Gustav Klimt ve Psikolojik Gerçeği Arayış

Bazı sanatçılar aynı zamanda çok iyi birer psikolog olabilirler. Çünkü onlar, insan ruhu ve doğası hakkında çok derin bilgiye sahiptirler. İşte Gustav Klimt tam da bu özellikleri tablolarında yansıtmaya çalışmış olan bir ressamdır.
Gustav Klimt ve Psikolojik Gerçeği Arayış

Son Güncelleme: 26 Mart, 2021

Gustav Klimt, 1862 yılında Viyana’da dünyaya gelmiştir. Viyana Secession olarak bilinen resim okulunun kurucusudur. Buna ek olarak 1893 yılında duvar tabloları resimleri konusunda uzmanlaşan bağımsız bir stüdyo kurmuştur.

İlk çalışmaları 19. yüzyılın sonlarında yaygın bir biçimde görülen tipik klasik stile sahip tablolardan oluşurken, sanatçının daha olgun stili ise Viyana Okulunun kurulmasıyla birlikte 1897 yılında ortaya çıkmıştır. Burada diğer ressamlarla birlikte akademik sanata karşı isyan bayrağını çekmiş ve Art Nouveau (Yeni Sanat) tarzına çok benzer farklı çalışmalar yapmaya başlamıştır.

Yani aslında Klimt’in, yeni, genç ve serbest stilde bir sanat hareketi olan piktoryal trendinin bir temsilcisi olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Ancak tüm bunlardan önce tamamen gerçek sanat üretmiş bir sanatçıdır. Peki neden? Ressamın en sembolik yapıtlarının arkasında saklanan gerçek nedir?

“Sanat, düşüncelerinizin etrafındaki bir çizgidir.”

– Gustav Klimt

Gustav Klimt bebek tablosu
Bebek (Beşik), Gustav Klimt

Art Nouveau (Yeni Sanat): Gerçek Bir Sanat Türü

Klimt’in eserlerinde öncelikle keşfetmek istediği şey gerçekliktir. Gerçek, sanatçının farkında olmadan ilgilendiği ve onu resim yapmaya iten her şeyi anlamaya çalışmasını sağlayan bir olgudur. Bu kuvvetler ya da motifler onu içsel anlamda harekete geçirerek aynı şeyi defalarca çizmesini, aynı renkleri kullanmasını ve aynı figürleri yansıtmasını sağlamıştır.

Klimt öncelikle kendi sanatının psikolojisine ilgi duymuş, daha sonra ise eserlerini sunduğu insanların mental süreçlerini etkileme amacı taşımıştır. Columbia Üniversitesinde profesör olarak görev yapan ve aynı zamanda Kavli Beyin Bilimleri Enstitüsü direktörü olan Erik Kandel tarafından kaleme alınan bir makaleye göre, bu sayede bazı sanatçılar resimlerinde bizlere düşünceleri ile hitap ederler. Yani bu eserler sanatçının beynini olduğu kadar bunu gözlemleyenleri ve bu şekilde davranmaya iten motivasyonları da ifade eden birer yapıttır.

Kandel’in The Age of Insight: The Quest to Understand The Unconscious In Art, Mind, and Brain, From Vienna 1900 to The Present adlı kitabında yer alan bir araştırma, yüzlerce yıl önce yaşamış olan bu ressamların bize beyin hakkında neler söylüyor olabileceğini bulmayı amaçlamıştır. Bu kitapta yazar, şu tür sorular sormaktadır: Bir ressamın bir tablosunu ya da ötekini yaratmasını sağlayan şey nedir? Bu motivasyonlara tabloları görenler nasıl reaksiyon gösterir?

Bu yaklaşımlar karşımıza psikolojik ve nörolojik sorular çıkarır. Bu sorular sanatı nasıl gördüğümüz ve algıladığımız, nasıl düşünüp hissettiğimiz ya da sanat eserlerini nasıl ortaya koyduğumuzu sorgular niteliktedir.

