Gülümsemenin Gücü: Üç Deney

Mart 20, 2020
Dünyanın farklı yerlerinde gülümsemenin önemi üzerine yürütülen deneyler sayesinde, yalnızca gülümsemenin yeterli olmadığını biliyoruz. Gülümseme içten olmalı ve gerçek hisleri yansıtmalı.

Bilim insanlarına göre gülme yetisi olan tek canlı türü insan. Fakat bazıları evcil hayvanlarının ya da doğadaki diğer hayvanların da güldüklerini belirtiyorlar. Burada emin olduğumuz şey, gülümsemenin yalnızca gülümseyen kişide değil, aynı zamanda gülümsenilen kişide de oldukça kuvvetli bir etkisi olduğu. Gülümsemenin gücü ile ilgili bu tezi kanıtlayacak yönde yapılmış çeşitli araştırmalar bulunuyor ve neredeyse hepsi aynı sonuca varıyor.

Tabii bu sonuca varmak için bilim insanlarınca kanıtlanmış deneylere muhtaç değilsiniz; kendi deneyinizi yapıp sonuçları kendiniz de görebilirsiniz. Örneğin; yüzünüze ciddi bir ifade takınarak birinden bir şey isteyin. Ardından bunu gülümseyerek deneyin. Tepkilerinin değişip değişmeyeceğini gözlemleyin.

Genelde gülümseyen insanlara daha kolay güveniriz. Birinin gülüşünün içten olup olmadığını anlamamızı sağlayan bilinç dışı bir mekanizmaya sahibiz. Eğer biri içten gülümsemiyorsa, bu mimik tam tersi etki yaratır ve bu yapmacık kişilere güvenmeyiz. Bu noktada, gülümsemenin gücü ile ilgili deneylerce kanıtlanan olgulara parmak basacağız. Hadi, bu üç deneyi inceleyelim.

1. Gülümsemenin Gücü: Sosyal Tutkal

Gülümsemenin gücü

Gülümsemenin gücü üzerine yürütülen en ilginç çalışmalardan biri bu konuda araştırmalar yürüten bilim insanı Ron Gutman tarafından gerçekleştirildi. Bu araştırmanın sonuçları Forbes Dergisi’nde “Gülümsemenin Değeri Henüz Bilinmeyen Gücü” başlıklı bir makalede yayınlandı.

Çalışma esnasında çok ilgi çekici bir bilgiye ulaşıldı. Araştırmacılar iki insanın yanına genç bir maymun yerleştirdiler. İnsanlardan biri gülümsüyorken, diğeri gülümsemiyordu. Bu noktada inanılmaz bir şekilde, maymun gülümseyen kişiye yanaştı. Deney birkaç kez daha tekrar edildi ve her seferinde aynı sonuç elde edildi. Tahmin edeceğiniz üzere, maymun yerine insanlar kullanıldığında da aynı sonuca ulaşıldı.

Yukarıda bahsettiğimiz makalede İsveç’in Uppsala Üniversitesi’nde yürütülen bir çalışma da inceleniyor. Bu çalışmada farklı yüz ifadeleri gösterilen insanların tepkileri ölçülüyor. Sonucunda ise gülümseyen insanların bu iyi huylu ifadelerini karşı tarafa da bulaştırdıkları görülüyor. Sonuç olarak, “gülümsemek evrimsel açıdan bulaşıcıdır.” Bundan ötürü, gülümseme insanları bir araya getiren bir sosyal tutkaldır diyebiliriz.

2. Gülümseme Hatırda Kalır

Telefonda konuşurken gülümseyen kadın

Gülümsemenin gücü üzerine yürütülen bir diğer çalışma da Durham’daki Duke Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. 50 gönüllünün “seyahat acentesinden” bir kadınla görüşmeleri istendi. Kadınla konuşan bazı gönüllüler ciddiyeti elden bırakmayan bir kadınla konuşurken, bazıları da üzgün görünen bir kadınla konuştular. Üçüncü grup ise gülümseyen bir kadınla yüz yüze geldi.

Araştırma sonucunda gülümseyen kadınla konuşanlar işle daha çok ilgilendiklerini belirttiler. Ayrıca, onunla kesinlikle bir kez daha iş yapacaklarını da belirttiler. Aynı araştırmacılar gülen bir insanın karşısında orbitofrontal korteksin devreye girdiğini de dile getirdiler. Bu bölge beynin haz duyma ile ilişkili bölgesi.

Bununla birlikte, gülümseyen birinin hafızalarda daha çok yer ettiği, tatmin edici ya da ödüllendirici bir deneyimin hafızamıza daha iyi kazındığı sonucuna da ulaştılar. Aynı şekilde, gülümseyen insanların isteklerine karşı daha açık olduğumuzu da belirtelim.

3. Sahte Gülümsemeler İşe Yaramaz

1980 yılında Würzburg Üniversitesinde sosyal psikolog olarak görev alan Alman psikolog Fritz Strack’ın gülümsemenin gücü üzerine yürüttüğü bir çalışmanın sonuçları, tutarsız metodolojisine rağmen oldukça popüler hale geldi. Strack, mutsuz biri gülümsemeyi sevmemesine rağmen gülümsemeye zorlanırsa bu kişinin ruh halinin daha iyi olacağı sonucuna vardı.

Fakat dünyanın dört bir yanından 17 farklı araştırmacı Strack’ın deneyini tekrarlamaya çalıştıklarında, tutarsız sonuçlar elde ettiler. Bundan dolayı, Amsterdam Üniversitesinde psikoloji profesörü olarak görev alan araştırmacı Eric-Jan Wagenmakers konuyu daha da derinlemesine incelemek adına daha geniş bir çalışma yürütmeye karar verdi.

1.894 kişiyle oldukça titiz metotlara dayanan bir araştırma gerçekleştirdi. Çalışma sonucunda, kişinin zorla gülümsemesinin sağlanmasının ruh halinde herhangi bir değişikliğe yol açmadığı ortaya çıktı. Hatta sahte gülümseyen kişilerde herhangi bir değişim görülmedi.

Gördüğünüz üzere, gülümseme yalnızca bir yüz ifadesi değil. Etkili olması için gerçek bir hissiyatla ilişkilendirilmesi gerekiyor. Tabii elbette gülümsemenizi sağlayacak bir uyaran bularak ruh halinizi iyileştirmeniz mümkün.

  • Rulicki, S. (2013). Detective de sonrisas: curso avanzado de comunicación no verbal. Ediciones Granica.