Neden İnsanlara Güvenmiyorum?

Başkalarına güvenmek benim için neden bu kadar zor? Bir arkadaşlığa veya ilişkiye başlamaktan bile korkmamın sebebi nedir? Bu soruyu uzun süredir kendinize soruyorsanız, ipuçlarını yazımızın devamında size veriyoruz.
Neden İnsanlara Güvenmiyorum?

Son Güncelleme: 24 Nisan, 2021

Neden artık insanlara güvenmiyorum? Yeni ilişkilere başlamak benim için neden bu kadar zor? Bazı kişilerin hayatlarına dönüp baktıklarında, akıllarında neden yalnız oldukları sorusu gelir. Bazen uzun süreden beri birisiyle güvenli bir bağ kurmadığımızı fark etmek için geriye bakarız.

Başkalarına güvenmek söz konusu olduğunda, hepimiz farklı hızlarda hareket ederiz. Neredeyse tanışır tanışmaz karşısındaki kişiye her şeyini verenler ve karşısındaki kişiye büyük güven duyanlar, onların suç ortağı ve umutları olan kişiler vardır. Diğer taraftan baktığımızda ise, karşı tarafta bizim bu saflığımızdan faydalanan, şefkat duygumuzu ve onlara körü körüne bağlanmamızı kullanan kişiler vardır.

Öte yandan daha fazla zamana ihtiyacı olanlar da vardır. Aslında, her gün daha fazla kişi, kendilerini nadasa bıraktığını, yeni bir ilişkiye başlamak için zamana ihtiyaçları olduğunu söylemektedir. Ayrıca arkadaşsızken kendilerini daha iyi hissettiğini söyleyenler ve bu sağlam sosyal bağların yokluğunda hayatlarında bazı boşluklar oluşur, bu durumun kendilerinde bazı hüzünlü durumlar yarattığının farkında olanlar da vardır.

Bu, üzerinde düşünmeye değer karmaşık bir konudur. Sonuçta, bizler birbirimize aşırı bağlı bir toplumuz, arkadaş veya partner bulmanın her zamankinden daha kolay olduğu ve yine de bu bağların kalitesinin her zaman tatmin edici veya mutlu olmadığı bir dünyada yaşıyoruz. Haydi bu sorunu analiz edelim.

Kimseye güvenmiyorum

Neden insanlara güvenmiyorum?

Güvenmeden yaşamak kötü bir hayatı şekillendirir. Çok güçlü bir söz gibi görünebilir, ancak kendi başına çok gerçekçi bir varoluşçu tuvali tanımlar. Güven, insanın sahip olduğu tartışılmaz bir motor hareketidir ve aslında ilişkisel alanın ötesine geçen bir boyuttur. Örneğin, evden çıktığımızda kimsenin bize zarar vermeyeceğine, bindiğimiz asansörün bozulmayacağına ve arabamızı sürerken de aynı şekilde yetenekli olacağımıza güvenmemiz gerekir.

Güvenin zıttı güvensizliktir ve bu son boyutu bütünleştiren bir bileşen de korkudur. Bu nedenle hayal kırıklıklarının, geçmiş acıların ve tekrar ihanete uğrama kaygısının ağırlığı altında seyredenler sadece üzüntü ve hayal kırıklıklarını barındırmazlar. Ayrıca kalplerinde sürekli onları şüphelendiren bir duyguyla yaşarlar. Ve böyle bir duygu durumu da hayatı çamura bular yani hayat daha tatsız daha az tatmin edici hale gelir.

Neden artık insanlara güvenmediğimi merak ettiğimiz takdirde, aşağıdaki boyutlar üzerinde düşünmek her zaman doğru olacaktır.

Pisantrofobi, korkulu bağlanma stili

Bugün hemen hemen her davranış için etiketlerimiz olduğunu biliriz. Bununla birlikte, bir dizi davranışı veya korkuyu adlandırmak, bunların klinik kategoriler olduğu anlamına gelmez. Örneğin aşağıdaki boyutta, bu durum klinik bir vaka tablosuna dönüşmüştür.

Pisantrofobi, başkalarıyla yakın ilişkiler kurmayı mantıksız bulma korkusudur. Bununla birlikte, bu fobi, Ruhsal Bozuklukların Teşhis ve İstatistik El Kitabında (DSM-5) resmi bir teşhis olarak görünmemektedir.

Bunun nedeni bu gerçeklerin arkasında genellikle travma hikayeleri, derin hayal kırıklıkları ve şimdiki zamanda yörüngede dolaşmaya devam eden eşsiz deneyimler vardır. Ve ele alınması gereken gerçek bir sorundur budur. Bu nedenle sadece “pisantrofobim var" diyerek bu sorundan kaçamayız. Asıl sorun nedenini bilmektir.

İşte bazı tetikleyiciler.

“Güvenmiyorum" sözünün kaynağı çocukluk dönemindeki bağlanmanın niteliğinde yatar

Güven ilişkisi kurduğumuz ilk bağ anne ve babamızla gerçekleşir. Refah, güvenlik veya duygusal doğrulama gibi temel boyutlar erken yaşlardan itibaren doğru bir şekilde ele alınmazsa, her şey başarısız olmaya başlar.

