Robbers Cave – Garip Bir Deney

· Haziran 23, 2018

Robbers Cave deneyi sosyal psikolojinin klasiklerinden biridir. 1945 yılında Oklohama Üniversitesi (ABD) profesörleri Muzaffer Şerif ve Carolyn Şerif tarafından yapılmıştır. Sosyal önyargıları daha iyi anlamamızı sağlayan anahtar etkenleri tanımlamak istemişlerdir.

Robbers Cave deneyi “grup” konseptine odaklanmıştı. İnsanların kendilerini nasıl belli bir gruba aitmiş gibi algıladıklarını, bu çerçevede ilişkilerin nasıl şekillendiğini ve bir grubun başkalarıyla nasıl ilişki kurduğunu göstermeye çalıştılar.

“Önyargılar gözlemden önce oluşan inançlardır.”

– José Ingenieros

Ayrıca iki grup arasında çatışmanın nasıl çıktığını veya yoğunlaştığını da göstermek istediler. Bireylerinin yüksek aidiyet hissi geliştirdikleri iki grup olduğunda, ait olmadıkları grupları reddetme dereceleri – ve bu grupların karakteristik özellikleri – şiddetleniyor. Ama bu tersine de çevrilebilir. Çalışmayı nasıl yaptıklarına bir göz atalım.

Robbers Cave Deneyi

Araştırmacılar, çalışmayı gerçekleştirmek üzere 11 yaşında olan 22 erkek çocuğunu seçtiler. Hepsi de “normal” çocuklardı. Bu geçmişlerinde herhangi bir kötü davranış olmadığı, dengeli ailelerden geldikleri ve okuldaki performanslarının iyi olduğu anlamına geliyor. Hepsi orta sınıftandı ve hiçbiri bir deneyin parçası olduğunu bilmiyordu.

ormanın içinde yeşil çadır

Çocuklar rastgele iki gruba ayrıldılar. Sonra Oklohama’da Robbers Cave State Park diye bilinen bir bölgede düzenlenen bir yaz kampına katıldılar. İki grup birbirinden uzakta kamp yaptı. Çocukların hiçbiri başka bir grubun varlığından haberdar değildi.

Robbers Cave deneyinin 3 aşaması vardı: birincisinde, araştırmacılar gruba aidiyet hissini uyardılar. İkincisi araştırmacıların bilerek diğer grupla çatışma yarattığı sürtüşme aşamasıydı. Son aşama da araştırmacıların çatışmaları çözmeye ve gruplar arasındaki farkları azaltmaya çalıştığı entegrasyon aşamasıydı.

Aidiyet ve çatışma

İlk hafta boyunca, her bir gruptaki ilişkilerin güçlendirilmesi için aktiviteler düzenlendi. Çocuklar birlikte yürüyüşe çıktı, havuza yüzmeye gitti ve birbirinden farklı eğlenceli aktiviteler yaptılar. Grupların ikisinden de bir isim ve bayrak belirlemeleri istendi. Gruplardan biri “Kartallar” diğeri “Çıngıraklı Yılanlar” olarak adlandırılmayı seçti.

İlk aşamada, araştırmacılar grup üyelerinin kendilerini gruplarıyla özdeşleştirdiklerini ve güçlü bir aidiyet hissi geliştirdiklerini gördüler. Birkaç gün içinde hiyerarşi ve dahili roller ortaya çıktı. İki gruptaki üyelerin her biri kendi gruplarındaki üyelerle farklı bir bağ kurdu.

İkinci haftada başka bir grubun daha olduğunu öğrendiler. Başından itibaren, iki grup da birbirine karşı savunucu bir tavır aldı. Aralarında oldukça net bariyerler vardı. Çocuklar araştırmacılardan iki grup arasında rekabete dayalı aktiviteler düzenlemelerini istediler. Böyle bir yarışma düzenlendi. Hatta kazanan gruba – ki kazanan “Çıngıraklı Yılanlar” oldu – ödül bile verildi.

O noktadan sonra gruplar birbirlerine karşı düşmanca bir tavır aldılar. Çok fazla sürtüşme vardı ve çocuklar aynı yerde yemek yemeyi reddettiler. Birbirlerinden o kadar rahatsız oldular ki araştırmacılar durumun kontrolden çıkabileceği korkusuyla, ikinci aşamaya, planladıklarından daha erken son vermeye karar verdiler.

Robbers Cave deneyindeki araştırmacılar aidiyet hissinin ve başkalarına karşı önyargılı olmanın çok yakın ilişkisi olduğunu kanıtladılar. Ayrıca bir grupta aidiyet hissi oluşturmanın ve başka gruplara karşı nefret yaratmanın çok kolay olduğunu fark ettiler.

Ortak hedeflerin gücü

Son aşamada araştırmacılar iki grubun iş birliği yapmasını gerektiren aktiviteler düzenlediler. Bu aktivitelerden birinde kurmaca bir sorun yarattılar. Bir vandalın su kaynaklarını tahrip ettiğini (ortak bir düşman yaratma) söylediler. Su kaynağını tamir etmeleri gerekiyordu. İki grup bu amaç için birlikte çalıştılar.

ellerini birbirinin üstüne koyan çocuklar

Sonrasında, araştırmacılar herkesin sevdiği bir film göstermek istediklerini söylediler ancak filmi izleyebilmek için herkesin belli bir ücret ödemesi gerekiyordu. İki grup da gereken ücreti ödeyemedi ve yine ortak bir hedefe ulaşmak için işbirliği yapmaları gerekti.

Birlikte pek çok sorunu çözdükten sonra birbirlerine karşı duydukları nefret azalmaya başladı. Öyle ki eve dönerken iki grubun aynı otobüste gitmesi istendi. Mola verdiklerinde “Çıngıraklı Yılanlar” grubu yarışmada kazandıkları parayı kullanarak herkese içecek ısmarladı.

Robbers Cave deneyini gerçekleştiren araştırmacılar ortak sorunlar ve ortak hedefler yaratmanın iki grup arasındaki çatışmaları çözmek için doğru bir yol olduğu sonucuna vardılar. Buna “gerçekçi çatışma teorisi”  adını verdiler. Birlikte ortak sorunlara çözüm bulmanın önyargıların azalmasına ve en sonunda da tamamen kaybolmasına sebep olduğuna dikkat çektiler.