Julio Cortázar: Arjantinli Bir Entelektüelin Hayatı

Ekim 18, 2019
Julio Cortázar arkasında gerçekten mükemmel, önemli kitaplar bıraktı. Kitaplarından biri olan Seksek (Hopscotch) ve öykülerinden biri olan Hayvan Hikayeleri (Bestiary) başkasıyla karıştırılamayacak özgünlükte zamansız eserlerdir.

Julio Cortázar inanılmaz bir hikaye anlatıcısıydı. Seksek ile bizi büyüledi ve bize günlük hayatın da özel ve tahmin edilemez olabileceğini gösterdi. Çok az Latin Amerikalı yazar onun yarattığı kadar büyük bir etkiye neden olmuştur. Mirası, gelecek nesillerle beraber yaşamaya devam edecek.

Kısa bir süre önce, lösemiden dolayı trajik ölümünün 35. yılı doldu. Fakat şimdi bile, neredeyse 40 yıl sonra, adı hala tarihin en önemli yazarlarından biri olarak anılmaya devam ediyor.

Harikulade narinlikte, şiirsel bir nesirle kısa öyküler yazmakta şaşırtıcı bir yeteneğe sahipti. Çoğunlukla sürrealist olan stili, aynı zamanda hem günlük hayatımızın ilham verici kısımlarına ışık tutup hem de çirkin taraflarına bir gölge düşürmüştür. Örneğin, insanlar kısa öykülerini topladığı kitabı Bestiario‘yu hala zamansız bir şaheser olarak değerlendirir.

Julio Cortázar sayısız kitap yazdı ve bize bir sürü hikaye, roman, deneme ve şiir bıraktı. Ancak, olayların edebi tarafının ötesinde, Cortázar aynı zamanda ideallerinin arkasında duran bir insandı. Hatta, kendi ülkesi olan Arjantin’deki askeri diktatörlüğü protesto etmek için Fransız bile oldu.

“Sadece rüyalarda, şiirlerde, oyunlarda; bazen, şu an olduğumuz insan olmadan önce, ki o da nasıl olduysa, olduğumuz insanı buluruz.”

– Julio Cortázar

Cortázar'ın gençliğinden bir fotoğraf.

Julio Cortázar’ın biyografisi

Julio Cortázar 1914 yılında Belçika’da, neredeyse tam I. Dünya Savaşının başladığı tarihte doğdu. Ailesi Arjantinliydi ancak babasının Brüksel’de Arjantin büyük elçisi olarak çalışmasından dolayı Avrupa’da bir süre geçirdiler.

Beş yıl sonra ilk defa, Cortázar ebeveynlerinin vatanını ziyaret etti. Arjantin, kendisinin kişisel hayatı ve yazdıkları üzerinde gerçekten bir etkisi olmuş iki ülkeden biriydi (diğer ülke ise Fransa’ydı).

Harflerden oluşan bir adam

Julio Cortázar, Arjantin’de öğretmen olmak için eğitim aldı ve birkaç sene küçük kasabalarda öğretmenlik yaptı. Sonrasında, 1951’de, bir burs kazandıktan sonra favori şehri olan Paris’e geri döndü. Paris’te bir süre geçirdi ve bu süreçte hem UNESCO için bir tercüman olarak çalıştı, hem de edebi kariyerini sürdürdü.

Fakat, Arjantin’den ayrıldığı zamana kadar çoktan ünlü eseri Bestiario da içlerinde olmak üzere bazı çok önemli kitaplarını yayınlamıştı. Ayrıca, Realidad ve editörü Jorge Luis Borges adlı başka bir ünlü yazar olan Los Anales de Buenos Aires gibi farklı dergilerde de çalışmıştı.

Ancak, Julio Cortázar öne çıkmaya aslında 60lı yıllarda başladı. Bu dönemde, Cortázar Latin Amerikan edebiyatında ve İspanyolca yazılmış edebiyatta önemli bir figür haline geldi. Adı, Gabriel García Márquez, Juan Rulfo, Mario Vargas Llosa, Mario Benedetti ve kendisini takdir eden Jorge Luis Borges gibi büyük isimlerin yanında anılmaya başlandı.

Cortázar hassas, yenilikçi bir tarza ve onu ötekileştirilmiş gruplar ve sosyal sınıfları desteklemeye iten gerçek bir sosyal bilince sahipti.

Cortázar: Bir sosyal aktivist

Julio Cortázar hiç klasik entelektüellerin bir sembolü haline gelmedi, özeline düşkün ve içe dönük olmadıGençlik yıllarında, Juan Perón’a ve askeri diktatörlüğe karşı yapılan birçok protestoya katıldı. Ancak, 60lı yıllara kadar gerçekten kendinden emin, tutkulu bir aktivist olamadı. O noktaya kadar, sesini ve fikirlerini çoğunlukla sadece edebi eserlerinde gösterdi.

Diğer Kıyı gibi kitapları ve “Yakalanan Ev” gibi öyküleri, Arjantin’in o dönemde deneyimlediği kargaşanın bir simgesiydi. Bu eserleri onun tanınmaya başlanmasına ve kamusal alana ulaşabilmesine yardımcı oldu, böylece daha net bir politik kişilik geliştirmeye de başlayabildi.

