Jacques Lacan ve Bilinçaltının Yapısı

Şubat 1, 2020
Lacan Freud'cu yapısalcılığın sadık bir savunucusuydu. Kariyeri boyunca, bilinçdışı teorisinin gelişimine odaklanmıştı. Bu konuda daha çok şey öğrenmek mi istiyorsunuz? Okumaya devam edin!

Jacques Marie Emile Lacan, 20. yüzyılın büyük bir kısmı süresince Paris entelektüel çevrelerinde önemli bir figürdü. Adı genellikle psikanalizle ilişkilendirilmiştir.

Freud’un bilinçdışını keşfetmesinin önemi hakkında yazmış ve bu konuyu öğretmiştir. Kavramı kendi içinde analiz etmiş, teorisi ve pratiği bağlamında ve çok çeşitli disiplinlerle olan bağlantısı ile ilgili araştırmalar yapmıştır.

Freudcu düşüncenin felsefi boyutlarıyla ilgilenenler için Lacan’ın çalışmaları paha biçilmezdir. Geçen yüzyılda Lacan’cı fikirler, felsefi çevrelerde farklı psikanalitik tartışmaların merkezi haline gelmiştir.
Lacan, pek çok disiplinler arası çalışmaya imza atmıştır

Erken yıllar

Jacques Lacan 13 Nisan 1901’de doğdu. Rahat yaşayan ve burjuva bir ailenin ilk oğluydu. Babası Alfred Lacan ve annesi Emilie Baudry ile katı bir Katolik aileye mansuptu.

1907’de Lacan, Paris burjuvazisine hizmet veren saygın bir Marista okulu olan College Stanislas’a kaydoldu. Orada, güçlü bir dini ve gelenekçi odaklanma ile sağlam bir ilkokul ve ortaokul eğitimi aldı. 1919’da okulu bitirdi ve felsefi inançlarını geliştirmeye başladı.

Lacan’ın mesleki başarıları

Lacan’ın ilk yayınları 1920’nin sonunda yayınlansa da, editoryal faaliyeti sonraki on yıla kadar gerçekten ün kazanmadı. 1930’lar ilk Lacancı dönüm noktalarını barındırır:

  • 1932’de Lacan, doktora tezini psikiyatride “Kişiliğe İlişkin Paranoik Psikoz Üzerine” başlıklı yayınladı.
  • Gerçeküstücüler ve dadaistlerle yaptığı işbirliği sayesinde sanatsal toplulukta önemli bir figür haline geldi.
  • Lacan ilk sunumunu 1936’da Marienbad’daki Uluslararası Psikanaliz Derneğinde (IPA) ünlü “ayna dönemi” teorisi üzerine seminer verdi.
  • 1938’de Lacan’ın “Bireyin Oluşumunda Aile Kompleksleri” başlıklı makalelerinden biri Fransız ansiklopedisinde yayınlandı.

1930’lar Lacan’ın gelişimi için çok önemli yıllardı. Gençliğine, psikanaliz, psikiyatri, felsefe, sanat ve edebiyatla ilgili çıkarların ve etkilerin ve ilgilerin çatışması damgasını vurdu.

Bu dönem aynı zamanda Lacan’ın çalışmasında güçlü bir disiplinler-arası unsurun başlangıcı oldu. Sadece Freud’cu analizi incelemekle kalmadı, aynı zamanda Hegel diyalektiği ve Kojevian pedagojisini de göz önünde bulundurdu. Lacan bu üç perspektife kendi katkısını yapmıştır. “Delilik” in farklı deneyimlerini pek çok açıdan ele almıştır.

Savaş sonrası dönem

1940’lar Lacan’ın yolculuğu için çok önemliydi. Bu on yıl boyunca, büyük bir analitik düşünür haline gelmiştir. Bu dönemde yedi yıllık bir zamana yayılan seminerler de dâhil olmak üzere birçok yazılı materyal ve en tanınmış makalelerini üretti.

Savaştan sonra Lacan, Ferdinand de Saussure’un yapısalcılığını ve bu akımın Claude Levi-Strauss ve Roman Jakobson gibi takipçilerini öğrendi.

