Ölümcül Bir Hastalığa Yakalanmak: Palyatif Psikolojik Bakım

Ölümcül bir hastalığa yakalanmak kişiyi en derinden sarsar. Peki bu duruma yardımcı olabilecek psikolojik müdahaleler nedir?
Ölümcül Bir Hastalığa Yakalanmak: Palyatif Psikolojik Bakım

Son Güncelleme: 07 Aralık, 2020

Çevrenize adapte olmaya çalışmak her zaman güçtür. Ne de olsa çevresel şeyler hep değişir ve bunlar üzerinde çok kısıtlı bir kontrolünüz olabilir. Bunun yanı sıra, insanların hayatı boyunca finansal güvencesi olsa bile neden bir şeye kendini adadığını ya da yeni projelere başlama ihtiyacı duyduğunu sorgulamışsınızdır.

Diğer yandan da komplikasyon ve problem çözmeye dair bu doğal eğilimimizi, dolayısıyla uyum becerilerimizin sınırlarını en çok zorlayan şey muhtemelen ölümcül bir hastalığa yakalanmak olabilir.

Hepimiz bir gün öleceğimizi biliyoruz. Başınıza geleceklerden habersizce uyandığınız bir gün aniden araba kazasında ölebilirsiniz. Ancak çoğumuz önümüzde daha uzun yıllar olduğu düşüncesiyle, ileride yapmamız gereken şeylerin sırf hayaliyle bile olsa yaşayabiliyoruz.

Bu hepimizin hayatta kalma şeklidir. Hepimiz yarına, öbür haftaya, aya ya da yıla yönelik planlar yapıyoruz. Yani, ölümü uzak bir gelecek ya da düşük bir ihtimal olarak düşündüğümüz için uzay-zamanda benzersiz bir konumda duruyoruz. 

Kurduğumuz bu tuhaf yaşam biçimi ölümcül bir hastalık karşısında yıkılmaya başlar. Bugünkü yazımızda, bu tür bir hastalığın getirdiği yas sürecinden bahsedeceğiz. Ayrıca ölümcül hastalıklarla ilgilenen psikologların genelde odaklandığı önemli noktalara değineceğiz.

yasta olan bir adam

Ölümcül bir hastalığa yakalanmak karşısında yas beklentisi

Bu durumda vücudumuz bir tehditle karşı karşıya kalmış gibi tepki verir. Duygusal anlamda en sık verilen tepki anksiyetedir. Genelde kişinin bu gerçeği nasıl sindireceğine bağlıdır.

Birçok insan ölümcül bir hastalık teşhisi koyulduktan hemen sonra inkar evresine girer. Kişi bunu, özellikle de bir hastalığın tedavi sürecinde duymak yerinde aniden beklenmedik bir anda duyduğu zaman yaşar.

Sonuç olarak, psikologların yapabileceği en önemli şeylerden biri kişinin bu süreci kendine göre anlamlandırabileceği bir şekilde sindirmesine yardımcı olmaktır. Bu yüzden, profesyonellerin ilk hedefi hastayı dinlemek ve onun yanında olmaktır. Hastamızı tanımamız ve anlamamız gerekir.

İyi bir değerlendirme sayesinde hastanın umudu başta olmak üzere tüm dünyasının yıkıldığını anlayabiliriz. Ayrıca bu, dünyada vaktinizin daraldığını bilmenin getirdiği en acı verici pişmanlıkların ne olduğunu bulmamıza da yardımcı olur.

Bizim yardımımız hastaya ancak faydalı olabileceğimizi hissettirirsek anlam kazanır. Onun acısıyla baş edebilmesi için etkili stratejiler bulmasına yardımcı olabildiğimiz sürece destekleyicidir. İlgilenilmesi gereken konu ölümcül hastalığın kendisinden ziyade yarattığı ıstıraptır.

Ölümcül bir hastalığa yakalanmak: ilk adımlar

Bu acı haberle birlikte gelen anksiyete sürecinde hastanın duygularını farklı düzeylerde tanımlayabilmesini sağlamak için hastayla beraber çalışmak çok önemlidir. Bilişsel düzeyde, kişinin bu uzay-zaman boyutunda kendine bir yer bulabilmesine yardımcı olabiliriz.

Birçok kişisel gelişim/yardım kitaplarında da bahsedilen şu anda ve burada yaşamak, ölümcül hastalığı olan kişi için bir seçenek değildir. Evden çıkmak istediğinizde güzelce hazırlanır öyle çıkarsınız. Yatma vakti geldiğinde dişlerinizi fırçalarsınız. Tatile gitmeden önce valizinizi hazırlarsınız. Yani kısacası, ölümcül hastalığı olan hastalar da gelecekle ilgili bu şekilde düşünmeye alışkındır.