Birkaç örnek vermek gerekirse; Fidel Castro ile tanışmak için Küba’ya gitti, Salvador Allende’nin Şili devlet başkanı olarak görevine başlama törenine katıldı ve Nikaragua’daki Sandinista hareketini destekledi.

Julio Cortázar birdenbire binlerce insana ilham veren ve insan haklarını savunmaya çalışan radikal bir yazar haline geldi. Konferanslar verdi ve Pinochet’in Şili’de yürüttüğü acımasız rejimden çok açık bir şekilde bahseden Chili, le dossier noir gibi önemli kitaplar yayınladı.

Ne yazık ki, Arjantin hükumeti aktivistliğini pek iyi karşılamadı. Hatta, gizli polis teşkilatı, kendisinin politik inançları dolayısıyla hakkında bir araştırma bile başlattı.

Cortázar ve bir kedinin fotoğrafı.

Bu politik baskı (ve eziyet) Cortázar’ı Fransız vatandaşlığına başvurmaya itti, ki böylece kalıcı olarak en sevdiği şehir olan Paris’e taşınabildi. Lösemi dolayısıyla ölmeden önceki günlerini orada yaşadı.

“Bütün hislerimiz arasında aslında bize ait olmayan tek hissimiz umuttur. Umut hayata aittir, hayatın kendisinin hayatı korumasıdır.”

– Julio Cortázar

Seksek: Edebi bir maden

1963’te Seksek‘in basılması, İspanyol edebiyatında bir dönüm noktasıydı. Bu kitapta, Julio Cortázar daha önce hiç yapılmamış olan bir şeyi yaptı.

Hikayeler yaratma yeteneği; dili hayatına, sanatına, stiline taşıma yeteneği ve inanılmaz olay örgüleri birleşti ve hep beraber yeni bir tür oluşmasını sağladılar.

Seksek‘in yapısı

Eğer Seksek kitabı ile ilgili herhangi bir şey biliyorsanız, kitabı okumanın iki yolu olduğunu da biliyorsunuzdur. Öncelikle, kitabı “sıradan” şekliyle, 1. bölümden 56. bölüme kadar okuyarak, bitirebilirsiniz. Ama, Cortázar’ın kendisinin de kitabın başında açıkladığı gibi, diğer okuma yolu “Talimatlar”ı takip etmektir.

Eğer ikinci yolu seçerseniz, kitaba 73. bölümden başlayacaksınız ve her bölümün en sonunda belirtilen sırayı takip edeceksiniz. Bu kadar. Ancak bu kitabı okumanın en iyi yolu iki yoldan da okumak, ki böylece aslında ne kadar şaşırtıcı olduğunu tam olarak görebilir ve zihninizi yeni bakış açıları ve yorumlara açabilirsiniz.

Julio Cortázar'ın fotoğrafı.

Seksek‘in stili

Cortázar Seksek‘i şiirsel nesirle yazdı. Tek hedefi kitabın yenilikçi yapısı ile okurları şaşırtmak değildi. Gerçek hedefi, okurlarını bir hikayenin nasıl tekrar yazılabileceği, çevrilebileceği, yeniden düşünülebileceği ve hatta yok edilebileceği üzerine düşündürmekti.

Geleneksel dilden uzak durdu ve zihinlerimizin en duygusal kısımlarını resmetmeyi seçti. Bunu kelime oyunlarıyla, noktalama işaretlerindeki değişimlerle ve yeni sözcükler uydurarak yaptı.

Seksek‘in hikaye örgüsü

Kitabın ana karakteri; soğuk, analitik, entelektüel bir adam olan Horacio Oliveira’dır. Ayrıca, nüfusun büyük bir bölümünü temsil eden bir krizin içerisindedir. Ancak, edebiyatın en unutulmaz karakterlerinden biri olan La Maga ile tanıştığında birden bire bütün dünyası değişir.

La Maga saf, duygusal, içinden gelen şekilde hareket eden biridir ve geleneksel özelliklerden uzaktır. Karakteri, sürrealizmin, Fransa’da geçirdiği süre içerisinde Cortázar’ı etkileyen akımın, esas niteliğini taşır.

La Maga, topluma bir meydan okumadır. Ayrıca Horacio Oliveira’nın tam zıddıdır: olağanüstü, ama ilkel bir insandır. Bu kadın, kelimelerini iyi kullanmakla ilgili garip seviyede güçlü bir arzuya sahiptir. Ancak, etrafındaki entelektüeller de onu; onun sezgilerini, büyüsünü ve sadeliğini kıskanır.

Seksek, toplumun iki tarafının sembolik bir örneğidir: entelektüel ve duygusal, katı ve devrimci, varoluşsal ve geleneksel… Bu kitap kadar zihninizi meşgul edecek, sizi derin derin düşündürecek çok az kitap vardır.

  • Herraez, Miguel (2011) Julio Cortázar, una biografía revisada. Alreves