Psikanalizin Genetik Modeli

Aralık 19, 2019
Freud, kişilikle ilgili birbirinden farklı modeller sunmuştur. Bunlardan bazıları, yaşadığı döneme göre devrimsel birer yaklaşım niteliğinde ortaya çıkmış ve birtakım modifikasyonlarla günümüze kadar ulaşmıştır. Bunlar arasında en ilginç olanlardan biri, bu yazımızın da konusu olan genetik modelidir.

Çeşitli bilim adamları, araştırmacılar ve yazarların bugüne kadar yaptıkları çalışmalar sayesinde günümüzde kişiliği farklı açılardan değerlendirme şansına sahibiz. Psikanalizin babası Sigmund Freud da işte bu yazarlardan birisidir. İnsan ruhunu kendine özgü bir biçimde değerlendiren Freud, sergilediğimiz davranışların nedenlerine yeni cevaplar bulmuş ve zamanında düşünülmesi mümkün olmayan teoriler ortaya atmıştır. Bu teorilerden biri, aşağıda sizlere detaylarını sunduğumuz  ve psikanalizin genetik modeli olarak adlandırılan modeldir.

Cinsellik ve bilinçaltı çalışması elbette tamamıyla Freud’la ortaya çıkmış bir konu değildir. Ancak insanın bu yönlerini farklı bir açıdan, yani psikodinamik bakış açısıyla görmemizi sağlayan Freud’dur. Teorileri, çalışmaları, klinik deneyleri ve kitapları tam anlamıyla birer devrim niteliği taşımaktadır.

Freud’un cinsellik konusundaki yaklaşımları uzun yıllar boyunca çok geniş bir tartışma alanı bulmuştur. Bunlar, zamanın algı biçiminin çok ötesine geçmiş ve çocuklarda cinsellik gibi pek çok tartışmalı konuyu gündeme getirmiştir.

“Cinselliğin ilk belirtileri çocuklarda görülür.”

– Sigmund Freud

Freud çizimi

Psikanalizin Genetik Modeli: Çıkış Noktası

Psikanaliz, diğer konseptlere uzanan kökleri nedeniyle karmaşık bir yapıya sahiptir. Yani bir tanımı yapmadan diğer bir tanımı kendi başına değerlendirmek çok zor bir durumdur. Bunun nedeni, kavramların sürekli bir devinim içinde olmaları nedeniyle birbirlerini tamamlamalarından kaynaklanmaktadır. Bu yüzden, psikanalizin genetik modelinin belirli ve özel bir çıkış noktası olduğunu söyleyemeyiz.

Bunun yerine, bu modeli Freud tarafından daha önce yapılan tüm diğer araştırmaların bir teorik birikimi olarak nitelendirebiliriz. Bu model, yaptığı çalışmalar ve araştırmalarla bağlantılı olduğu kadar, çeşitli hastanelerde edinilen bilgi, tecrübe ve farklı hastalarla yapılan klinik uygulamalarını da içermektedir.

Eğer daha somut bir çıkış noktası tanımı yapmamız gerekirse, bu teorinin Bilinçaltı-Cinsellik Üzerine Üç Deneme adlı kitabıyla şekillenmeye başladığını söyleyebiliriz. Bu kitap, insan cinselliğini psikanalitik bakış açısından anlamamıza yardımcı olan bir niteliğe sahiptir.

Psikanalizin Genetik Modeli Ne İle İlgilidir?

Freud, kişiliği anlamak için farklı modeller öne sürmüştür. Bunlardan biri genetik modeldir. Diğerleri ise topografik, ekonomik ve yapısal modellerdir.

Genetik model, özel olarak farklı erojen (cinsel istek uyandıran) bölgeleri uyararak memnun olma ya da haz duymaya dayalı bir mantık üzerine inşa edilmiştir. Bu model tüm hayat döngüsünü kapsadığından, çocukluk döneminin de genetik modelin tanımı ve içeriği içerisinde bulunduğunu söyleyebiliriz.

Bu bağlamda, haz alma şekline bağlı olarak üç farklı tür kişilikten bahsedebiliriz. Eğer herhangi bir hayal kırıklığı durumu varsa, bu durum hazzın aşırı derecede olması durumundan farklı bir niteliğe sahiptir. Bu şekilde, her insanın kendine özgü farklı bir psikanalizi bulunmaktadır. Çünkü her insan farklı bir gelişim sürecinden geçerek  yaşamaktadır.

