Güç Sahip Olduğunuz Değerlerdedir

· Şubat 22, 2019

Bunun en güzel örneği şüphesizdir ki Gandhi’dir. Gandhi, ikna gücüyle ve her türlü şiddetten kaçınarak bir imparatorluğu yenmeyi başarmıştır. Fakat her gün karşımıza çıkan ve aynı mesajı veren birçok kahraman vardır: güç sahip olduğunuz değerlerde.

Tarih boyunca pek çok insan inandıkları şeyleri savunmak için sıkıntılı dönemlerden geçmiştir. Bu insanlar inanılmaz bir güç sergilemiştir. Bu güç içten, zihinlerimizden ve kalplerimizden gelmektedir. Bu, herhangi bir fiziksel ya da ekonomik üstünlükten kaynaklanmaz. Bu güç kendini daha çok ahlaki üstünlükten kaynaklı olarak gösterir ve başarıyla varlığını sürdürür.

 “Değerleriniz gerçekten kim olduğunuzu tanımlar. Gerçek benliğiniz değerlerinizin bütünüdür.”

– Assegid Habtewold

Bu günlük hayatınızda da böyledir. Değerlerimiz bizi yönlendiren bir pusula görevi gördüğünden adaletsiz ve utanç verici durumlarla yüzleşebiliriz. Açık ve belirli değerlere dayandığında hedeflerimizin peşinden gidebildiğimiz için, aynı şey değerlerimiz için de geçerlidir. Gücümüz buradan gelir. Bu sayede savaşmaya devam ederiz.

Neden Güç Sahip Olduğumuz Değerlerdedir?

Etik bir insanın en derin dayanağıdır. Değerler toplumu uyumlu kılar. Bunun sebebi, değerlerin etkileşim ve birlikte var olabilmeye olanak sağlamalarıdır. Bu neyin iyi ya da arzu edilir ve kötü ya da arzu edilmez olduğu ile ilgili dahili ve harici anlaşmalar, sosyal dokuyu yaratır.
güç sahip

Jean Piaget’e göre otonom etik, ahlaki evrimin en üst noktasıdır. Bu noktaya yalnızca zekamız yeterince geliştiğinde ulaşabiliriz. Etik; tamamen kuralsızlık içinde dünyaya geldiğimiz andan, kendimiz adına düşünme ve kendi kendimize sonuca varma kapasitemiz olan otonomiye giden uzun olgunlaşma sürecinin bir ürünüdür.

Sosyal öneminin yanı sıra, etik kişinin bireysel yaşamında da belirleyici bir unsur olarak kendini gösterir. Etik, eylemleri yönlendirir ve onlara bir amaç atfeder. Ayrıca etik, bize zorluklarla başa çıkma ve zor zamanlarda pes etmeme gücü verir.

Bazılarına göre, bu etik kuralları dine dayandırılmış, hatta din aracılığıyla dikte ve empoze edilmiştir. Bunun sonucunda, insanlar zor zamanlarda dine sığınmıştır. Bazılarına göreyse etik, belirli felsefelere, tezlere ya da inançlara dayandırılmıştır. Bu kurallardan öte, değerlerinden vazgeçip hayata karşı faydacı ve iyiliğe inanmayan bir tutum sergileyen insanlar da vardır. Aynı şekilde, bu insanlar davranışlarına da bir anlam vermezler. Bunu yaparak kendilerini hayal kırıklığına karşı korumuş olsalar da, bu yine de onların hayatlarını doyasıya yaşamalarına engel olmuştur.

Davranış ve Değerler

Güç sahip olduğumuz değerlerdedir ve insanlar kişisel değerlerini inşa etmeden çok daha önce bir evrim sürecinden geçerler. Fakat hepsi bu süreci sonlandırmayı başaramaz. Çoğu insan heteronomi denen aşamada takılır kalırlar. Bu aşamada, çocuk (ya da yetişkin) inançlarına göre hareket etmez. Bunun yerine, onlara empoze edilen otorite figürleri tarafından yönlendirilirler. Neyin doğru neyin yanlış olduğu, bu otorite figürleri tarafından belirlenir ve kişinin temel hedefi otorite figürü ile çelişemez.
yüzünün önünden güvercin uçan adam

Ahlaki gelişim en üst seviyeye ulaştığında, tek otorite kendi bilincimiz haline gelir. Diğer aşamalardan farklı olarak, gelenek, tekrar ya da otorite figürünün söylediklerine göre bir değer yargısı edinmeyiz. Değerlerimiz kişisel yansımalarımızın bir ürünüdür ve her daim toplumun destekledikleri ile ters düşebilme alanına sahiptir. Diğer bir deyişle, değerlerimiz otonomdurlar.

Değerler anlam ifade eder. Bunlar kişinin arzu edilir ya da geliştirmeye değer bulduğu simgelerdir. Değerler davranışları yönlendirir ve onlara bir amaç atfeder. Bir bağlılık belirtirler: yanımızdaki ile uyumlu olmanın doğru ya da geçerli olduğu düşünülür. Etik ise esnektir. Her daim farklı durumların bilinçli olarak değerlendirilmesine dayanır. İşte tam olarak da bu yüzden güç sahip olduğumuz değerlerdedir çünkü, değerler kişinin kendi bilincine dayanır ve dışarıdan empoze edilmez ya da uydurma değildir.

Kendi Bakış Açımız Üzerine Düşünmek

Öyle bir noktaya gelinir ki, davranışlarımızı yönlendiren değerlerimiz üzerine düşünmek bizim için uygun hale gelir. Bazen, prensiplere yalnızca alışkanlıktan ya da geleneksellikten dolayı ya da sadece çoğu insan bu konuda hemfikir olduğu için bağlı kalırız. Dışsal değerlerin peşinden gitmek bizi zaman zaman kayıp hissettirir. Etik, toplumla uyumlu olmamıza yarayan niyet ve davranışlarımıza alan açar ve gerçekten istediğimiz şeyin peşinden gitmek için yeterli güce sahip olduğumuzu hatırlatır.