Pasif-Agresifliğe Karşı Kendinizi Korumak

Ocak 18, 2018 İçinde Psikoloji 180 Paylaşıldı

Pasif-agresif davranış, bağımlılık ve manipülasyonla tanımlanır. Aldatıcı sanatıyla negatif tavırları ve yıkıcı kötümserliği birleştirir. Bu kötümserlik öyle güçlüdür ki başkalarını derin bir zihinsel ve duygusal tükenme noktasına doğru çeker. Aynı şekilde bu özellikler, ne yazık ki çok yaygın olan savunmacı bir kişilik yaratır. Bu davranış türü ister romantik veya platonik isterse ailevi olsun her türlü ilişkiyi karmaşıklaştırır. Peki, pasif-agresifliğe karşı kendimizi nasıl koruruz?

Çoğumuzun nasıl tanıyacağımızı bildiğimiz bir şey, saldırgan davranıştır. Ortalama olarak, hepimiz bu tür davranışı hemen fark edecek kadar gözlemciyizdir. Agresif insanları tanımamızın nedeni, şiddet içeren tavır ya da iletişim tarzları, üstünlük kompleksi ya da bir şekilde açıkça görülen saldırganlık olabilir.

“Korku genelde iki şekilde kendini gösterir: saldırganlıkla ya da teslimiyetçilikle.”

Paolo Coelho

Bununla birlikte pasif-agresif davranışın ortaya çıkışını her zaman göremeyebiliriz. Karizmatik olmakla tepkisel olmak arasında gidip gelen belli tavır veya tepkileri çevirmek her zaman kolay değildir. Burada öne çıkan şey ironi alaycılık ve “iyi davranışlarla” gizlenen düşmanlıktır. Akıl karıştıran ve hatalara yol açan bir kişilik türüdür bu. Yavaş yavaş bu kişinin bize verdiği zararı nihayet anlamaya başlarız.

Diğer yandan, birkaç sene öncesine kadar pasif-agresifliğin bir kişilik bozukluğu şeklinde tanımlandığını belirtmekte fayda var. Ne var ki bu klinik etiket, DSM (Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders – Zihinsel Hastalıkların Teşhis ve İstatistik Rehberi)’nin dördüncü basımıyla beraber ortadan kayboldu. Artık bir davranış türü, “patalojik olmayan” bir kişilik türü olarak sınıflandırılıyor.

90’lı yıllarda bu sözde bozukluk, teşhislerde aşırı kullanılmıştı. Öyle büyük bir uyuşmazlık vardı ki uzmanlar; direnme kötümserlik veya gizli saldırganlığı patalojize etmenin anlamsız olduğunda ortak bir noktaya ulaştılar. Sadece devamlı olarak bu baskın, kötümser ve hasta edici tavra sahip bir kişi durumunda böyle bir teşhis doğru olabilir.

kadın ve kuş

Pasif-Agresif Davranışın Özellikleri

Belli bir zamanda hepimiz pasif-agresif olabiliriz. Farkına bile varmadan bastırılmış düşmanlık ile sinir bozukluğu ve keyifsizlikten kaynaklanan tepkiler üreten belli tetikleyicilerle karşılaşabiliriz.

Şimdi en yaygın özelliklere bir göz atalım.

Pasif-agresif dil

Pasif- agresif dil daima gizli öfkeyi örter. Çok iyi gizlenememiştir ve özellikle dille kendini gösterir. Üstü kapalı sözler, dinleyenin canını yakan ve onu şaşırtan kinayeler yaygındır. Akıl karıştırıcı ve hatta çelişkili mesajlar da sık sık kullanılır. Aşağıdaki sözler gibi:

  • “Bana ne söylemeye çalıştığını anlamıyorum” (ne iletmek istediklerini açıkça bilseler bile).
  • Nasıl istersen” (samimi ve doğrudan duygusal iletişimden kaçınmak için tartışmayı en kısa sürede sona erdiren olumlamalar).
  • “Neden böyle davranıyorsun? Her şeyi fazla ciddiye alıyorsun ” (pasif-agresif kişi, karşısındakini küçük düşürüp sınırını zorlamak için bu tür sözler sarf eder).

Davranışsal düşmanlık ve oyalanma

Pasif- agresif insanlar nazik ve açık görüşlü kişiler gibi gözükebilirler ama onları yakından tanıdığınızda bu imajın yok olduğunu görürsünüz. İşte o zaman gerçek yanlarını yani pasif-agresif taraflarını görürüz.

