Kalp Sutra, Bilgelik Dolu Bir Budist Metin

24 Haziran, 2020
Kalp Sutra'da Budist felsefesinin en derin, en yakın gerçekleri bulunur. Elmas Sutra ile birlikte, bu metin Budist yazıları arasındaki en bilge yazılardan biri olarak değerlendirilir ve bizlere uyanışın boşluğundan ve bu kavramın getirdiği aydınlanmadan bahseder.

Kalp Sutra Budist düşünce okulunda son derece popüler bir yazıdır. Diğer herhangi bir Budist yazıdan daha fazla çalışılmış, ve araştırılmıştır. Kısalığı ve Budist bakış açısını düzgün bir şekilde özetlemesi nedeniyle felsefeye birçok takipçi çekmektedir.

Bu kadar kısa bir metnin hem Budistler tarafından bu kadar kapsamlı bir şekilde araştırılmış olması, hem de gerçekten anlaşılması için bir ömür gerektiren bir öğreti olarak tanımlanması ilgi çekicidir. Kalp Sutra sadece 14 mısradan oluşur ve orijinalde Sanskristçe yazılmıştır. Budizm’de en güçlü mantralardan biri olarak kabul edilen bir dize ile biter.

Kalp Sutra milattan önce birinci yüzyıla kadar uzanır ve bazı kişiler daha da yaşlı olabileceğine inanmaktadır. Budizm’in boşluk, bağsızlık, merhamet, biçim, irade ve bilinç gibi çeşitli merkezi kavramlarından bahseder.

Bir Budist heykel.

Boşluk ve Kalp Sutra

Kalp Sutra’nın neredeyse tamamı boşluk kavramı üzerine odaklanır. Ancak, bu Batılıların anladığının aksine sadece “hiçlik”ten farklı bir anlama sahiptir.

Boşluk, bir yokluk ya da eksiklik ile aynı değildir, çünkü mevcut olmayan şey ya da kişilerin boşluğu bu boşluk ile doldurulur. Aynı şey eksiklik kavramı için de geçerlidir: bu boş değildir, ancak eksik olan şeyin hayali varlığı ile doludur.

Budistler boşluk hakkında konuştuklarında var olan hiçbir şeyin hakiki bir gerçekliğe sahip olmadığını söylemeye çalışırlar. Bu, her şeyin değiştiği ve sonsuza kadar mutasyon halinde olduğu anlamına gelir. Diğer bir deyişle, bu, var olmak ve bir şeylerin var olmasına izin vermek anlamına gelir. Duyularımız ile algıladığımız şeyler, sadece o şeylerin görüntüsüdür. Bundan dolayı, öyle olmasa da, gerçekliğin “dolu” olduğunu düşünürüz.

Boşluk, var olan her şeyin sürekli değişebilirliği ile ilgilidir. Hiçbir şey kendisini diğer her şeyden tamamen ayıramaz ya da farklılaştıramaz, saf veya saf olmayan bir şey değildir, tam ya da eksik değildir.

Var olanlar, bizleri algıladığımız gerçekliğe götüren zihinsel oluşumlardır. Ancak, bu zihinsel oluşumlar gerçeklik değildir. Gerçeklik bağımsızdır ve biz algılamasak dahi her an değişmektedir.

Gizemli Mantra

Aksine işaret eden bazı düşüncelere rağmen, mantralar iyi şans getiren ya da belirli hedeflere ulaşmanızı sağlayan sihirli sözcükler değildir. Budizm’de mantralar belirli meditasyon seviyelerine ulaşmanın bir yoludur. İşlevleri, bilinci uyandırmaya yardım etmektir.

Kalp Sutra’nın sonundaki mantra şudur:  Gate gate Pāragate Pārasaṃgate’ Bodhi svāhā.

Dili Sanskritçedir ve şu da çevirisidir: “Git, git, git yükselen, en yüksek uyanışa git. Öyle olsun.” Diğerleri ise bunu şu şekilde çevirmiştir: “Gitti, gitti, ötesine gitti. Tamamen açıkta, terk edildi. Uyanıyorum. Kurtuluş!”

Bu bizi Sanskritçe gate kelimesine götürüyor, ki bu kelime de tam olarak boşluğa işaret ediyor ancak bunu kişisel düzlemde yapıyor ve “ben olmayan” kavramına eşdeğer. Giden şey, bu “ben”dir.

Bundan dolayı, mantra “ben”in ayrılışını gerektirir, ki bu da hataların ve ıstırabın kaynağı olarak kabul edilir. Bu durumdaki “ben” ego ile eş anlamlıdır. Hedef egonun dağılmasıdır, ki böylece boşluk ortaya çıkabilsin.

Yanan bir mum.

Kalp Sutra’nın Öğretileri

Kalp Sutra çok karmaşık olmasına rağmen kökünde uyanış ya da kurtuluşa giden bir yol gösterir. Bu egoyu terk etmeyi ve boşluğu bulmayı, bu şekilde de gerçekliğin derin algısını ve anlayışını kabul etmeyi içerir.

Diğer bir deyişle zihinleri ile olduğu gibi gözleri, kulakları ve elleri ile yönlendirilen kişi gerçeği bilmemeye ve anlamamaya mahkumdur. Aynı şekilde, kendilerini duyularından ve kendi zihinlerinin düşünce şeklinden kurtarmayı başaran kişiler gerçeklik ile kaynaşmayı ve gerçekliği anlamayı başarır, bu entelektüel bir şekilde değil de transandant bir deneyim olarak gerçekleşir.

Uyanış, dünyayı, duyularınız ya da kendi zihniniz gibi sınırlı yollar ile algılamayı bıraktığınız durumdur. Aydınlanma, beraberinde iki büyük Budist erdem getiren tam bir kavrayışa eşdeğerdir: Bağsızlık ve merhamet.

López-Gay, J. (1992). El” Sutra del Corazón” y el” In-Sistencialismo”. Oriente-Occidente, 10(1-2), 17-26.