Akademisyenler Levi-Strauss’un Ebeveynliğin Yapısal Elemanları kitabının Fransa’daki yapısalcı hareketin başlatılmasının sebeplerinden biri olduğunu kabul ediyorlar. Bu hareket 1950’lerde ve 60’larda gelişti ve varoluşçuluğun teorik üstünlüğüne meydan okudu.

Fransız sosyal teorisindeki bu değişiklik, Lacan’ın dünya görüşünde temel bir yeniden yönlenişe yol açtı. Ancak odağı değişmesine rağmen Lacan, Freudcu Yapısalcı Psikanalize sadık kaldı.

“Bilinçdışı da, aynı dil gibi, yapılandırılmıştır.”

– Jacques Lacan

Lacan, kendini Ortodoks Freudizmin tek savunucusu olarak tanımlar. Analiz için kullanılan dilin anlamını kurtarmanın, Freud’un psişik öznellik konusundaki devrimci odağına ulaşmak için anahtar olduğuna tüm kalbiyle inanıyordu.

Lacan, tüm bu fikirleri dile getirerek “Psikanalizde Konuşma ve Dilin İşlevi ve Alanı” başlıklı geniş bildirgesinde “Lacanizm” i kurmuştur.

Ölümü ve Mirası

1980’de, ömrünün sonuna yaklaşan Lacan, okulu Ecole Freudienne’yi kapatmanın uygun olduğuna karar verdi. Bu, takipçileri arasında iç çatışmalara yol açan tartışmalı bir karardı.

Lacan 1981’de öldüğü için Lacan’ın devam eden tartışmalara katılma şansı olmadı. Kayınpederi ve Le Seminiaire dergisi editörü ”Jacques-Alain Miller, okulu yeniden açtı.

Üç dönem teorisi, Lacan’ın entelektüel yörüngesi boyunca çeşitli kavramların çerçevesini oluşturur. Bu üç dönem hayali dönem, sembolik dönem ve gerçekliktir.

Ancak bu kavramlar hayatı boyunca durağan kalmamıştır. Her dönemin karakterizasyonu ve aralarındaki ilişkiler,  Lacan’ın uzun kariyeri boyunca birçok yenilenme ve değişiklik geçirmiştir.
Siyah karelere dönüşen insan profili.

Jacques Lacan’a göre dil ve kültürel kodlar

Jacques Lacan bize “bilinçdışı Öteki’nin söylemidir” fikrini vermiştir, “Öteki’ni” tamamen uzak ve kişinin kendinin dışındaki her şey olarak tanımlar. Öteki, doğduğunuz ortam, hayatta kalmak ve gelişmek için “dönüştürmeniz” gereken şeydir.

Hayatınızda, yavaş yavaş bir dizi belirteç hakkında farkındalık ve anlayış kazanırsınız. Belirteçler, kavramları ve fikirleri temsil eden işaretler veya kodlardır.

Bu belirteçler bize sadece dış dünya tarafından sağlanabilir. Bu yüzden Lacan’ın terimleriyle “öteki” olmaları, dilin veya “söylemin” bir parçası olmaları gerekir.

Lacan’a göre, sadece dil yoluyla sahip olduğunuz fikir ve duyguları ifade edebilirsiniz. O halde kendinizi ifade etmek için kullanabileceğiniz tek dil, Öteki’nin dilidir. Bilinciniz, Öteki’nin diline göre inşa edilmiş duygular ve görüntüler üretir. Bu yüzden Lacan , “bilinçdışı“ Öteki’nin ”söylemidir der.

Sonuç olarak, Lacan’cı teorilerin psikanalitik uygulama üzerinde önemli bir etkisi olmuştur. Ayrıca bilinçdışının daha nesnel ve açık bir yorumunu da mümkün kılmıştır.

  • Lacan, J. (1987). Seminario 11. Los cuatro conceptos fundamentales del psicoanálisis. Buenos Aires, Paidós, 9, 174.
  • Fages, J. B. (1973). Para comprender a Lacan. Biblioteca de psicología.
  • Braunstein, N. A. (1980). Psiquiatría, teoría del sujeto, psicoanálisis: hacia Lacan. Siglo XXI.