Hayal Kırıklığının Nörobiyolojisi

17 Şubat, 2020
Hayal kırıklığı beynimizi acı verici bir biçimde etkiler. Bu gerçek, GABA gibi nörotransmitterlerin aktivitesi ile açıklanmaktadır. Bu kimyasalların, böyle süreçlerde çok özel bir değişim geçirdikleri artık bilim tarafından açıklanabilmektedir.

Hayal kırıklığının nörobiyolojisi, bizlere bir kez daha beynimizin hayatın bazı yönlerini acılı bir biçimde tecrübe ettiğini göstermektedir. Bu nedenle, henüz bilmediğimiz bir nedenden dolayı karşımıza çıkan fırsatları değerlendiremediğimiz ya da bizim için değerli bir kişiye karşı güvenimizi kaybettiğimizde normalden daha uzun süre devam eden bir acı tecrübe ederiz.

William Shakespeare, beklentinin tüm acıların kökeni olduğunu ifade etmiştir. Belki de bu iddia doğrudur. Ancak aynı zamanda, hayatımızda istikrarı ve dengeyi yakalayabilmek için bazı şeylere tutunmak zorunda olduğumuz da ayrı bir gerçektir. Böylelikle hayatın içinde zaten var olan çok sayıdaki belirsizlikler karşısında yitip gitmekten kurtulmaya çalışırız. Bundan dolayı da, akrabalarımızın, partnerimizin ya da en yakın arkadaşlarımızın bize hiçbir şekilde ihanet etmeyeceklerini düşünmemiz son derece doğaldır.

Çevremizle ilgili düşüncelerin dışında aynı zamanda kendimizle ilgili beklentilerimiz de bulunmaktadır. İyi olduğumuzu düşündüğümüz konularda başarısızlığa uğramayacağımızı düşünür, bugün sahip olduklarımızın yarın da bizim olacağına inanırız. Ancak kimi zaman kader, hayatın yönünü değiştirir ve kendimizi çevreleyen o dayanıklı kale bir anda yıkılabilir. Genelde güven yitimi ile tanımlanan bu tür tecrübeler, beyin seviyesinde de hayatta kalmamız için alarm sinyallerinini çalınmasına neden olmaktadır.

Bu tür beklenmedik durumlara örnek olarak, bizi çok heyecanlandıran bir fırsatın kaçması, bir gecede işten kovulmak ya da duygusal anlamda ihanete uğramak gibi olaylar verilebilir. Aslında bunların hepsi, acıya neden olan birer olaydan daha fazlasıdır. Yani bu tür durumlar aslında bir zamanlar bizim olan ya da kendi parçamız gibi hissettiğimiz detayların ya da varlıkların bir şekilde yitip gitmesidir. Şimdi, bu tür ciddi tecrübeler yaşadığımızda beynimizde neler olduğunu birlikte inceleyelim.

“Yaşadığımız tecrübeler, edindiğimiz bilgilerden çok kayıp yanılsamaları içerir.”

– Joseph Roux

Üzgün kadın oturuyor

Hayal Kırıklığının Nörobiyolojisi

Hayal kırıklığının nörobiyolojisi, nörobilim tarafından son dönemde üzerinde durulan önemli konular arasında yer almaktadır. Çok uzun yıllar boyunca psikologlar, psikiyatrlar ve nörologlar bu duygunun neden bu denli yoğun bir şekilde yaşandığını merak etmişlerdir. Bunun yanında hayal kırıklıklarının kişiliğimizin bir parçası olduğu da bilinen bir konudur.

Bu tür duyguları çok sık bir biçimde yaşayan kişiler şüpheci bir karaktere bürünürler. Hayal kırıklıkları, yanılsamaların güçlü etkisini azaltır ve kimi zaman da kişiyi, diğer insanlarla ilgili beklentiler oluşturma konusunda son derece temkinli davranmaya iter. Bu durum nasıl gerçekleşirse gerçekleşsin, beyin seviyesinde bir şeylerin olduğu herkes tarafından kabul edilen bir gerçektir. Bu nedenle yarattığı etki de bir o kadar açıktır. Şimdi bilimin bu konuda bize neler söylediğine bakalım.

