Kaçış Odaları Ve Psikoloji

· Mart 14, 2019
Kaçış odalarının psikolojiyle ne alakası var? Bir kaçış odasındayken beynimiz nasıl çalışır? Neden bu kadar popüler oldular?

Kaçış odaları, psikolojinin temel bir rol oynadığı yeni bir trend halini aldı. Bu oyunda, bir odada kilitli olan bir grup insan, bu odadan kaçmak için ihtiyaç duydukları anahtarı bulmaya çalışır. Bunu başarmak için birtakım ipuçlarını takip etmeleri ve bulmacaları çözmeleri gerekir. Anahtarı bulmak için kısıtlı bir zamanları vardır.

Bu eğlenceli macera, psikolojik süreçleri fiziksel aktivite ve sosyal işbirliğiyle bir araya getirir. birleştirmek. Buna ek olarak, bu tür faaliyetler, tek bir kişi tarafından çözülemeyen (ya da bu şekilde gereğinden uzun süren) sorunların ekip çalışmasıyla nasıl çözüleceğini gösterir. Bu görevler, diğer insanlara güvenmemiz ve onlarla işbirliği içinde olmamız gerektiğini anlamamızı yardımcı olur.

Kaçış odaları takım işbirliğini ve iletişimini geliştirir.

Bir kaçış odasında neler olur?

Kaçış odaları, bizi, içinde dedektif ve kaşifler olduğumuz paralel bir evrene taşıyor. İşe bir hikaye dinleyerek başlarız, her oda için farklı bir tane olmak üzere. Bu maceranın ana karakterleri gibi hissetmek ise sadece birkaç saniyemizi alır. Aniden ve neredeyse hiç farkına varmadan, diğer takım arkadaşlarımızla ortak bir amaç uğruna bir araya geliriz: kaçmak için.

Bu noktada oyun başlar. 60 dakika içinde bu odadan bir çıkış yolu bulmamız gerekir. İpuçları her yerde olabilir: masanın altında, kitaplarda, sahte tabanlı çekmecelerde vb. İyi bir strateji, grup üyeleri arasında görev dağılımı yapmaktır. Ardından, her biriniz, bulduğunuz ve takımın ilerlemesine yardımcı olacak ipuçlarını yazabilirsiniz.

Kaçış odalarına katılmak bireyin özgüvenini destekler, benlik saygısını arttırır, onu kişisel eleştiri konusunda teşvik eder ve yaratıcılığını güçlendirir.

Kaçış odaları başlangıçta yetişkinler için tasarlansa da, 14 yaş ve üstü çocuklar da bir yetişkin eşliğinde oyuna katılabilir. Bu da, kaçış odalarını, farklı yaştaki oyuncuların birlikte tadını çıkardıkları bir etkinlik haline getirir. Ayrıca sadece çocuklar için, özel kaçış odaları da vardır.
kaçış odası

Kaçış odalarının kökeni

Kaçış odalarının kökeni bilgisayar oyunlarına uzanır. İlk bilgisayarların düşük grafik kapasitelerine alternatif olarak, sözde “karşılıklı konuşma içeren” oyunlar tasarlandı. Bu oyunlarda, basit ve hareketsiz bir görüntüyle birlikte, bir durum ya da bir karakterle yaşanan etkileşim yazılı olarak tanımlanır. Her seviyenin sonunda, oyuncuların açıklanan durumlara göre kararlar almasına olanak tanıyan çeşitli seçenekler ortaya çıkar. Ve oyuncuların yaptığı seçimlere göre oyun farklı şekilde ilerler.

Bu konuşmalı oyunların çoğu, özünde, kaçış oyunlarıdır. Oyuncu, kendisinin ya da prensesin hayatını kurtarmak, hapishaneden kaçmak ya da kötü kalpli düşmanını öldürmek için doğru kararlar almak zorundadır. Bu oyunlar, zaman içerisinde gelişti ya da belki de bugünün oyunlarındaki inanılmaz grafikler nedeniyle orijinlerini yitirdiler.

Bununla birlikte, bu oyun biçimi, akıllı telefonların yükselişiyle birlikte tekrar popülerlik kazandı. Japonya’da, canlı kaçış oyunları 2008 yılında gerçek odalarda oynanmaya başlandı.

Kaçış odaları ve psikoloji

İlk kaçış odası, Attila Gyurkovics sayesinde 2011 yılında Budapeşte, Macaristan’da kapılarını katılımcılarına açtı. Bu kişi, bir grup insanın sınırlı bir süre içerisinde bir odadan bir çıkış yolu bulması gereken, Parapark adlı bir oyun yarattı.

Gyurkovic, kaçış odasını, psikolog Mihaly Csikszentmihalyi’nin akış teorisinden temel alarak geliştirdi.
kaçış odası

Akış, bireyin kendi zevki ya da keyfi için kendini tamamen bir aktiviteye kaptırma halidir. Zaman uçar ve eylemler, düşünceler ve hareketler birbirini takip eder. Akış, bir görev ya da faaliyetin zorluklarıyla bunları yerine getirmek konusundaki yeteneklerimiz arasında bir denge kurduğumuzda ortaya çıkar.

Akış teorisi, kendi zevkimiz için bir etkinliğe dahil olur ve yeteneklerimizle, karşı karşıya olduğumuz zorluklar arasında bir denge kurarsak, her şeyin aktığı bir ruh haline girdiğimizi iddia eder. O anda, zaman çok hızlı bir şekilde ilerliyor gibi görünüyor ve aklımızda fikirler özgürce ortaya çıkar.

“Eğer onları zihnimizde imkansız olarak kabul etmeseydik, çok daha fazla şey başarırdık.”

– Vince Lombardi

Kaçış odalarında akış

Birçok kişi, bir kaçış odasına katıldıklarında, Csikszentmihalyi’nin akış teorisinde betimlendiği gibi bir akış hissetmeye başladıklarını söylüyor. Kaçış odaları, tek amacın oyuncuların iyi vakit geçirmeleri ve söz konusu meydan okumaları kabul etmeleri olduğu, eğlenceli alanlardır. Bu nedenle, kaçış odaları, anahtarı bulmakta başarılı olup olmamanıza bakılmaksızın, kendi başına zevkli ortamlardır.

Her başarılı adımda (bir çekmeceyi açan anahtarı bulmak, bir bulmacayı çözmek ya da bir kilit açmak gibi) anlık tatmin duygusu hissettiğimiz bir süreçten geçmek bizi memnun eder, oyuna devam etmek konusunda teşvik eder ve tüm endişelerimiz bir süreliğine kaybolurken karşımıza çıkaran engellere odaklanmamıza yardımcı olur.

“Başarının sırrı, başarılı bir sonucun resmini aklınızda tutmakta yatar.”

– Henry David Thoreau

Heikkinen, Outi and Julia Shumeyko. “Designing an escape room with the Experience Pyramid model.” Haaga-Helia University of Applied Sciences. 2016. https://www.theseus.fi/bitstream/handle/10024/112798/Thesis-Heikkinen-Shumeyko.pdf?sequence=1