Emmeline Pankhurst ve Kadınlara Seçme Hakkı Sağlama Hareketi

Ocak 6, 2020
Emmeline Pankhurst kadınlara seçme hakkı sağlama hareketinin karizmatik öncülerinden biriydi ve kadınların oy verme hakkı uğruna yorulmak bilmeden savaştı. Bu yazımızda onun hayatı ve politik ve sosyal başarıları hakkında daha fazla şey öğrenebilirsiniz.

Bugün kadınların seçme hakkını savunan ve siyasal bir eylemci olan bir kadının hayatı ve başarılarını keşfedeceğiz. Emmeline Pankhurst kadınlara seçme hakkını vermek için savaşan hareketin en ön saflarında yer alıyordu.

Emmeline Pankhurst kadınların erkekler ile aynı sivil hakları hak ettiğine dair olan tutkulu inancın kişiselleştirilmiş hali olarak tarihe adını yazdırmıştır. Tüm hayatı boyunca kadınların seçme hakkını edinebilmesi için yorulmadan çaba göstermiş ve yoksulluk ve cehaleti ortadan kaldırmak için savaşmıştır.

Time dergisi onu 20. yüzyılın en önemli 100 insanından biri olarak değerlendirir. Kendisi karizmatik bir lider ve yetenekli bir konuşmacı idi. Birçok insana bu savaşta kendisine katılmaları için ilham verdi.

Peki mücadelesi nasıl sonlandı? Gelecek jenerasyonları nasıl etkiledi? Kendi zamanını ne şekillerde değiştirmeyi başardı, bunlar bizim geleceğimizi nasıl değiştirdi? Bu yazımızda sizi inanılmaz bir kadın olan Emmeline Pankhurst ile ilgili daha fazla şey keşfetmeye davet ediyoruz.

Emmeline Pankhurst'ün gençliğinden bir fotoğraf.

Erken Yaşamı

Emmeline Pankhurst 15 Temmuz 1858’de doğdu. Babası Robert Goulden siyasal eylemcilerle dolu bir aileden geliyordu. Emmeline’in annesi Sophia Crane de Man Adası’ndan gelen bir siyasal eylemciydi. Emmeline küçük bir kız iken ebeveynlerinin ikisi de köleliği ortadan kaldırma hareketini destekliyordu.

Emmeline Pankhurst 20 yaşındayken kadınlara oy hakkı verilmesini ve eğitim reformunu destekleyen bir avukat ve siyasal eylemci ile tanıştı ve ona aşık oldu. Bu adamın adı Richard Pankhurst idi ve Emmeline’den 24 yaş büyüktü. İkili evlendi ve beş çocukları oldu.

Kadınlara Oy Hakkı Sağlama Hareketi

Dönemin kadınlara oy hakkı verilmesini destekleyen örgütleri sadece bekar ve dul kadınların oy vermesi fikrini kabullenmeye başlamıştı. Ancak Emmeline ve kocası bu fikri tamamıyla reddetti ve Kadın Hakları Birliği adlı yeni bir grup kurdu

Bu yeni hareket istisnasız tüm kadınların oy verme hakkı tanınması ve boşanma ve miras konusunda eşit haklar olması uğruna savaştı. Grubun kurulmasından kısa bir süre sonra hareket aşırı solcu olmak suretiyle radikalleşti ve üyelerinin birçoğu gruptan çıktı.

Emmeline Pankhurst’ün Siyasi Kariyeri

Emmeline Pankhurst Londra’da biraz zaman geçirdikten sonra Manchester’a geri döndü. İşte bu noktada siyasi aktivizme kendi başına dahil olmaya başladı. Emmeline birkaç kere kadın olduğu için reddedildikten sonra en sonunda Bağımsız İşçi Partisi’ne katıldı. Sonrasında İşsizlere Yardım Komitesi aracılığı ile yiyecek dağıtımı yapılmasına katıldı.

İnsanlarda gördüğü yoksulluk ve çaresizlik seviyesi onu derinden etkiledi. Bu deneyim onu işçi koruma reformu hareketine katılmaya teşvik etti. Başına gelen birkaç olay sonrasında Richard hastalandı ve öldü. Emmeline’ı büyük bir borç ile ve tüm ailelerinden sorumlu olarak arkasında bıraktı.

