Seni Düşünmemek Çok Güzel Olurdu

· Aralık 26, 2016

Barda oturmuş kendime soruyorum: Unutmak için neler vermezdim? Kıyafetler umurumda değil, onları bile satıp etrafta çıplak gezebilirim. Soğuğu zaten şu an hissettiğimden daha fazla hissedemezdim ve bardakla dudaklarım arasındaki boşluktaki acıdan daha fazla yakmazdı canımı o soğuk…

Canım saf alkolün yaktığından daha fazla yanıyor ve kayaya düşen damlalar gibi, acının aldatıcı zevkinin tadını çıkarıyorum. Devasa bir uçurumla ayrılmış iki dünya hayal ediyorum. Sen birindesin, ben birindeyim ve ben ikisinde de yaşayamayacağım hissini taşıyorum.

Aşık olduğum ilk sefer değil bu. Sana söylüyorum ki bana koşarak gelip geçeceğini söylemeyesin. Farkındayım; bu yolu iyi tanıyorum, sağol.

Onunla böyle bir barda tanıştım. O barın ardındaydı, bense romanıma uygun bir son arıyordum. Üzüntülerimden kurtulmaya çalıştığımı zannetti ve ben de bu rolü oynadım.

Bu rolde bütün korkularımı saklı tuttum, fakat bilmediğim bir yere kaçıp gittiler. Şimdi ise başka bir barda kalbim paramparça oturuyorum.

donmuş kalp1

Tatsız bir gerçek gibiyim, hani son sıraya koyacağın biri ve ancak ondan kurtulmak için hiçbir yolun kalmadığında ortaya çıkacak olan gibi… Her şeyin yüzüne vurulduğu o noktaya tekrar geri dönmemek için çabalarsın ve sonunda geri dönüşün olmadığını fark edersin.

Her şeyi tecrübe etmemiş olsam da, son düşüşün acısını dindirecek bir çare olmadığı fikrindeyim. Kuru, sağır ve açıkçası masum. İşte bu noktada aşk, dokunamayacağın bir baloncuğa dönüşür, fakat ona bakmaktan da kendini alamazsın, ta ki sessizliklerin en kötüsüyle patlayana kadar.

Bu arada, herkese dün canını verecek kadar sevdiğin kişinin artık değiştiğini anlatmanın bir yolunu bulmaya çalışırsın. İşte böyledir, gerçek yavaş yavaş oturur ve bütün gece düşünür durursun.

Saate bakmama gerek olmadan, aniden vaktin geç olduğunu fark ettim. Son masaları temizleyen garson ise gelecek için pek de ilham vermeyecekti besbelli…

sonbahar yaprakları ve kız

Fakat üstüme korkunç bir tembellik çöktü. Sürekli arkamı kollayarak eve yürümek, kapıyı açmak, elbiselerimi çıkarıp tek başıma ısınmaya çalışmak, dünyamda beni boğan günlük bir monotonluk yüklüyordu üzerime…

Bugünün bütün bozukluklarıyla hesabı ödeyip dışarı çıktım. Soğuk dondurucuydu ve kayıp düşmek işten bile değildi. Işıklı bir tabelada bir aslan gözüme çarptı ve şimdi bir tanesiyle karşı karşıya kalsam ne olurdu diye merak ettim. Sonra görünmez olduğumu hatırladım ve bana zaten zarar veremezdi diye düşündüm.

İçimden bir ses bana yalancı diye seslendi. Göz yaşlarım yanaklarımdan süzülüyordu. İşte böyle, sokaktaki sessizliği ayak seslerimle bozdum ve kalbimin bir parçasının nasıl aslandan korkmaya başladığını hissettim.

Aynı zamanda hayatın benden daha alacağı ne çok şey olduğunu fark ettim ve bunlardan bazıları için yaşamaya değeceği sonucuna vardım.

Uyku yavaşça vücudumu ele geçirirken, sonraki romanımın kahramanı kim olacak diye düşünmeye başlamıştım.