Pencereden Dışarıya Bakmak: Derin Düşünme ve İçe Bakış için Harika Bir Egzersiz

Şubat 24, 2019
Pencereden dışarı bakmak ve gözlerinizin camda kaybolmasına izin vermek zaman kaybı değildir. 

Bazen, o eşiğe baktığınızda, aslında dış dünyaya bakmaya çalışmıyorsunuz. Yapmaya çalıştığınız şey, içinize dönmek için bu yansımayı kullanmaktır. Bunu, içinize dönmek ve kendinize yeni olanaklar bulmak için kullanıyorsunuz. Aslında, her zihinsel egzersiz bunun kadar sağlıklı değildir.

Eğer Edward Hopper’ın çalışmalarına aşina iseniz, kesinlikle pencereden dışarı bakan yalnız bir kadının resimlerini hatırlayabilirsiniz. Bazen bir yatakta oturur, bazen bir kafede ya da otel odasında… Hepsinde camdan dışarı bakar. Görüntü her zaman aynıdır: bir kadının pencerenin ötesine giden bakışları içinde olduğu alandan çok daha uzakta.

“Düşünmek ve pencereden dışarı bakmak arasındaki farkı söylemek her zaman kolay değildir.”

– Wallace Stevens

Pek çok resim bu kadar gizem yaratmadı. Bu resimlerin ana karakterleri neye bakıyorlar? Cevap basit: her şeye ve aynı zamanda hiçbir şeye. Hopper, ruh hali ve atmosfer yaratmada uzmandı. O tanımlaması zor duyguları nasıl resmedeceğini biliyordu. Işık, şekiller, renkler, her şey bizim belli şeyler hissetmemizi sağlamak içindi. Bu yüzden çoğu zaman pencerelerini karakterlerine yakın çiziyordu.Pencereler insan aklının geçitleridir. Onlar, pek çok hayalperest için vazgeçilmez bir kaynaktır. Stresli bir günden sonra mola verme ihtiyacı olan insanlar için önemlidir, bu yüzden birçok insan başını metro pencerelerine dayar ve gidişi izler. Bu dakikalar, hayal kurduğumuz ve beynimize biraz rahatlama, özgürlük ve refah sağladığımız anlardır.

pencereden bakan kadın

Pencereden dışarı bakmak: İçe bakış için bir egzersiz

Eğer ilkokul, ortaokul ya da lisede okuduysanız, pencereden dışarı bakan bir öğrenci bulmanın zor olmadığını bilirsiniz. Onlar sınıfta değildir, çevresinden uzaklaşır. Aynı zamanda, onlar gezen zihinlerine ve hayallerine bağlıdır. Büyüdükçe bu davranıştan kurtulmak yerine, bunu daha da heyecanla yapar oluruz. Ama bu, pencereden bakınca her şeyi olumlu bir ışıkta gördüğümüz anlamına gelmez. Pencereden dışarı bakmak üretken olmamak ile eşanlamlıdır. Yani o anda olduğunuz yerde değilsiniz, sorumluluklarınızla uğraşmazsınız.

Kabul edin. Muhtemelen birçok kez, kafanızdan geçenleri izlemek için dolaşmaya bırakmadınız. Çünkü bunu yaptığınızda, hareket etmeyi, yaratmayı ve diğer performansları durdurursunuz. Sonuç odaklı bir toplumda, bu büyük bir konudur. Belki de bu yüzden pencereden dışarı bakmak, çoğumuzun yalnız kaldığında yaptığı bir şeydir. Bu, gözlerini iki yer arasındaki köprüye bırakmaktır. Ama amacınız dışarı bakmaktır, dış dünyada neler olup bittiğini görmek değil.

Bu bir geri dönüş yolculuğu gibidir. Dışarıda ne olduğunu merak etmiyorsunuz çünkü zaten size çok tanıdık geliyor. Trafik, kalabalıklar, bir şehrin aynı eski rutinleri, vb etrafınızı sarmış… Bunlar beynin en derin derinlerindeki bir çapa gibi sizi içine, denize çekiyor. Pencereden bakmak, meşgul olduğunuz yerde sizin psikolojik ve duygusal sağlığınız için inanılmaz bir egzersizdir.
uçakta dışarı bakan adam

Verimliliğe takıntılı bir dünyada yaşıyoruz, bunun farkındasınız. Belki de bu yüzden bu kadar çok insan hayallerinin taşıdığı büyük potansiyeli unutmuştur. Bazen en önemli şeyler, ya da en büyük kararlar, bir pencereden dışarı bakarak gelir. Sanki zihniniz bir isyan başlatır ve farklı bir şey yapmanızı sağlar. Aynı zamanda içinizde gizli olan bilge yönlerle iletişime geçmek ve onun söylediklerini dinlemek gibidir.

Pencereler: gün içinde hayal kurmanızı sağlayan yerler

Scott Barry Kaufman ve Jerome L. Singer gibi yaratıcılık psikolojisi uzmanları Psychology Today dergisinde yayınlanan bir makalede bu konuya değiniyor. Bugünün dünyasında, hayal kurmanın hala ciddi anlamda lekelendiğinden bahsediyorlar. Bilgisayarınızda çalışmak yerine yarım saat pencereden dışarı bakarsanız, tembel olarak görülüyorsunuz.

Aynı iki psikolog bu konuda bir çalışma yaptı. Onlar, Adobe gibi işletmelerin % 80’inde, sürekli çalışma ve aktivite ile yaratıcılığın artabileceğini gördüler. Yani bir kahve kapmak ya da pencereden dışarı bakmak için mola almaya karar veren herkes baskıyı kaldıramıyor ve üretkenlik gösteremiyor.

Bugünün dünyasında, biz hala hareketi performans ile, pasifliği tembellikle bağdaştırıyoruz. Ama dünyayı anlamak için bu eski, paslı yolları değiştirmemiz gerekiyor. Gün içinde hayal kurmak, beynimiz içindeki tüm gizli mucizeleri takip etmek demektir. Bu, zihninizi daha derin iç bakış, merak, sembolizm ve hayal gücü ile genişletmek için eğitmek anlamına gelir.
pencereden dışarı bakan çocuk

İçinizdeki bu gizli potansiyeli bulmak için en iyi yerlerden biri bir pencerenin önüdür. Gün içinde bir an dünyaya bakarak kendinizle bir randevuya çıkmak gibidir. Bu, pencerenin eşiğinden iç dünyanıza geçiş yapmak gibidir. Aynı zamanda, dış dünya bize çok şey sorduğu için, ilgilenmediğimiz ve umursamadığımız bir yer gibidir. Bugünün toplumu, sonsuz uyarıcılara odaklı bir süper-bağlantı halinde olmamızı istiyor.

Yani kendi sınırlarını belirlemek ve bir pencere önünde bir süre oturmak için kendinize zaman verin. Bunu yaşamınıza dahil etmeyi öğrenin. Hayalleriniz, iç güzelliğiniz ve sonsuz olasılıklarla dolu bir dünyayı bulabileceğiniz bu yansımaya bakın…

  • Kaufman, S. B. (2007). Review of Explaining Creativity: The Science of Human Innovation. Psychology of Aesthetics, Creativity, and the Arts. https://doi.org/10.1037/1931-3896.1.1.47
  • McMillan, R. L., Kaufman, S. B., & Singer, J. L. (2013). Ode to positive constructive daydreaming. Frontiers in Psychology. https://doi.org/10.3389/fpsyg.2013.00626
  • Bilton, C. (2007). Defining Creativity. In Management and Creativity. https://doi.org/10.1111/jora.12212