diğer iki kişiyle birlikte gece boyunca karanlık bir çukurda saklanıyor. Burada, Higinio, kuyudaki deliklerden birinde kendini korumayı başarıyor. Sonra iki cesedi bir kenara iterek ertesi sabah buradan ayrılıyor ve eve dönüyor.

Belén Cuesta’nın oynadığı ve bir terzi olan karısı Rosa ise onu evinde beklemekte. Bu noktadan itibaren, saatlerin durgunluğunda ve sonsuzluğunda derin bir psikolojik dram başlıyor. Higinio, bu andan itibaren, yerin altına saklanmaktan ve evinde olan bitene sadece uzaktan izleyerek tanık olmaktan başka bir yol görmüyor, tıpkı bir köstebek gibi. Kendi evinde ve oldukça rahatsız bir yerde, sadece bir seyirci.

“Yıllar sonra İspanya İç Savaşı hakkında yazdığımda, henüz pek çok şey yayınlanmadığı için çocukken topladığım belgeleri kullandım (artık çok daha fazla kaynak var).”

– Noam Chomsky

Sonsuz Siper – seyirci için gerilim başlıyor

Bir köstebeğin hayatı muhtemelen sıkıcı olsa da, bu filmin izleyicisi için asla böyle diyemeyiz. Filmdeki ana tehdit ve gerilim, Higinio’ya ihanet eden ve onu ele veren Gonzalo’dan (Vicente Vergara) kaynaklanıyor. Gonzalo, Rosa’nın evindeki perdeleri sadistçe söküp kaldırarak saklandığı yerden her şeyi görebilmesi adına onu her şekilde tehdit altında tutmaya devam ediyor.

 

Kasabadaki bir Paskalya haftasından faydalanan Higinio, kayınpederinin evine, yaşlı bir kadın kılığında taşınıyor. Orada, Franco’nun polisinden kaçan bir köstebek olarak kendini tam olarak tanıtmak için çok daha fazla yere sahip oluyor. Küçük bir yatağı, küçük kitap rafları ve Rosa’nın da çalışabileceği küçük bir masası bulunuyor.

Dramadan uzaklaşıp bir mola vermenizi sağlayan trajikomik bir olaylar dizisinde de, homoseksüel bir çift, Rosa’nın birkaç aylığına yokluğundan yararlanarak Higinio’nun kayınpederinin evini randevuları için kullanmaya karar veriyor. Higinio tarafından keşfedildikten sonra da, gazete ve yiyecek getirme karşılığında evi kullanabilecekleri bir anlaşma yapıyorlar.

Rosa’yı tamamlayacak şey

Rosa, bu şartlar altında inanılması zor olan bir hareketle, bir çocuk istediğini açıklıyor. Rosa sağlam, sadık ve özverili bir eş. Aslında, oynadığı rol oldukça karmaşık ve onun duygusal anlamda sahip olduğu birkaç katman var. Yani, Higinio’ya saklandığı yerde yardım eden bir eşten çok daha fazlası.

Bu ani değişimlerle, o güne kadar aldığı eğitiminin onu hazırladığı her şeyi daha iyiye taşımak zorunda kalan Rosa, evi geçindirecek kişi haline geldiğinden, kendini yeniden keşfetmek durumunda kalıyor. Belén Cuesta, yıllar içerisinde, Rosa’nın kırılganlığını, gücünü ve bağlılığını aktararak harika bir iş çıkarıyor.

Rosa’nın hayatında bir dönüm noktası varsa, bu, bir sivil muhafızın kendisine uyguladığı cinsel taciz ve ardından maruz kaldığı tecavüz. Bu kişi aslında Rosa’nın atölyesinin bir müşterisi. Bir gün, Rosa’nın onunla herhangi bir şekilde iletişim kurmayı reddettiği bir mücadele gerçekleşiyor. Saklandığı yerden her şeyi gören Higinio, keşfedilmemek için kendini saklamak zorunda kalıyor.

 

Bu ortamda, aşağılanma artarken ve olanlara oldukça ilkel bir şekilde tepki verirken, Higinio ezici bir hayal kırıklığına uğruyor. Oldukça rahatsız bir durumun yaratıldığı bir sahnede, karısıyla seks yapmak için saklandığı yerden çıkar ve bu ilişki neredeyse tecavüz sınırında gerçekleşir.

Birkaç gün sonra sivil muhafız geri döndüğünde Rosa’ya saldırır ve Higinio bu sefer kendisini de durduramaz. Bunun bir nedeni de, lambanın devrilmesi ve saklandığı yeri yakması olur. Sonunda yardım etmek için dışarı çıktığında, amacı sadece bu sivil muhafızı öldürmek olacaktır. Ne yazık ki Higinio, çocuğunun biyolojik babasının kendisi olup olmadığını da her zaman merak edecektir.

Sonsuz Siper filmi hayatı sorgulatıyor

Sonsuz Siper ve aşkın gücü

Her iki kahramanın performansları da hikayeye müthiş bir gerçeklik katıyor. Higinio’nun sessizliği ve geleneksel anlamda sahip olduğu değerleri rolüne çok fazla anlam katıyor.

Kaçınılmaz olarak, aksiyonların çoğu, genellikle göz kamaştırıcı Endülüs güneşinin aksine kullanılan loş ışıkta gerçekleşiyor. Çoğu, Higinio’nun korku dolu bakış açısından belirsiz sahneler aracılığıyla sunuluyor. Higinio, izleyiciyle birlikte, dünyada neler olup bittiğini keşfetmeye çalışıyor. Bu strateji, aslında hem gerginlik hem de duygu yaratıyor.

 

Filmin yansıttığı acıya, karanlığa ve insan kötülüğüne rağmen, Sonsuz Siper (The Endless Trench) aslında olumlu bir film. Duygusallık, aşırılık veya klişeler olmadan aşkın bir ömür boyu kalacak bir sığınak olabileceğini söylüyor.

Filmin genel süreci, doğrudan gözümüzün önünde olana göre çok daha zor görünen şeyle başlıyor. Tüm saflığıyla, doğrudan göz önünde olmayan her şey büyük anlam ifade ediyor.