Bu bağlamda yapılabilecek müdahalelerin çoğunun odaklandığı konu, şu konulardaki tehdit altında olma hissidir:

  • Yaşam bütünlüğünün sarsılması.
  • Ölümden sonra olacaklarla ilgili belirsizlik.
  • Kaynakların eksikliği.
  • Hastalığa karşı olumsuz bir tutum.

Fizyolojik düzeyde, anksiyete harekete geçmeyi tetikler. Unutmayın ki atalarımızın ormandaki tehlikelerden kaçmasına yardım eden şey de buydu. Sonuç olarak, hastanın bu duruma geçmesini engellemek iyi olur.

Rahatlama teknikleri ve egzersizleri yardımcı olabilir. Seçenekler hastanın fiziksel duruma bağlı olarak değişir. Hastanın yaşam tarzı, sağlık geçmişi, ne kadar hevesli olduğu ve çevresinden destek alıp almadığı da büyük rol oynar.

Hastanın ihtiyaçlarını karşılamak

Müdahalenin en önemli başlangıç noktası, Mariant Lacasta’nın Palyatif Tedavide Psikolojinin Rolü başlıklı makalesinde anlattığına göre hastanın ihtiyaçlarını belirlemektir. Her müdahalenin ne kadar etkili olduğu, hastanın ihtiyaçlarını karşılayabilme kapasitesine bağlıdır.

Hastanın duygularını (özellikle de bu süreçte olabilecek duygu karmaşasını) normalleştirmenin bir parçası olan dinlemekten, anksiyete ve sevdiği kişileri terk etme korkusuyla başa çıkmaktan ve durum ne kadar vahim olursa olsun hiçbir zaman kaybolmayan umudu beslemekten bahsetmiştik.

Elbette gerçekçi olmayan beklentiler yaratmamak da önemlidir. Ancak bu, gelecekte olacaklara bir nebze de olsa iyimser bakabilmemizin önüne geçmeyecek şekilde olmalıdır. Bu her tedavinin ya da müdahalenin en hassas konularından biridir çünkü büyük bir duyarlılık gerektirir. Karşı karşıya olduğumuz kişinin her zaman, yaklaşan ölümünün tamamen farkında olan biri olmayacağını da unutmayalım.

ölümcül bir hastalığa yakalanmak: doktoruyla görüşen adam

Arkadaş ve akrabaların desteği

Bizim görevlerimizden biri de kişinin destek çemberiyle beraber çalışmaktır. Bu kişiler arasında da ölüm beklentisiyle ve olası psikolojik problemlerle başa çıkmaya çalışanlar olabilir. Hastanın bazen konuşmak bile istemediği zamanlar olur, halbuki hem kendisi hem de çevresindeki insanlar konuşmaya ihtiyaç duyuyordur.

Ne olursa olsun bu durumdaki birini görürseniz, o kişiye tedavi teklifiyle yaklaşmak için direkt olarak konuşun. Çoğu zaman yapılabilecek en iyi şey iletişim kanallarını açık tutmaktır.

İdeal olan, hastayla ilgilenen tüm sağlık çalışanlarının bu sürece katkı sağlamasıdır. Bu işbirliği, hastanın süreç içinde daha çok kontrol sahibi olduğunu hissetmesine yardımcı olacak bir destek olur.

Hasta kendi başına dışarı çıkamayacak durumda olsa da, ne zaman çıkacağını ve ne giyeceğini kendi seçebilir. Bu önemsizmiş gibi görünebilir ama hastanın başa çıktığı diğer kısıtlamalara bakıldığında çok önemlidir.

İlginizi çekebilir ...
Nozofobi: Nedensiz Hastalığa Yakalanma Korkusu
Aklınızı Keşfedinsayfasında okuyun Aklınızı Keşfedin
Nozofobi: Nedensiz Hastalığa Yakalanma Korkusu

Hastalığa yakalanma korkusu ya da nozofobi irsi olan bir fobidir, tıpkı ölüm ve delilik endişesi taşımak gibi. Bununla ilgili detaylı bilgiler yazı...



  • Sánchez Sobrino M y Sastre Moyano P (1996). Cuidados paliativos domiciliarios y hospitalarios. En González Barón M, Ordoñez A, Feliu J, Zamora P, Espinosa, E. Medicina Paliativa. Madrid: Médica Panamericana.