Robotlar Kıskançlık ve Hınç Hakkında Bize Neler Öğretebilir

25 Nisan, 2017

Çoğumuz, her insanın mükemmel olduğu ya da olabileceği şeklinde bir fikre sahibiz. Fakat bu bir illüzyondur. Her şeyi iyi yapmaya ve yaptığımız işten zevk almaya çalışırız. Ama başkalarından iyi olduğumuz gibi bir fikre kapılma riskiyle de karşı karşıyayız. Bu durum bizi aşağı inen bir kıskançlık ve hınç sarmalına sıkıştırır.

Kendimizi başkalarıyla karşılaştırmak bize hiçbir fayda getirmez. Her birey, başka herkesten farklı durumlar, duygular ve düşünceler yaşamıştır. Dolayısıyla, mukayese faydasızdır.

Kendimizi başkalarından aşağı görmemek için ne kadar gitmeye gönüllüyüz? Yaşamımızdaki değişimlerle nasıl yüzleşiyoruz? Esnekliği geliştiriyor muyuz yoksa günlerimizi katılık ve bükülmez bir yapı mı belirliyor?

Değişim hayatımıza ulaştığında, bu ister iş isterse sosyal ve kişisel hayatımızda olsun, kim olduğumuzu unutmadan nasıl uyum sağlayacağımızı bilmek için yeterince esnek olmalıyız. Diğer yandan, negatif sonuçlar da olabilir. İşte aşağıda söz ettiğimiz kısa filmdeki kahramanın başına bu geliyor. Bu film bize çok önemli bir ders veriyor.

Aşağılık hissi ortaya çıktığında

Hayatımızın belli bir noktasında çevremizdeki diğer kişilere göre ‘daha aşağıda’ hissedebiliriz kendimizi. Belki fırtınalı bir değişim evresinden geçiyoruzdur ya da başka birinin bizim sahip olmadığımız muhteşem beceri ve kabiliyetlere sahip olduğunu fark etmişizdir.

Görevlerini yapıp kendini rahat ve mutlu hissettiği günlük rutinine alışan küçük robot da bunu yaşıyor. Ama ondan daha hızlı ve yetenekli başka bir robotun ortaya çıkmasıyla birlikte dünyası yıkılır. Çünkü kahramanımız bir kıskançlık ve hınç sarmalına girmiştir… Sonu ne olacak?

“Rızan olmadan kimse senin değersiz hissetmene sebep olamaz.”

– Eleanor Roosevelt

Kendimizi başkalarıyla karşılaştırıp ‘aşağılık’ ya da ‘daha kötü’ gördüğümüzde, beceri ve yeteneklerimizden şüphe duymaya başlarız. Bu şüphe, öz güvenimizi yok eder ve kendimize olan saygımıza zarar verir.

Böyle bir durumla karşılaştığımızda farklı sonuçlar ortaya çıkabilir. Hiçbir şey yapmaya gücümüzün olmadığını düşündüğümüz bir savunmasızlık durumuna ulaşabiliriz. Bu düşünce şekli ise hareketsizliğe yol açar ve kendimizi ve değerlerimizi küçümsemeye başlarız.

Fakat yolumuzu kaybetmekten kaçınmak için bu durumu aşmaya ve evrilmeye devam etmeye çalışmak isteyebiliriz. Sorun, enerjimizi kendimizi geliştirmeye değil de başkalarına zarar vermeye yönelttiğimizde ortaya çıkar. Bu olumsuz aşağılık hissini dışarı yöneltebilir ve başkalarının yaptıklarını, işlerini, tavırlarını ve ilişkilerini yıkmaya çalışabiliriz.

Kendimizi geliştirmek adına ders çıkarmak değil de kıskançlık ve hınçla motive olduysak, aşağılık hissine yol açan şeyi yıkmaya odaklanabiliriz. Başka bir deyişle, dikkatimizi içeri değil dışarı yöneltiriz.

Bu şekilde, kendi mutluluğumuzun ve aşağılık hissimizin sorumluluğunu başkalarına yüklemiş oluruz. Oysa bu yalnızca kendimiz hakkında oluşturduğumuz bir algıdır. Filmdeki küçük robotumuzun başına gelenler önemli bir dersi örnekliyor.

Esnek olarak kırılmaktan kurtulun

Mutsuzluk, hınç ve kıskançlık duygularına hapsolmuş olalım ya da olmayalım, öğrenmek zorunda olduğumuz tek seçenek, esnek olmak ve adapte olmaktır. Yeni bir durumu ya da başkalarının yetenek ve güçleriniz kabul etmek, kişisel değişimimizin başlangıcıdır.

Alternatif seçenek, hissettiklerimizin sorumluluğunu üstlenmek ve kendimizi ‘daha aşağıda’, ‘daha iyi’ veya ‘daha kötü’ görenin kendimiz olduğunu anlamaktır. Kendi filtremizi yaratır ve dünyayı onunla görürüz, eylemlerimizi o filtreye dayandırırız. Bunun sonucunda kendimize olan saygımız büyük ölçüde etkilenir.

“Esnek olmaya karar verirseniz, hiçbir şeyin önceden belirlenmediğini ve kendi davranışlarınız konusunda son söze sahip olduğunuzu görünce büyük bir yükten kurtulacaksınız.”

– Walter Riso

Kıskançlık ya da hınç duymak veya başkalarını aşmak için onları yerinden etmemiz gerektiğine inanmak, kendi öz güvensizliğimizin ürettiği duygulardır. Bazen kendimizi başkalarının düşmanı haline getiren yine bizleriz, onların yerine geçme çabasıyla kendimize acı çektiriyor ve sağlığımızı yok ediyoruz.

Küçük robot dostumuzun başına da aynısı geliyor. Kendi öz güvensizliğinin baskısı altında bir işbirliği durumunu, rekabet durumuna getiriyor. Bunun nedeni ise kendi katılığı,hıncı ve kıskançlığı. Böylece kendi yıkımına yol açıyor…

Dolayısıyla, şunu unutmayın: kendinizi böyle gördüğünüz ve başkalarının da sizin hakkınızda böyle düşünmesine izin verdiğiniz takdirde aşağı olursunuz. Unutmayın, başka birini yıkmak üzere rekabete girişmek mutlu olmak için iyi bir seçenek olamaz asla. Fakat işbirliği yapmak, birlikte çalışmak ve gelişmek için esnek olmak, kendinizi daha iyi hâle getirip yıkım yerine yaratıcılık getirmek için en iyi seçenektir. Bu küçük robotun hikayesi bize çok önemli bir yaşam dersi veriyor.