Saudade: Bu Portekizce Kelime Hangi Duyguyu Anlatmak için Kullanılır?

14 Şubat, 2018

Saudade sevdiğimiz kişi uzaklarda olduğunda hissettiğimiz o boşluk hissidir. O içimizde yanan ve hiç sönmeyecek alev… Evimizle ilgili anıları canlandıran o ılık esinti ya da birinin veya bir şeyin hiç geri dönmeyebileceğini bildiğimizde hissettiğimiz melankolidir.

Saudade artık olmayan bir şeyin eksikliğini hissetmektir. Sevgiyle hatırladığımız fakat muhtemelen sadece geçmişte kaldığını bildiğimiz birine ya da bir şeye duyulan özlemdir. Hüzün ile sevgi karışımına benzeyen yoğun bir duygudur. Biz umutla beklemeye devam etsek de hiçbir zaman gelmeyecek bir şeyin acı-tatlı tadını bırakır.

“Uzaklarda yaşayan kardeşin için saudade.
Çocukluğundaki şelale için saudade.
Hiçbir zaman bulamayacağınız bir meyvenin lezzeti için saudade.
Kaybettiğimiz babamız için, zaten hiç gerçek olmamış hayali arkadaşımız için saudade…
Bir şehir için saudade.
Zamanın bize acımasız davrandığını fark ettiğimizde kendimiz için saudade. Bütün bu saudadeler canımızı yakar.
Ancak en çok can yakanı sevgiliye duyulan saudadedir.”

– Miguel Falabella

Saudade, güçlü bir kelime

Pek çok dildeki hiçbir kelime mutlulukla beraber acı da veren bir hatıranın hissettirdiği o özel duyguyu karşılamaz. Fakat Portekizliler bunu başarabilmiş ve bu güzel kelime ile, saudade ile ifade edebilmişler. Gizemli, anlam dolu bir kelime.

Birçok filolog ve dilbilimci bu kelimeyi araştırdı ve nereden geldiğini bulmaya çalıştı. Ancak ortak bir karara varamadılar. Ayrıca tam olarak ne anlama geldiği konusunda da fikir birliği oluşturmak oldukça zor.

yapmur birikintisi üzerinde çicekler

Yerine oturtması zor bu soyut kelime bir duygu ve hissiyat toplamını bünyesinde toplar. Bu, şu anda hissedilen duygular aracılığıyla uzaklarda olan bir şeyi anımsatır. Esasen Portekizli yazar Manuel Melo’nun anlattığı gibidir: “bem que se padece i mal que se disfruta” (acı veren bir iyilik ile hoşumuza giden bir kötülük).

Buna felsefik bir açıdan da bakmak mümkündür. Ramón Piñero bu kelimeyi yalnızlık hissinden gelen bir ruh hali olarak tanımlar. Ayrıca farklı yalnızlık türleri farklı saudade türlerini tetikleyebilir. Bir, kendi koşullarımız içinde gördüğümüz (objektif) ve bir de şahsi olarak deneyimlediğimiz (subjektif) türü vardır.

Diğer tanımlamalar en temel güvende olma hissine dönme çabamızla ilişkilendirir. Örneğin, doktor Novoa Santos’un açıkladığı “ölüm içgüdüsü” ya da doğum yerimizin uyandırdığı duygusallık. Bu kelimenin anlamı o kadar çok şeyi kapsar ki bunun psikolojik bir durum olduğunda hemfikir olabiliriz.

Geçmişe özlemin ötesinde

İnsanlar saudade kelimesini kimi zaman geçmişe duyulan özlem olarak tanımlar. Ancak, bu kelimenin özü nostaljinin de ötesine geçmektedir. Bunu hissetmek yalnızca bir şeyin eksik olması demek değildir. Bunun da ötesinde: bazı insanların ve hatıraların hayatımızdaki öneminin farkında olmaktır. Artık hayatımızda hiçbir şeyin aynı kalmayacağını bilmektir.

Daha önce de söylediğimiz gibi bu kelime bilincimizin sahiline vuran dalgaları çağrıştırır. Artık olmayan bir şeyin bıraktığı eksiklik hissinin iç dünyamızı coşturarak varlığını hissettirdiği fırtınalı bir deniz.

İşte tam bu zaman bir daha hiç görmeyeceğimiz o gözleri hatırlarız. Ya da bir daha hiç dokunamayacağımız teni. Büyüdüğümüz yerin kokusunu, çocukken oynadığımız bahçeyi. Güneşin yavaşça fakat kesin olarak batışını, evden uzaklaşmasını izlerken. Saudade, bir hatıranın verdiği mutluluk ile artık onun olmayışının verdiği üzüntünün buluşma noktasıdır.

özgürce dolaşan kadın

Romantik dönem yazarları bunu çok iyi anlamıştır. Çünkü, yazar ve aktör Miguel Falabella’nın da söylediği gibi, en acı verici saudade hala çok sevdiğimiz birine karşı hissettiğimizdir. Tekrar bir araya gelmenin imkansız olduğunu bilerek duyduğumuz boşluk hissinden gelendir.

Ancak kaderimizde yazanın bu olduğunu kabullenir ve yüzümüze hüzünlü bir rüzgar değdiğinde, zamanında ne kadar mutlu olduğumuzu hatırlarız. Güzel ama acı verici bir sevgi…

“En güzel saudade sevdiğimiz kişiye karşı hissettiğimizdir. Onun tenine, kokusuna, öpüşüne duyulan his… Onun varlığı, hatta kabullendiğimiz yokluğu.”

– Miguel Falabella

Hatıranın bıraktığı acı-tatlı tadı hafifletmek

Saudade canımızı yakar. Fakat diğer yandan da mutluluk verir. Çünkü bu his, yaşandığında duygularımızın ötesine geçer. Mutluluğu hatırlar, acıyı ise hissederiz. Aynı zamanda da bu mutluluğun geri gelmeyeceğini çok iyi biliriz.

Hafızamızın en acı-tatlı lezzetinin tadına varmayı öğrenmektir. Çelişkilidir fakat teselli eder.

“Benim yazarken ve sizin de muhtemelen okumayı bitirdiğinizde hissettiğiniz şey saudadedir.”

– Miguel Falabella

Saudade, özellikle de, vücudumuzun her atomuyla yaşamı hissetmek ve etrafımızdaki her şeyin kıymetini bilmek demektir. Her anın, her detayın, her insanın. Bunların hepsi acı ve mutluluk arasındaki bu benzersiz duyguyu uyandırabilir.

Peki ya siz, size ne zaman saudade hissi gelir?