Montessori Eğitimini Destekleyen 5 Nörobilim Keşfi

Montessori Eğitimini Destekleyen 5 Nörobilim Keşfi

Son Güncelleme: 21 Mart, 2019

“Eğitimin ilk görevi hayatı teşvik etmek fakat aynı zamanda gelişmesi için özgür bırakmaktır,” demiş Maria Montessori bir asır önce. Bugün ise Montessori’nin eğitiminin ve temel prensibinin dayandığı eğitim üçgeni nörobilim tarafından kanıtlandı.

Dahası, nöropsikoloji uzmanı, çocuk doktoru ve Montessori’nin babası Steve Hughes, yıllarca yaptığı deneylerden sonra Montessori Metodu’nun bilişsel gelişimi sağlayan beynin belirli fonksiyonlarını güçlendirdiğinde kesin olarak karar kıldı. Hatta bu metoda “beyni temel alan orijinal öğrenme sistemi” adını verdi.

Nörolojik gelişim Montessori metodolojisiyle öğrenerek pekiştirilebilir. Bu iddia, ortaya atıldığından beri kaydedilen yüzlerce gelişimin başarısıyla ve bugünkü nörobilim keşifleriyle desteklenmiştir. Bunlardan 5 tanesine bir göz atalım:

İllüstrasyon Karin Taylor’a aittir

1. Eller insan aklının gereçleridir

“İnsanlar etrafındakileri elleriyle algılar. Elleri aklının gereçleridir; yaratıcıdır ve üretir. Duyu organlarımızı ve arasındaki uyumu, ellerimizi kullanarak yaptığımız aktivitelerle geliştiririz.” demiş Montessori.

Beyin, ellerimiz aracılığıyla algıladığı duyusal uyarıcıları işlemek için vücudun diğer kısımlarından daha geniş bir kaynak kullanır, bunu artık biliyoruz, yani dünyayı ellerimizle deneyimlemek beynimizde açılan büyük bir kapıdan girmekle aynı şeydir. İşte ellerimiz öğrenmemizdeki merkezi rolünü bu şekilde üstlenir.

Görselde “motor homunkulus ve duyusal homunkulus”u görebiliriz. Bu terimler, vücut bölümlerinin serebral kortekste temsil ettiği duyusal kısımların birbirine oranını göstermek için çizilen biçimsiz insan figürünü tanımlamak için kullanılır. İki homunkulusta da ellerin diğer bölgelerden önemli ölçüde daha büyük olduğunu görebiliriz.

2. Doğal deneyleme çocukların yeteneklerini ve becerilerini güçlendirir

“Eğitim, çocuğun doğal süreci olarak deneyimlediği bir şeydir ve yalnızca kelimeler duyarak edinilmez; bulunduğu ortamda edindiği deneyimlerle kazanılır.” diye ekler Maria Montessori.

Özgür ve doğal deneylemeyi desteklemek, çocukları ve bebekleri ortalıkta dolaşmasına ve çevreyle iletişim kurmasına teşvik etmek anlamına gelir. Montessori eğitimiyle öğrenen çocuklar geleneksel okullardaki çocuklardan daha fazla dolaşarak vakit geçirir; yani onlardan çevreyle aktif bir ilişki içinde olmaları istenir ve bu şekilde motor, duyusal, duygusal ve bilişsel becerilerine daha hakim olmaları desteklenir.

Bebekleri ve çocukları çevreyle olan ilişkilerinde aktif bir yaklaşım edinmeye teşvik etmek, onları başkalarının niyetlerini fark etme konusunda daha yetkin yapar. Bu keşif, Velcro eldivenleriyle oynamanın yapmak istenilen bir eylemi göstermekteki faydaları üzerine yapılan çeşitli araştırmalarca da desteklendi. Kısacası, Kandel et al’ın 1981’de yayınlanan bir yazısında belirttiği gibi, çocukları bir şeyler yapmaya teşvik ederek sadece gözlemleyerek öğrendiklerinden daha hızlı bir şekilde öğrenmelerine imkan sağlarız.

3. Yürütme işlevleri ve Montessori

Yürütme işlevleri düşüncelerimizi zihinsel olarak yöneten bilişsel becerilerimizdir. Bu zihinsel beceriler, günlük hayatta karşılaşılan sorunlara daha özenli, etkin, istekli ve yeterli bir şekilde çözüm getirmeyi sağlar.

Esnek olmayı ve çevremizdeki değişimleri kabullenmeyi öğrenmek, bir göreve odaklanmak, o görevi belli bir amaç ile yerine getirmek, dürtülerimize karşı koymak ve çalışmalarımızda kullanmak üzere bilgiyi akılda tutmak doğru bir şekilde gelişmek için elzem becerilerdir.

“Yürütme işlevleri” terimi bu becerileri üç kategori olmak üzere sınıflandırır: kendine engel olma, işleyen hafıza ve bilişsel esneklik. Eğer bu işlevler düzgün bir şekilde gelişmezse, DEHB (dikkat eksikliği ve hiperaktivite) gibi bozuklukların yanı sıra başka öğrenme zorlukları da olmak üzere yanlış teşhisler koyulması bile söz konusu olabilir.

Bunların henüz bilinmediği bir zamanda geliştirilmiş Montessori metoduyla öğrenmek, bu becerilerin çeşitli aktiviteler üzerinden geliştirilmesini esas alır; örneğin, beklemek, başka aktivitelerde bulunan partnerlerin oluşturduğu bir labirentte istenilen cismi aramak gibi aktivitelerle bunu yapar. Yapılan araştırmalara göre Montessori ilkokullarında eğitim alan çocuklar, beyinle ilgili bu zihinsel işlevler grubunu yerine getirmekte daha fazla başarı gösteriyor.

4. Çocukluktaki hassas dönemler ya da avantajlı fırsatlar

Maria Montessori çocuklukta, öğrenmeye duyarlı dönemler olduğunu gözlemlemişti. Bu evrimsel dönemlerde önemli bir nöro-duygusal potansiyel yatar ve bu yüzden eğitim çok önemlidir. Çocukların 0 ile 11 yaş arasındaki dönemde dünyalarını en özerk şekilde keşfetmelerinin ne kadar önemli olduğu ise aşikar.

Böylelikle, Montessori mikrokozmosunun ya da mikro dünyasının yaratılmasından kapsamlıca bahsedebiliriz. Bu, çocuk için tam anlamıyla çocuksu bir ortamın yaratılmasıdır: çocuk boyu ev eşyaları, keşfetmeyi ve bilişsel esnekliği destekleyen küçük oyuncaklar vb. Nörobilim bu evreleri, beynin gelişmesi için belli uyarıcılara ihtiyaç duyduğu dönemler olarak tanımlar.

5. Öğrenmenin temeli olan ayna nöronları

Montessori eğitiminin esas hedefi, çocuklara dünyayı görmeyi ve deneyimlemeyi en küçük yaştan itibaren aşılamaktır. Beynin ön lobunda bulunan ayna nöronları, çevremizdekilerle ilgili bilgileri duyular yoluyla öğrenmemize yardım eder. Bunu Maria Montessori gözlemleriyle keşfetmişti, daha sonra uzmanlık alanı taklit etmek olan bu nöronların varlığının kanıtlanmasıyla birlikte desteklenmiş oldu.

Gördüğünüz gibi Montessori metodu, bilimsel olarak büyük ölçüde desteklenen ve üzerinde kapsamlı bir şekilde çalışılması gereken bir metoddur çünkü her çocuğun ve çevrenin kendine özgü ahengine karşı şevkat ve saygıya dayanan bir evrenin yaratılmasını garantiler.