  • Utangaç olma eğilimindedirler ve çevrelerindeki her şeyi eleştirirler. 
  • Saygısız davranabilirler ki bu da onları kibirli kılar çünkü kendilerini düzen karşıtı ve isyankar olarak görürler.
  • Her şey için başkalarını suçlamayı bağımlılık hâline getirmişlerdir. 
  • Güceniklik ve surat asmak, pasif-agresif kişinin kalbindeki iki derin köktür.
  • Otoriteden ve başkalarının önerilerinden hoşlanmazlar.

Diğer yandan, bu düşmanlık hissiyle birlikte neredeyse her şeyi yarına bırakırlar. Verdikleri sözü tutmazlar, bir işe başlar ama yarım bırakırlar. Unutkandırlar ve ister eşyalar isterse kişisel ilişkiler olsun, sahip oldukları şeylere iyi bakmazlar, bu bir nesle ya da kişisel ilişki olabilir.

kurt adam ve kuş

Duygusal bağımlılık

Davranışsal düşmanlıklarının ve savunmacı ve düşmanca tavırlarının aslında başkalarına yoğun bir şekilde bağlanmalarına neden olduğu gerçeği oldukça ilginçtir.

“Seni küçümsüyorum ama sana ihtiyacım var” şeklindeki tavırları, şüphesiz en karakteristik sloganlarıdır. Özgüvensizliği nedeniyle küçülen zayıf bir insanın özelliğidir bu. Başkalarına her konuda muhtç am diğer yandan kendi sert dış kabuğunun içinde yaşayan bir kişidir bu.

Pasif-agresif bir insanla başa çıkmak

Pasif- agresif davranışın ardında çok sayıda ve kimi zaman karmaşık gerçeklikler yatar. Depresyon, anksiyete bozukluğu, dikkat eksikliği- hiperaktivite bozukluğu (ADHD), düşük öz güven, kötü bir çocukluk dönemi ve hatta bazı biyolojik veya çevresel etmenler bunlar arasında sayılabilir.

“Bir saldırganlık yarışında takılıp kalanlar akıllarını ve her şeyden önce güçlerini yitirirler.”

– Julián Marías

Günlük davranış ve tavırlarınızda pasif agresif davranışı tetikleyen şeyler olduğunun farkındaysanız, yapacağınız en iyi şey, öfke ve sinirinizi anlamanıza ve daha iyi kanalize etmenize yardımcı olacak iyi bir terapist bulmak olacaktır.Dahası, şu stratejileri aklınızda tutmak iyi bir fikir olacaktır:

  • Neden böyle davranıp tepki verdiğinizi anlamaya çalışın. 
  • Konuşmadan ve bir şey yapmadan önce iyi düşünün.
  • Sizi en çok etkileyen endişelendiren şeyleri bulun ve bunlarla yüzleşmeye çalışın.
  • Negatifliğinizi yenin.
  • Farkındalık uygulayın.
  • Duygusal Zeka’nızı geliştirin.

suda bir fincanda ahtapot kadın

Diğer yandan pasif- agresif kişilerle başa çıkmamız gerekiyorsa bizi üzerimizdeki etkilerini azaltmanın en iyi yollarından biri onları göz ardı etmektir. Genel olarak, pasif-agresif bir insan çok düşük öz güvene sahiptir ve duygusal girişkenlikten yoksundur. Davranışlarının hiçbir etki etmediğini gördüğünde ne yapacağını bilemeyen biridir.

Sözleri ve tavırlarının bizi etkilediğini ne kadar görürlerse, o kadar güçlü olduklarını düşünürler. Bunun yanında, umursamadığımızı görürlerse davranışlarına son verecek ve üzerimizdeki psikolojik etkileri azalacaktır. Pasif-agresif kişi bir yakınımızsa, profesyonel yardım almaları için onları teşvik edebiliriz.

Sonuç olarak, bu terimin kökeni ve ilk defa olarak ne zaman kullanıldığı hakkındaki şu ilginç bilgiyi vermek istiyoruz: İkinci Dünya Savaşı sırasında bir grup askeri psikiyatrist, pek çok askerin bazı savunmacı davranışlar sergilediğini fark eder. Bu kişiler, aldıkları emirleri uygulama konusunda pasif ve negatif direniş gösterir. Askerlerin böyle davranmasının asıl sebebi ise travma sonrası strestir…

Bunlar da ilginizi çekebilir