Kırmızı Başlıklı Kızın Gerçek Hikayesi

· Mayıs 26, 2017

Grimm Kardeşler ve Charles Perrault’nun bizlere bıraktığı masalların birçoğu, Ortaçağ boyunca Avrupa köylerini dolaşmış yerel efsane ve geleneklerden alınmıştır. Bunların büyük bölümü, dönemin psikolojisini, o dönemde yaşamış insanların inançlarını, mitlerini vs. yansıtmaktadır. Bütün bu masallar, belli bir ‘sihirli gerçeklik’ içine sarılmış şahitliklerde kök bulur. En eski ve belki de çarpıcı hikayelerden biri ise ‘Kırmızı Başlıklı Kız’dır.

Uzmanlara göre bu hikaye, ilk ortaya çıktığından beri en fazla dönüşüm geçirmiş olan masaldır. Bu değişiklikler daima bazı unsurları ‘yumuşatma’ amacıyla gerçekleştirilmiştir. Böylece çocukların sakin bir şekilde dinleyebileceği bir hale getirilmiştir. Ama gerçek şu ki her değişimle birlikte hikayedeki esas amaç kaybolmuştur çünkü her masalda uymamız gereken bir doktrin, bir ders vardır. Kırmızı Başlıklı Kızın bize öğrettiği ders ise hatırlamaya değer…

Charles Perrault ve Grimm Kardeşler

Charles Perrault, 1697 senesinde Kırmızı Başlıklı Kız masalını ilk derleyen kişidir. Avrupalıların hiç bilmediği bir masal olmasına karşın bu hikayeyi halk masalları koleksiyonuna dahil etmek durumundaydı. Ama bazı imajlar öyle vahşiydi ki bunları gençler için uygun hale getirmek üzere değiştirdi. İşte, kırmızı başlıklı kız Avrupa’ya ilk kez böyle geldi.

1812 senesinde Grimm Kardeşler de bu masalı koleksiyonlarına almak istedi. Bunun için Alman yazar Ludwig Tieck’ın ‘Kırmızı Başlıklı Kızın Hayatı ve Ölümü’ (Leben und Tod des kleinen Rotkäppchens) başlıklı bir çalışmadan yararlandılar ve bu derlemede, Perrault’un hikayesinden farklı olarak avcı karakteri de vardı. Her türlü erotik ve şiddet içerikli unsuru çıkararak masala mutlu bir son yazdılar. Geleneksel olan mutlu son olmadan çocuk masalı olur mu hiç? Tahmin edebileceğiniz gibi orijinal masal çocukların okuduklarından çok farklıydı. Haydi, şimdi esas hikayeyi öğrenelim.

Kırmızı başlıklı kızın hikayesi 

Daha önce işaret ettiğimiz üzere bu hikâyenin kökenleri Alp Dağlarında ıssız bir bölgeye dayanıyor. Masalın amacı bizleri insanlar için yasak bazı şeylerin olduğu konusunda uyarmak. Efsanede başkahramanlarımız, yetişkin dünyasına yeni girmiş ergenlik döneminde bir kız ile menstrüasyon dönemini temsil eden kırmızı başlığıdır.

Bu genç kız, ailesinden bir emir alır: Büyükannene ekmek ve süt götürmek için ormandan geçmen gerek. Gördüğünüz gibi buraya kadar masalın versiyonlarında büyük farklılık yok. Ama her hareket ve imajı yorumlamamız gerek. Orman tehlike demektir. Gençler için riskli bir bölgedir, bir sınav olarak ortaya çıkmıştır ve bir çocuğun artık yetişkinler dünyasına girdiğini göstermektedir.

Bu ormandaki temel tehlike, kurt şeklinde kendini gösterir. Bu hayvan, vahşi ve mantıksız olanı sembolize eder. Kırmızı Başlıklı Kızımız bunu zaten bilmekte ve bu tehlikeyle yüzleşmek üzeredir. Genç kız, ormanı geçmeyi başarır ve neşe içinde büyükannesinin evine girer. Büyükannesi hasta olduğu için yataktadır. Bunların hepsi bildiğimiz masaldaki hikaye ile aynı. Ama buradan itibaren masaldaki farklılıklar başlıyor…

Büyük annesi kıza ekmekle sütü bırakıp mutfakta pişmekte olan etten yemesini söyler. Kırmızı Başlıklı Kız, büyükannesinin dediğini yapar ve iştahla eti yiyerek karnını doyurur. Sonra, büyük annesinin ikinci emrini yerine getirir: giysilerini birer birer çıkarıp yakmalı, ardından kadının yanına uzanmalıdır. Genç kız bunu da yapar. Meraklıdır ama durumdan bir an bile şüphe etmez, bütün bunların ne kadar tuhaf olduğunu sorgulamaz ancak yatağa uzanmak üzere iken yanındakinin aslında kurt olduğunu görür. Kurt, kahkahalar içinde onu yanına alırken iştahla yediği etin aslında büyükannesi olduğunu söyler. Korkunç bir günah işlemiş, yamyamlık yapmıştır kız. Ardından kurt, Kırmızı Başlıklı Kız’ı yer.

Sembolizm her karakterde gizlidir: Kurt, cinsellik ve şiddet içeren dünyadır. Genç kızın yediği yaşlı kadın ise eskiyi yeniyle değiştirmek anlamına gelir. Aynı zamanda yeni olan, insanlığın en büyük küfürlerinden birini işleyerek aptal ve saf olarak gösterilir: yamyamlık. Gördüğünüz gibi çocukluğumuzun en sevilen ve klasik masallarından birinin aslında karanlık bir tarafı var.