Louisa May Alcott: Kurallara Uymayan Birinin Hikayesi

21 Ağustos, 2020
Louisa May Alcott, sadece dünyaca ünlü bir edebiyatçı değildi, aynı zamanda bağımsız bir kadındı ve zamanının çok ötesinde olan bir adamın kızıydı. Bu çağın ötesindeki baba, sanata ve bilgiye olan sevgisini kızına aktarmayı başarmıştı.

Louisa May Alcott ünlü Küçük Kadınlar romanının yazarıdır ve yazıldığı dönem her kesime damgasını vurmuştur. Bu romanı hatta günümüzde de aynı merakla okunuyor. Küçük kadınlar 50’den fazla dile çevrildi ve başarısını defalarda filmlere uyarlanmasıyla kanıtladı. 

Küçük Kadınlar edebiyatta bir ölçüt haline geldi. Bunun nedeni sadece çok iyi yazılmış bir eser olması değildi, aynı zamanda içerdiği gerçeklik de son derece dikkat çekiciydi.

Bu kitap yayınlandığı zaman, edebiyat dünyasındaki kadın sesi erkekler tarafından gölgeleniyordu. Dahası, Küçük Kadınlar romantizmden uzaklaşan ve gerçekliğe bulanan bir yapıya sahipti. Romanda kadınların günlük hayatta yaşadıkları gerçekler konu edilmiştir. Bu yüzden Louisa May Alcott’ın romanı ciddi bir başarı yakaladı. Zamanının hiçbir eserine benzemiyordu.

“İkna edici etkiler, ahlaki yönden değerlendirmeler yapmaktan daha iyidir.”

– Louisa May Alcott

Buna ek olarak, Alcott’un kitabı sağlam fikir ve değerleri yansıtıyor. Alcott düşünen ve kendi kaderlerini inşa eden kadınlar hakkında yazdı. Bu bahsettiğimiz şey, o dönem için neredeyse devrimseldi. Yazarın kölelik karşıtı ve radikal demokrat görüşleri kitap yazmasından da önceye gitmektedir.

kitap okuyan insan ve eli

Louisa May Alcott ve özel ailesi

Louisa May Alcott, 29 Kasım 1832’de Pennsylvania’da doğdu. Tek erkek kardeşi çok küçük yaşta öldüğü için, toplam dört kız kardeşten ikincisiydi.

Babası zamanının çok ötesinde ünlü bir öğretmen olduğu için, Louisa’nın aydınlanmış ve bağımsız bir kadın olması sürpriz değildi. Babası öğretmen, yazar ve transandantalist filozof Amos Bronson Alcott’du. Annesi Abigail ise kararlı ve meraklı bir kadındı. Görebileceğiniz gibi, Louisa son derece teşvik edici entelektüel ve sanatsal bir ortamda büyüdü.

Öz babası, kendini tamamen kızının eğitimine adadı. Branson Alcott eğitimi özgürleştirici bir süreç olarak yorumlayan bir insandı ve ona göre eğitimin işlevi en temelde insanlara nasıl düşüneceklerini öğretmekti. Bu bakış açısı, ezbere ve disipline dayalı eğitime önem verilen bir dönem için oldukça devrimci bir yaklaşımdı.

Transandantalist (deneyüstü) felsefe

Louisa’nın babası, din ile güçlü bir şekilde aşılanmış bir felsefe akımı olan transandantalist harekete mensuptu. Bu akımın en temel amaçlarından biri insanlığın en derin yönlerini yansıtmaktı. Louisa’nın babası özellikle kurduğu okul nedeniyle bir pedagog olarak öne çıktı ve ilerici pedagojiden ilham aldı.

Bu okulda, ezber yerine kanıta dayalı bir eğitim vermeyi amaçlayan mikroskoplar ve diğer yenilikçi ögeler vardı. Bununla birlikte şundan da bahsetmek gerekir, Afrikalı-Amerikalı öğrencileri kabul etme konusundaki radikal kararı nedeniyle (o döneme göre), bu okul kapatıldı.

Alcott ayrıca kadınların erkeklerle eşit olduğuna şiddetle inanıyordu ve o dönemde kadınlara oy kullanma hakkının verilmesi gerektiğini savunuyordu. Bu nedenle küçük kızını, ilerde büyük tutkusu olacak şeye, yazı yazmaya teşvik etti.

Ayrıca kızının hayal gücünü etkileyecek kararlar aldı. Harvard’da Fruitland adını verdiği ütopik bir topluluk kurdu. Bu topluluğu oluşturan bireyler ücra bir yerde yaşardı ve sadece sebze ürünlerini yerdi.

Ancak yoksulluk bu insanları etkiledi ve bu deney pek de uzun sürmedi. Böylece yeni ufuklara açılmak zorunda kaldılar.

yerde açılmış kitap

Başarılı bir yazar

Louisa May Alcott, Amerika’daki İç Savaş sırasında öğretmenlik, terzilik ve hemşirelik gibi farklı mesleklerle uğraştı. Ayrıca gençliğinde kadın dergilerinde yazmaya başlamıştı.

Louisa’nın babası her zaman parayı düşünmek yerine sevdiği şeyi yapması konusunda kızına ısrar etse de, Louisa’nın amacı ev halkının ekonomisine yardımcı olmaktı.

Alcott aslında Küçük Kadınlar romanını gönülsüzce yazdı. O zamana kadar neredeyse tamamı gerilim olan birkaç roman yazmıştı. Gerçekten tutku hissettiği edebi tür buydu. Ancak yayıncı Thomas Nile, dönemin genç kadınlarını çekmeyi hedefleyen bir romana olan ilgisinden bahsetti. Böylece Louisa, istemeden de olsa yazmaya başladı.

Kitap yayına girdiği andan itibaren başarılı oldu. Louisa bu kitabı sadece iki ayda yazdı ve yayınlanmasından sonraki ilk iki hafta içinde 2.000’den fazla sattı. O zamandan beri satışlar büyümeye devam etti. Nihayetinde Louisa May Alcott, ünlü ve zengin bir kadın oldu ve ailesini yoksulluktan kurtarmayı başardı.

Louisa May Alcott hiç evlenmedi. 6 Mart 1888’de annesi öldüğü zaman hayatının sonuna kadar ailenin reisi oldu. İnsanlar Küçük Kadınlar‘ın her şeyden önce otobiyografik bir çalışma olduğunu söylüyor. Zamanının ve geleceğin değişmeyen gerçekliğini yakalayan bir roman oldu ve bu nedenle de modası hiç geçmedi.

Alcott, L. M. (2018). Louisa May Alcott. Hombrecitos.