Emmeline Pankhurst belediyede bir iş buldu ve bölgedeki kadınların sosyal koşullarının kötü yönlerini açığa çıkarmaya başladı. Aynı zamanda artık büyümüş olan kızları da kadınlara oy hakkı tanınması hareketinin parçaları haline geldiler.

Söz Değil, Öz

Siyasal partiler ve kadınlara oy hakkı tanınmasını savunan organizasyonların hiçbir şey başaramaması dolayısıyla hayal kırıklığına uğrayan Emmeline bu grupların hepsini terk etmeye karar verdi. Böylece, Kadınların Sosyal ve Siyasi Birliği’ni (Women’s Social and Political Union – WSPU) kurdu. Bu birlik sadece kadınlara açıktı ve sloganı “Söz değil, öz” idi.

WSPU’nun radikal hale gelmesi ve şiddet içeren taktikler kullanmaya başlaması uzun sürmedi. Hedefleri dikkat çekmek ve intikam almaktı. Cam kırma, özel mülklere saldırılar ve hapishanelerdeki açlık grevleri gibi şeyleri popüler hale getirdiler.

Pankhurst’ın partisindeki erkekler ve otoriteler ona ve diğerlerine birden fazla kere saldırdılar. Ayrıca hükumet de onu birkaç kere hapse attı. Bu dönemde Manchester’deki evini satmıştı ve İngiltere ve Amerika Birleşik Devletlerinde seyahat ediyor ve çalışmaları ile ilgili konferanslar veriyordu.

Emmeline Pankhurst'ün bir fotoğrafı.

Emmeline Pankhurst ve Kadınların Oy Verme Hakkı

I. Dünya Savaşının başlangıcında Emmeline WSPU’nun kadınlarının serbest bırakılmasını sağlamak için Parlamento ile görüştü. Bunun karşılığında şiddet içeren daha fazla taktik kullanmayacağına dair bir ateşkes sözü verdi. Anlaşma ayrıca İngilizlerin Almanya’ya karşı savaşını destekleyen organizasyondaki kadınların desteklenmesini de içeriyordu.

Bu anlaşma hareketin içerisinde anlaşmazlıklara yol açtı. Hatta o kadar tartışmalıydı ki Emmeline ve kendisinin kızlarından biri arasında aşılamayacak bir bölünme yarattı. Savaştan sonra Emmeline solcu siyaset ile ilgili hayal kırıklığına uğramıştı ve hatta bu yüzden muhafazakar partiye katıldı.

O dönemde muhafazakar parti en popüler siyasi partiydi. Pankhurst bu enerjiyi kadınlara oy hakkı verilmesi hareketi için kullanmak istedi. 69 yaşında ölmesinden sadece birkaç hafta önce yıllar boyu gösterdiği özveri ve sıkı bir şekilde çalışması meyvelerini verdi. Emmeline Pankhurst kadınların oy verme hakkını kazanmasını görecek kadar yaşadı.

Kadınlara Oy Hakkı Tanınması Hareketinin Şiddet Yanlısı Tarafı

Pankhurst tartışmalara sebep olan, enerjik ve radikal bir eylemciydi. Bazı siyasi fikirlere saldırdı ve diğerlerini destekledi ve hedefini hiç gözden kaçırmadıİnsanlar ondan eşit şekilde hem nefret ettiler, hem de onu sevdiler. Pankhurst, yaşamın her kesiminden kadına bir ilham kaynağı oldu.

Sonuç olarak Emmeline Pankhurst kadınlara oy hakkı verme hareketinin daha radikal olan tarafını temsil etti. Hareketteki herkes onun şiddet yönelimli metotlarını desteklemedi ancak bu geleneksel anlamda “maskülen” olan stratejiler kadınların davasına dikkat çekmeyi başaran stratejiler oldular. Pankhurst ataerkil sistemin anladığı tek dili konuşma cesaretini gösterdi: şiddetli protesto. Kendisinin taktiklerini onaylasanız da onaylamasanız da, kesin olan bir şey var: sistem onu dinledi, ve kendisini değiştirdi.

  • Cruz Pérez, G. (2012). De la tristeza a la depresión. Revista electrónica de psicología. Iztacala, 15(4), 1310-1325.