Kendini Başkasının Yerine Koyma Sanatı: Empati

25 Ocak, 2018

Kendi iç dünyamızla bağlı olduğumuz kadar dış dünyayla da bağlantılıyız ve her iki durum için de empati önemli rol oynuyor. Teknolojinin nimetleri sayesinde iletişim kurabildiğimiz dış dünya her geçen gün gittikçe büyüyor.

Dünya değişip büyüdükçe iletişimin anlamı da artıyor fakat bilgi azalıyor ve empati de doğal olarak zorlaşıyor.

Örneğin, mesaj göndererek iletişim kurarken empati göstermenin ne kadar zor olduğunu bir düşünün. Ya da biriyle yüz yüze konuşurken o kişiye karşı empati kurmanın ne kadar kolay olduğunu…

Empati nedir? “Kendini bir başkasının yerine koymak” ne demek?

Empatiyi kendimizin ya da bir başkasının duygusal (hisler ve duygular) veya bilişsel (düşünceler veya fikirler) akıl durumunu anlamak olarak adlandırabiliriz. Bu anlayışı sağlamanın tek yolu da kendimizi başkalarının yerine koyabilmektir.

Bu basit bir davranış değil. Gerçekten empati kurmak için sabitleşmiş basmakalıp ve bulgusal yaklaşımları bir kenara bırakmalıyız.

Bunu uygulamak söylemekten çok daha zor çünkü başkasının dünyası hatta kendi dünyamız bile sandığımızdan daha karmaşık. Bu nedenle çok fazla dikkat gerektiriyor.

iddiaya tutuşmak

Bazı durumlar veya insanlar için empati kurmanın çok daha kolay olması mümkün. Örneğin, kendimize benzeyen kişiler bizden yardım istediğinde onlarla empati kurmak çok daha kolay.

Daha kolay olduğunu söylüyoruz çünkü bize daha çok benziyorlar, yardım istediklerinde samimi olduklarına inanırsak onlara yardımcı olmak için motivasyonumuz da oluyor.

Empati düşmanları

İnsanoğlu doğduğu andan itibaren gelişim gösteren bir tür üründür. Kayıtsızlığı ise çeşitli sonuçlar doğurabilir. Bunlardan bazıları:

  • Ben merkezcilik
  • Güvensizlik
  • Değer kaybı
  • Neye mal olursa olsun en yüksek konumda olma isteği
  • Irksal, eğitimsel veya sosyoekonomik farklılıklar

Empati kuramamak genel anlamda bize zarar verir. Samimi kucaklaşmalar, bencil amaçlar gütmeyen hediyeler, dostça gülümsemeler ve karşılık beklemeden uzatılan eller empati kurulmadıkça bizden uzak kalır.

Kendi hayatta kalma mücadelemiz bizi başkalarının ihtiyaçlarını anlamaktan- o kişiler en yakınlarımız, aile üyeleri, komşularımız, iş arkadaşlarımız ya da arkadaşlarımız olsa bile- alıkoyuyor. Her gün psikologlar basitçe dinleyip anlayış göstermekle; empatiyle halledilebilecek yüzlerce vakayla karşılaşıyor.

“Özgürlüğüm başkasının özgürlüğünü ihlal ettiğim yerde biter.”

Empati bizim ve çevremizdekiler için ne anlama geliyor?

Bu soruya değişik durumları ele alarak bir yanıt bulmayı deneyelim:

  • Kendimizi karşımızdakinin yerine koyarsak ilişkilerimiz daha sağlıklı gelişir. Karşımızdaki insanın ihtiyaçlarını anlar ve duygularının kaynağını öğrenmiş oluruz. Geçmişteki deneyimlerin sonuçlarını kabullenmek (ister olumsuz ister olumlu olsun) ilişkimizin yalnızca ayakta kalmasını değil aynı zamanda sağlamlaşmasını da sağlar.
  • Bir çalışanın gelişmesi gereken bir alanı gördüğünü ve patronunun onu işleri ilerletebilmesi için desteklediğini düşünün. İşçi ve işveren arasındaki bu uyum fayda sağlayacaktır.
  • Empati kurabilen bir insan olmak başkalarına karşı duyarlı ve saygılı olmamıza yardım eder. Örneğin İletişim kuramadıkları zamanlarda otizm hastası bir çocuğun anne babasının nasıl hissettiğini anlamaya çalışabiliriz.
  • Peki kendimize karşı neden empati duymalıyız? Dürüstçe kendi zayıflıklarımızı ve güçlü yanlarımızı irdelemek kim olduğumuzu hatırlatır ve aynı zamanda kendi kimliğimizi diğerlerinden ayırmamızı sağlar.

Empati ve çocuklar

  • Bir öğretmen öğrencilerine karşı empati kurarak yaklaşırsa bunun olumlu sonuçlarını alacaktır. Örneğin, kontrolsüz ve uyumsuz davranan bir çocuğun hareketlerinin aslında evde gördüğü davranışların taklidi olduğunu anlayabilecektir. Öğrencilerindeki utangaçlığı, aşırı hareketliliği, dışa dönüklüğü ve mutsuzluğu anlamak öğretmenin işini kolaylaştırır ve mesleğini hakkıyla yapmasını sağlar.

“Empati kuramayan bir eğitmen sınıfta karşısına çıkabilecek sorunları etkili şekilde çözemez.”

ağaçlar

  • Ebeveynler de bir zamanlar çocuk ve ergen olduklarını hatırlasalardı jenerasyon farkı bu denli büyük olmazdı ve çocuklarını daha iyi anlayabilirlerdi. Ebeveyn olunca bütün geçmişi unutmak yararsız.
  • Çocuklara ve ergenlere empati kurmanın önemini aşılamak zorbalık yapmalarını veya bu tür davranışlar karşısında susmalarını engellemek açısından mükemmel bir yöntemdir. Örneğin, Norveç’te kullanılan KiVa yönteminde zorbalığa şahit olanlar kurbanla empati kurmaya yönlendiriliyor.

Gördüğünüz gibi kendimizi başkalarının yerine koymak ilişkileri olumlu yönde etkiler, bağları güçlendirir, kalpleri yaklaştırır. Ayrıca, ne yazık ki şu günlerde oldukça yaygın olan boşluk ve yalnızlık olgularını bizden uzak tutar.