Temel bağlanma kaynaklarımız eksik olduğunda veya sevgi ve ilgi kavramını çarpıttığında, temel bir güvensizlik duygusu geliştiririz.

Neden insanlara güvenmiyorum? Geçmişe odaklanma sorunu

Yaşam döngümüz boyunca, yol boyunca ortaya çıkan her ilişkiyle ilgili deneyimler biriktiririz. Bazıları iyi olurken bazıları daha az iyidir. Ancak şunu da belirtmemiz gerekir ki; tecrübelerimizin psikolojik duygularımız üzerinde daha büyük etkisi vardır: bizi kırarlar, motivasyonumuzu düşürürler, bizi hayal kırıklığına uğratırlar.

Bu ıstırap, yaratılan bağ ne kadar yakınsa o kadar yoğun olur: arkadaşlık, bir partnerle yaşanan ilişki veya daha önce de belirttiğimiz gibi, yakın bir akraba. Düşündüğümüz kadar takdir edilmemek, ihanet ve yalanların insan ilişkilerinde var olduğunu keşfetmek içimizde değişiklikler yaratabilir. Şüpheli, kin dolu ve hatta başkalarına karşı soğuk insanlara dönüşürüz.

Bakışlarınızı sadece bizi inciten şeylere odaklamanın bir bedeli vardır. Ve insanların güvenilemeyecek varlıklar olduğunu düşünmek en tehlikeli fikirdir.

ağlayan kız

İnsanlara güvenmiyorum. Peki ne yapmalıyım?

Birisi birinci elden ihanetin acısını hissettiğinde, tekrar güvenmek kolay değildir. Ancak bu, kaybolan mutluluğun bir kısmını geri kazanmak için iyileştirilmesi gereken bir yaradır. Kendimize ve başkalarına yeni fırsatlar vermemiz gerekir. Her yeni rüzgara, her yeni var oluşta, yeniliklere açık olmamız, yeniliklere kapıyı kapatmamız gerekir. Kapalı kapılar ardından nefret beslemek sağlıklı değildir.

Kendimize neden artık insanlara güvenmediğimi sorarsak, bir şekilde nedenini bildiğimiz ortaya çıkar. Dikiz aynasına bakın ve bizi geride bırakanın kim olduğunu görün. Ancak açık konuşalım, geçmişe takılarak yaşamak, geçmişin yükünü omuzlarımızdan atmamıza engel olur.

Hayat karşımızda, yanımızda ve burada gerçekleşir. Güvenmek, kendimize mutluluk için yeni fırsatlar sağlamaktır ve bunun için aşağıdaki ipuçlarını düşünmek doğru olur:

  • Önce geçmişte açılan tüm yaralarınızı iyileştirin. Kaliteli ilişkiler kurmak için esas olan kendinizle iyi olmak, iyi bir özgüvene sahip olmaktır. Geçmişte yaşadığınız kötü bir ilişki, yeni bir ilişki kuracağınız sırada geçmişle şartlandırılmamalıdır.
  • Yüksek beklentilerinizi düşürün. Birkaç gün içinde mutlak bağlılık oluşturacağınız biriyle karşılaşacağınızı düşünün veya mükemmel bir sonuç beklemeyin. Herkesin kusurlu olduğunu kabul edin.
  • Verdiğiniz şeyleri en küçük milimetresine kadar geri almayı beklemeyin. Samimi olun, kendiniz olun. Güvenmiyorum, ifadesini değiştirmek bunu gerektirir.
  • Yavaş yavaş ilerleyin, insanları hissedin, onlara yavaşça açılın ve başkalarının da size açılmasına izin verin. Arkadaşlık veya ilişki yaşayacağınız partner gibi durumlarda, ilişkide kendinizi en rahat hissettiğiniz şekilde ritmi ayarlayın. Diğer kişi güvenilirse, ondan talep ettiğiniz zamana saygı duyacaktır.

Sonuç olarak, hayal edebildiğimizin de ötesinde, dünyada hayal kırıklığının acısını hisseden birçok insan vardır. Başkalarına güvenmeyi bırakan birçok kişi vardır. Ancak kimse her gün o dikenle uyanmayı hak etmez. Güvenmek yaşamaktır, haydi, bu duyguyu tekrar geri kazanalım.

İlgini çekebilir ...
Aralıklı Patlayıcı Bozukluk: Hayal Kırıklığının Saldırganlığa Dönüşmüş Hali
Aklınızı KeşfedinRead it in Aklınızı Keşfedin
Aralıklı Patlayıcı Bozukluk: Hayal Kırıklığının Saldırganlığa Dönüşmüş Hali

Aralıklı patlayıcı bozukluk yaşayan kişiler, tekrarlayan öfke patlamaları yaşarlar. Zaman içinde tekrarlayan, kontrol edilemeyen bir duygu durumudur.