Sadakatsizlik ve Aşıklar Hakkındaki Gerçek

Haziran 16, 2017 İçinde Duygular 98 Paylaşıldı

Sadakatsizliğin tanımı tartışmalı olsa da bunu duygusal ve cinsel anlamda tek bir kişiye bağlılık anlaşmasının bozulması şeklinde tanımlayabiliriz. Yani partnerlerden birinin, üçüncü bir kişiyle ilişkisi vardır. Açıkça söz edilmiş olmasa bile iki kişi arasındaki anlaşma ihlal edilmiş olur. Bu durum, ilişkide güveni temelinden çökertir ve geri dönüşü olmayan hasara yol açar.

Tarihsel olarak sosyal anlamda daima reddedilmemiştir ve hatta alkışlandığı zamanlar bile olmuştur, bilhassa erkekler tarafından.

Sadakatinizi neler besler?

Sadakati güçlendirdiği kanıtlanmış unsurlar içinde, aşk en temel katkı sunucu olarak öne çıkmaktadır.

Güven gibi değerler ile “İlişkiler sadakate dayanır,” “Arzularımı kontrol ediyorum,” “Kaybedeceklerim, kazanacaklarımdan çok,” “Bana yapılmasını istemediğim şeyi başkasına yapmam” şeklindeki inançlar da çok önemlidir.

Önemli bir rol oynayan diğer faktörler ise sadık bir kişi olmamız için toplum ya da ailemizden gördüğümüz baskıdır. Evimizde öğrendiğimiz değer ve kurallar, sosyal baskı ve kurumlar ya da dini inançlar, bu tür arzuları kontrol etmemize yardımcı olabilir.

Ayrıca suçluluk duygusu da sadakatsizliğe engel olabilir, çünkü başka birinialdatma duygusuna katlananamama korkusu sık sık ortaya çıkar.

Ne var ki sadık olmanın en sağlıklı nedeni, partnerinize karşı kazanılmış bağlılığınızdır. İlk aşık olma dönemi geçtikten sonra bu daha da önemli ve ilgili hâle gelir. Zira hâlihazırda anlaşma yapılmıştır ve sevgi, arkadaşlık ve saygı, sadakati ayakta tutan faktörlerdir.

Sadakatsizliğin ardındaki sebepler nelerdir?

Sadakatsiz davranmaya karar veren bir kişinin bu davranışıyla bağlantılandırılan faktörler arasında şunları sayabiliriz:

  • Aşk eksikliği: bir zamanlar var olan o güçlü duygu artık kaybolmuştur. “Seni seviyorum ama sana aşık değilim.” Bu durum, partnerlerini aldatmalarına rağmen başka bir kişiyi bularak ‘kendileri ve hislerine sadık’ kaldıkları fikrine kapılmalarını teşvik edebilir.
  • Can sıkıntısı ve rutin: bazı kişilerin ilişkide yaşadığı uyarıcı eksikliği, bunu dışarıda arama fikrini destekleyebilir. Sürekli uyarıcı gerektiren ve ilişkilerinde ihtiyaç duydukları motivasyonu bulamayan ya da teşvik etmeyen kişilerde bu durum daha yaygındır.
  • Kibir: sık sık başkalarını ayartmak, narsist kişilik özelliğine sahip olan ve öz güvenlerini, kaç kişiyi fethettikleriyle ölçen insanlar için temel bir motivasyon kaynağı olabilir. Kendini çekici hissetmek ve başkalarını etkileyebilmek, ‘size değer verebilir’ ama istemeden partnerinizden ayrılmanıza da yol açabilir.
  • İnançlar: Bazı inançlar belli davranışları hoş görebilir. Mesela: “Sadece bu seferlik,” “Kimsenin bilmesine gerek yok,” “Bu fırsatı kaçırmamam gerek,” “Herkes yapıyor,” “Ben bir kişiye sadık kalamam,” “Erkeklerin fıtratında bu var,” “Sadece seks,” gibi düşünceler sanki gerçekleri ‘haklı çıkarıyor’ gibi davranılabilir.
  • Değerler: Kişi, sadakatsizliği cezalandırmayan ya da negatif bir şey gibi görmeyen bir ahlak pusulasına sahip olabilir.
  • İletişim sorunları: Çift, sorunlarıyla yüzleşmek yerine gizlerse bu durum, ilişkide gücenikliğe yol açabilir ve birikmiş farkılıkları getirebilir. Bunlar ise kişinin partnerine olan ilgisinin yavaş yavaş kaybolmasına yol açabilir.
  • Yalnızlık: bir ilişkide yalnızlık hissi çok güçtür. Bir ilişkideyken, partnerlerden biri kendini yalnız hissederse ve ilişkinin uzak ve sevgisiz olduğu hissine kapılırsa, bu durum ‘arkadaşlık’ ihtiyacını üçüncü bir kişiyle gidermek üzere motive olmasına neden olabilir.
  •  Cinsel tatmin eksikliği: Çiftin ilişkisinde cinsel tatminsizlik varsa, kişi kendisini tatmin eden daha uyumlu bir partner bulmayı deneyebilir.
  • Duygusal mahrumiyet: Duygusal uzaklık olduğunda, pozitif takdir hissi olmaz ve kişi kendine değer verilmediğini hissederek arzu edilmediğini düşünür. Bu da kişinin kendisini çekici hissetmesine yol açacak bir kişi aramasına neden olur.
  • İlişkiye dair yüksek beklentiler: Partnerinizden istediklerinize dair gerçeklikten aşırı derecede uzak ve çok yüksek beklentiler, büyük hayal kırıklıklarına yol açabilir. Bu durum, iki kişi arasında mesafe yaratarak onları tatmin edecek ‘ideal’ kişiyi başka yerlerde aramalarına yol açar.
  • Travmatik deneyimler: çift olarak birbirini desteklemede güçlükler, iletişim hataları ve sıkıntılı durumlarla karşılaşıldığında şefkatsizlik yaşanabilir. Bütün bunlar, iki partner arasındaki mesafeyi artırabilir ve aradıklarımızı başkalarına bulmaya bizi itebilir.
  • Sosyal baskı: sosyal seviyede belli oranda baskı, sadakatsiz davranması için kişiyi ayartabilir. Çok sayıdaki partneri ya da cinsel ilişkileri nedeniyle çekici gözüken erkek prototipi gibi bazı sosyal modeller bu tür gerçeklerin ‘reklamını’ yapabilir.
  • Merak: Yenilik aramak ve her şeyi deneme isteği kişide sadakatsiz olma arzusuna neden olabilir. Daha baskın kişiliğe sahip insanların mesela daha utangaç kişilerin, partnerinden değişmesini ya da farklı bir şey denemesini istemektense yenilik arzusunu karşılaması daha kolay olmaktadır.
  • Macera arayışı: yeni ve heyecan verici duygular gereksinimi, çok yaygın olabilir. Özellikle çok yoğun ve değişken bir hayat tarzına sahip kişiler için bu durum geçerli.

Ama her şey bitmiş değil! Bu özellikleri gösterdiğiniz ya da ilişkinizde tespit ettiğiniz takdirde, bunlardan yararlanarak ilişkiniz için çalışmanız mümkün. Mesela, terapi ile ve daha sağlıklı ve tatmin edici ilişkiler kurmak üzere alternatifler bulmak için uğraşarak bunu başarabilirsiniz.

Bunlar da ilginizi çekebilir