Nörotransmitterler ve Hayal Kırıklığı

Bildiğimiz gibi nörotransmitterler, beyinde bulunan nöronlara sinyaller ileten kimyasallardır. Bu nörokimyasallar sayesinde duygularımız, davranışlarımız, düşüncelerimiz vb. düzenlenmektedir. Bu bağlamda, dopamin ve serotonin gibi tamamen duygusal durumumuzu düzenleyen spesifik nörotransmitterlerin bulunduğunu hatırlamakta fayda vardır.

San Diego’da bulunan Kaliforniya Üniversitesi Tıp Fakültesi Nörobiyoloji Bölümünden Dr. Roberto Malinow tarafından yapılan ilginç bir çalışmada, hayal kırıklığı duygusunu düzenleyen iki özel nörotransmitterin bulunduğu ortaya çıkarılmıştır. Bunlar, glutamat ve GABA nörotransmitterleridir. Bu kimyasallar beynin çok özel bir bölümünde işlevseldir: lateral habenula.

Habenula, GABA ve Glutamat Salımı

Lateral habenula, beynimizin en eski yapıları arasında yer almaktadır. Bu nedenle, örnek olarak bu bölümün karar verme mekanizmasını düzenleyen duygusal süreçleri düzenlediğini bir süredir biliyoruz. Ancak çoğu kez motivasyonu artırma gibi olumlu duyguların harekete geçmesini sağlasa da, bu bölümün karanlık bir yüzünün olduğunu da belirtmek gerekir.

Beynin bu kısmının doğru bir biçimde çalışması, glutamat ve GABA maddelerinin düzgün ve dengeli bir biçimde üretimine bağlıdır. Yani bu nörotransmitterlerın habenulaya salımı ne kadar yoğun gerçekleşirse, hayal kırıklığı duygusu da o denli büyük olur. Bunun tam tersine, GABA ve glutamat salımı ne kadar düşük olursa, bu olumsuz duygunun beyin üzerindeki etkisi de bir o kadar hafif olacaktır.

GABA formülü

Hayal Kırıklığının Nörobiyolojisi İle Bağlantılı Depresyon

Dr. Roberto Malinowski, hayal kırıklığının nörobiyolojisi konusunda oldukça önemli bir noktanın altını çizmektedir. Uzun süreler boyunca devam eden hayal kırıklığının, çoğu kez depresif bozuklukların bir sonucu olarak ortaya çıktığı görülmektedir. Yani GABA ve glutamat üretimi yoğun olduğunda, ciddi bir psikolojik sorun olan depresyona yakalanma riski de önemli oranda yükselmektedir.

Buna ek olarak, habenulanın bu nörotransmitterlerin aşırı derecede üretimi sonucunda uyarılması belirli bazı fikirleri, çeşitli anıları ya da yaşadığımız acılı durumları birer saplantı haline getirmemize de neden olmaktadır. Yani sorunları geride bırakıp yeni bir sayfa açma konusunda zorluklar ortaya çıkar. Bu durum ise, duygusal anlamda bir çöküntü ve acı çekme anlamına gelmektedir.

Tüm bunların yanında, hayal kırıklığı ve depresyonla bağlantılı olarak GABA-glutamat ilişkisinin ortaya çıkması yeni tedavilerin de kapısını açmıştır. Şimdiye kadar antidepresan ve serotonin düzenlemesi sayesinde, GABA-glutamat oranının dengelendiğine inanılıyordu. Ancak günümüzde bu konuda belirli bir ilerleme görülmüş olsa da, sıklıkla çeşitli yan etkilerinin ortaya çıktığı da bir gerçektir.

Bu yüzden, devam eden çalışmalar sadece belirli bazı nörotransmitterler için etkili olacak ve diğerlerine herhangi bir etkisi olmayacak tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine odaklanmış durumdadır. Bu sayede, nörokimyasal düzeyde çeşitli değişimler nedeniyle bazı problemleri daha yoğun bir biçimde yaşayan hastalar için daha uygun tedavi teknikleri uygulamak mümkün olacaktır. Bu nedenle, hayal kırıklığının nörobiyolojisi günden güne bildiklerimizin daha da arttığı özel bir ilgi alanı olmaya devam etmektedir.

  • Shabel S, Proulx C, Piriz J y Malinow R. La liberación conjunta de GABA / glutamato controla la producción de habénula y se modifica mediante tratamiento antidepresivo. Science 345: 1494-8 (2014).