Gustav Klimt ve Kadın Cinselliğine Olan İlgisi

Kandel’in de çalışmasında ifade ettiği gibi Gustav Klimt bilinçsizlik ressamıdır. Kadın cinselliği ile ilgili belirgin bir anlayışa sahip olan sanatçı bu konuyu ele alarak anlayış biçimimizi zenginleştirmeyi başarmıştır. Kadınların erkeklerden bağımsız olarak bir cinsel varoluşa sahip olduklarını düşünmüştür. Bu bağlamda, Klimt’e göre cinsellik tamamen kendi kendini yönlendiren bir olgu değil, saldırganlıkla birleştirilebilecek bir kavramdır.

Biyolojiye tutkun olan Klimt, Darwin’i okumuş ve Avusturyalı fizikçi Rokitansky’nin konuşmalarına ve incelemelerine katılmıştır. Mikroskopla incelemeler yapan Klimt bu sayede hücre şekillerine ve diğer yapılara tablolarında yer vermiştir. Bu bağlamda, resimlerindeki tüm o oval şekiller yumurta hücrelerini, dikdörtgen şekiller ise spermi temsil eder.

Bunların hepsini The Kiss (Öpücük) adlı tablosunda görmek mümkündür. Ancak bu detaylar çok daha net bir biçimde, Zeus’ın Danaë’yi altın paralarla yıkadığı Danaë adlı eserinde karşımıza çıkar. Dikdörtgen semboller aslında bu altın paraların birer sperm olduğunu ve resimdeki kadın figürünün de tıpkı bir üreme makinesini temsil ettiğini gösterir.

Tabloya soldan sağa doğru bakıldığında Danaë’nin dikdörtgen spermleri ve yuvarlak yumurta hücrelerini döllenmiş embriyolara çevirdiği görülür. Yani tablo aslında gebe kalma sürecini sembolize etmektedir.

Psikanalitik düşüncenin kilometre taşlarından biri diğer insanların bilinç dışı zihinlerini keşfetmenin yolunun öncelikle kişinin kendi zihnini keşfetmesini öngören düşüncedir. Freud kendi yaşadığı dönemde rüyaları yorumlamış, Klimt ise rüyalarında kadınları görmüş ve özellikle kadınların resimlerini çizmiştir.

“Sanatın tamamı erotiktir.”

– Gustav Klimt

Adele Bloch Bauer tablosu Gustav Klimt
Adele Bloch Bauer I Tablosu, Gustav Klimt

Sanat Eserlerine İnsanların Gösterdikleri Reaksiyon

Sanat sevgisi bir dizi beyin sistemi ile ilgilidir. Ancak özellikle beyinde bir sanat eserinden keyif almanın neredeyse tüm bileşenlerini düzenleyen dopamin maddesini etkiler. Bu sistem aşk, bağımlılık, yemek, cinsellik ve genel olarak tüm olumlu ve keyif veren olgulardan beslenir.

Psikanalist ve sanat tarihçisi Ernst Kris ve sanat tarihçisi Ernst Gombrich, her sanat eserinin doğası gereği belirsiz olduğunu ileri sürmüşlerdir. Yani her birimiz bu eserleri farklı şekilde yorumlar, bunları hafızamıza alır, gerçekliği yorumlamak ve ayrıca yeni fikirler üretmek için daha sonra kullanırız.

Bu fikir, beynin bir yaratıcılık makinesi olduğunu ileri süren hipotezle uyumludur. Yani Erik Kandel’in araştırmasına göre eğer birine sevdiği bir nesnenin resmini gösterirsek, dopamin hücreleri çok aktif bir biçimde harekete geçer. Buna karşın kişi romantik bir ilişkide reddedilirse ya da ona karşılıksız sevginin resmi gösterilirse hücresel tepki çok daha şiddetli olacaktır. Ve bunların tamamı gerçektir. Tıpkı hayatın kendisi gibi…

İlginizi çekebilir ...
Sanatın Beynimiz Üzerindeki Etkisi
Aklınızı Keşfedinsayfasında okuyun Aklınızı Keşfedin
Sanatın Beynimiz Üzerindeki Etkisi

İnsan varsa sanat vardır. Sanat insanın varoluşuyla başlamıştır. Bu yazımızda sizlere sanatın insan beyni üzerindeki etkilerini anlatıyoruz.