Normopati: Sağlıksız Bir Şekilde Başkaları Gibi Olma İsteği

Nisan 5, 2019
"Normopati" etrafımızdakiler gibi olmanın, kabul edilmenin sağlıksız bir isteğini kasteden bir terimdir, çünkü biz "normal" insanlarız.

Biz model değiliz. Etrafımızdakiler gibi olmak, kahvenin içinde eriyen şeker gibi olmak bizim görevimiz değildir. Bireyselliğimiz bizi tek ve değerli yapar. Ancak, günümüzde böyle şeylere şahit oluyoruz ve normopati adı verilen şeye maruz kalıyoruz. Neredeyse takıntı şeklinde herkes gibi olma gereğidir o.

Bu yeni bir olay değildir. Aslında bir süredir devam eden bir şeydir. Christopher Bollas gibi psikanalist ve yazarlar teknolojinin bizim düşünme şeklimizi, hatta kişiliğimizi değiştirdiğine işaret ediyorlar. Telefonumuzun veya bilgisayarımızın ekranında gördüğümüz şeyin aniden üzerimizde büyük ve aşırı bir baskısı olmaya başlar.

Normopati bizi çok somut bir yönden uyarır. Aramızda yaşayan birçok normopatlar bulunmaktadır. Onlar kendi kimliklerinden emin olmayan, kendilerini tanımaya çalışmayan insanlardır. Temel olarak onların hayattaki hedefleri sosyal geçerliliklerine sahip olmaktır.

Onlar kendi kişiliklerini geri plana atarlar, böylece “normal” olan neyse onunla çelişmemeye çalışırlar. Böylece, sosyal medyada gördükleri insanların yaptığı hareketleri taklit etmek veya düşünmek onlara psikolojik denge ve sükunet sağlar.

Onların en büyük endişesinin anormal olmak olduğunu söyleyebiliriz. Bu keşfedilen ve ulaşılması imkansız kalıba girmek onlar için aşırı bir endişe kaynağıdır. Dahası her normopat kendini melankolik ve boş hisseder.

maskeler arasından seçim

Normopati sağlıksızdır

Biz başkalarının bizim özel ve tek olduğumuzu düşünmesini isteriz. Ancak, sıklıkla başkaları gibi olmak ve “normal” ve beklenilen gibi olmak isteriz. Bu bağlamda eğer kendi sesimiz olmayı seçersek ve kendi arzularımıza ve motivasyonlarımıza göre hareket edersek, insanlar parmaklarıyla bizi göstermeye başlarlar.

Ünlü bir bilişsel psikoterapist olan Albert Ellis, mutluluğun anahtarının çoğunlukla haksız olan bir dünyada kendimiz olmayı öğrenmek olduğunu söylemiştir. İstesek de, istemesek de eleştiri, zorluk ve haksızlıkla mücadele etmek zorunda kalıyoruz.

Bununla birlikte normopatlar özel herhangi bir şeyle meşgul olmazlar. Onlar sadece taklit eder, itaat eder ve teslim olurlar. Normopati, normopatların mantıksız davranışlarını meşrulaştırmaya ve kabullenmeye yönelten aşırı pasif bir durumdur. Dr. Christopher Bollas, arkadaşı gibi futbolda başarılı olmadığı için intihara teşebbüs eden genç bir adamın durumunu anlatır.

Bir normopat nasıl tanımlanır?

Çocukluk şizofrenisi alanında en önemli uzmanlardan biri olan psikanalist Joyce McDougall bu durumu “normopat” terimiyle adlandırdı. O, Anormalliğin Ölçülmesine İlişkin Savunma adlı kitabında bu kelimeyi bireysellik endişesini tanımlarken kullanmıştır.

  • Normopatlar sosyal onay için süregelen bir özlemi içlerinde duyan kişilerdir. Bu aşırı arzu onların kendi kimliklerini ve haysiyetlerini bir kenara itmelerine neden olur.
  • Neredeyse farkında olmadan yanlış bir benlik oluştururlar. Yalnızca dış dünyaya odaklı olarak yaşarlar ve etraflarında olup bitene bağlı olarak yaşarlar. Bu, başka şeylerin yanında arkadaşlarını, yaşadıkları toplumu ve sosyal medyayı da kapsar.
  • Howard Gardner ve Katie Davis bazı genç insanların “uygulama zihniyeti” diye tanımladıkları bir çalışma yürütmüşlerdir.
  • Bazı gençler de hayatlarını uygulamaların yönlendirdiği gibi aynı şekilde yönlendirirler: Başkalarının kullandığı ve sadece birkaç seçeneğin olduğu aynı araçları kullanırlar ve beklenmeyen risklerden kaçınırlar.
  • Normopati sonraları bir acıya dönüşür. Daha da sıklıkla normopatlar kendilerini kayıp ve boş hissederler. Onların duygusal dünyayla ilgileri yoktur. Bu da demektir ki; onlar yılgınlık, hayal kırıklığı veya başarısızlığa tahammül edemezler.
  • Onların “uygulama zihniyeti” hayata gerçeği yansıtmalarına izin vermez. Onlar kendi içlerindeki benliğin kapısını nasıl açacaklarından habersizdirler. Ve onlar asla bir birey olarak kendilerini keşfetmemişlerdir.
aynaların ardında

Normopati ile ilgili ne yapabiliriz?

Bireysel olmaya çalışmak normopatiyi tedavi etmenin bir anahtarıdır. Bir normopat tamamen yüzeysel ve boş bir obje olana kadar kendi iç dünyasını inkar eden ve özellikle duygusuz taklitleri deneyen bir bireydir. Bu da ona acı ve tatminsizlik yaşatır.

Bir normopat sonunda acı çektiğini fark ettiğinde, yardım almak zorunda olduğunu hisseder ve öz saygısını ve bireyselliğini kazanmak için kendini keşfetme yolculuğuna başlar. Bu bireyin kendi göbek bağını kendisinin kestiği ve nasıl arzu ediyorsa öyle yaşamaya başladığı andır. Ve sonunda anlar ki; normal olmayı takıntı haline getirmekten başka anormal bir şey yoktur.

  • Bollas, Christopher. (2018). Meaning and Melancholia: Life in the Age of Bewilderment. New York and London: Routledge.