Psikanalizin Psikoseksüel Gelişiminin Dönemleri

Psikanalizin genetik modeli farklı aşamalar içermektedir. Bunlardan her biri bir erojen bölge, bir takıntı ve ani bir hayal kırıklığı barındırır. Şimdi psikoseksüel gelişim teorisi olarak adlandırılan bu teorinin her bir dönemini daha detaylı olarak inceleyelim:

Oral Dönem: Doğumdan 18 aylık olana kadar geçen dönemi kapsar. Erojen bölge ağızdır. Haz duygusu öpme, emme, ısırma ya da yeme gibi eylemler yoluyla bu bölgede meydana gelir. Oral dönem ikiye ayrılmaktadır: Pasif oral dönem, emme eyleminden haz duyulan dönemdir. Aktif oral dönem ise dişlerin çıkması ile başlar ve bu dönemde ısırma ayırt edici özellik olarak ön plana çıkar. Bu döneme ilişkin kalan takıntılar, daha kabul edici ve benimseyici bir kişiliğin oluşmasına neden olur. Haz odağı oral bölge olarak kalmaya devam eder. Bu duruma örnek olarak sigara içmek verilebilir. Buna karşın ani hayal kırıklıkları ise saldırgan bir kişiliğin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu durumda ise haz, daha düşmanca yollardan elde edilmeye çalışılır.

Anal Dönem: 18 aylıktan yaklaşık olarak 4 yaşına kadar geçen süreyi kapsar. Hazzın ana merkezi anüs ve bu bölgedeki aktivitedir. Dışkının atılması ile nitelenen sadist bir anal dönem bulunmaktadır. Bu, parayı boşa harcama ile sonuçlanan bir tür takıntının oluşması ile ilişkili olabilir. Pasif ya da alıkoyan anal dönem ise büzgen kasların kontrolü ile ön plana çıkar. Bu dönem ise kontrolü elinde tutma metodu gibi tembelliğe eğilimli kişiliklerin oluşmasına yol açar.

Fallik Dönem: Yaklaşık olarak 4 ile 7 yaşlar arasında görülür. Erojen bölge üreme organlarıdır. Bu dönemde, çocuğun kendi vücuduna yönelik merakı artar. Bu yüzden mastürbasyon görülmesi doğaldır. Aynı zamanda farklı cinsiyet ve babaya ya da anneye verilen kimlikle ilgili çeşitli endişeler ortaya çıkar. Bunlara ek olarak, Oedipus karmaşası ortaya çıkar ve bu süreç kişiliğimizin şekillenerek yapısal bir görünüme kavuşmasına yol açar. Bu bağlamda, pozitif Oedipus görülen çocuklarda ebeveynlerden karşı cinsten olana karşı bir ilgi ve sahiplenme duygusu uyanırken, aynı cinsten ebeveyne yönelik bir tür nefret ya da rekabet duygusu gelişir. Bunun tersi olarak negatif Oedipus olan çocuklarda ise aynı cinsten olan ebeveyne karşı bir ilgi uyanırken karşı cins ebeveyne karşı bir reddetme ve karşı gelme tavrı ortaya çıkar.

Diğer Psikoseksüel Gelişim Dönemleri

Gecikme Dönemi: Yaklaşık olarak 7 ile 12 yaş aralığında görülür. Bu dönemde cinsel dürtü halen baskılanmış durumdadır. Bu nedenle çevreyle entegre olma ve bu şekilde öğrenme süreci yaşanır. Bu dönemde kişilik şekillenir ya da kişilik yapısı ortaya çıkar. Bu dönemin en belirgin özelliklerinden biri çocukların kendi yaş gruplarından ve kendileriyle aynı cinsiyete sahip arkadaşları ile oynamalarıdır.

Genital Dönem: Ortalama olarak 12 yaşından itibaren görülür ve erojen bölge üreme organlarıdır. Bu dönemde cinsel kimlik sağlamlaşır ve oturur. Buna ek olarak Oedipal fanteziler ortaya çıkar. Ergenlik döneminde daha çok cinsel ilişkiye yönelik cinsel dürtüler ön plana çıkar.

İnsan silueti

Sonuç Olarak…

Psikoseksüel gelişim dinamik bir süreçtir. Bu nedenle içerdiği dönemler çok keskin sınırlarla birbirinden ayrılmamış bir biçimde ve birbiriyle iç içe yaşanır. Ayrıca, sürecin nasıl gerçekleştiğine bağlı olarak farklı rahatsızlıklar da ortaya çıkabilir.

Görüldüğü gibi, Freud’un genetik modeli, bireylerin kişiliklerine cinsiyetlerini dikkate alarak oldukça orijinal bir yaklaşım sunmaktadır. Ortaya konduğu zaman itibariyle bir devrim niteliği taşıyan bu bakış açısı günümüzde halen tartışmaya açık niteliğini korumaktadır.

Freud, S. (2012). Tres ensayos sobre una teoría sexual. Buenos Aires: Alianza editorial.

Domínguez, D. (2014). La singularidad de la teoría psicoanalítica. Jornadas Jaques Lacan y la psicopatología. Psicopatología Cátedra II- Universidad de Buenos Aires, Argentina.